Uzlete dair az çok bir şey okuduğum, duyduğum vardı. Edebinin olduğunu bilmiyordum,kitap iki bölüme ayrılmış olarak elimize geçmiş. Uzlete kimler girebilir,faydaları -zararları ve sufîler arasında ki farklı görüşleri olan açıklayan bir eser..
Bu kitabımızda yalnızlığın faydaları ve zararları ele alınıyor. Uzletin ne derece faziletli ve erdemli bir hareket olduğu anlatılıyor. Peki biz bu zamanda uzlete çekilebilir miyiz, hiç sanmam şu zamanda dünya bizi ister istemez bir yerde bulur ve bu yalnızlığı elimizden alır geçmiş zamanda bu uzletle şereflenen insanlara baktığımda hayran kalıyorum. Her şeyden elini kolunu çekip tamamen Allah’a ve zikre yönelmek herkesin yapabileceği bir iş olmadığını düşünüyorum. Bir insan ne kadar dünyayla haşır neşir olursa o kadar İslamdan uzaklaşıyor bunu yapanda dünyanın nefse tatlı gelen tarafları ve bu kitapta mükemmel bir şekilde işlenmiş. Hepsini özetlemek gerekirse kitapta uzletin faydaları ve zararları alimler tarafından ele alınmış ve çok güzel bir şekilde işlenmiş okuyup tarafınızı seçebilirsiniz her şeyin en iyisini alemlerin Rabbi Allah bilir sağlıcakla kalın…
yalnızlığı sevenlere, yalnızken Rabbine daha çok sığınanlara, toplumun tüm ikiyüzlülüğünden, dünyanın aldatıcılığından, dünya sevgisinden kaçmak için Rabbinin himayesine sığınmak isteyenlere çok ama çok iyi gelecek bu kitap ve Gazâlî.
selam ve dua ile.
Okudukça kendi köşenize çekiliyorsunuz.. Olayların, kişilerin, durumların akışına kendimizi bıraktığımız şu zamanda, toplum içinde yalnız olabilmeyi, yalnız derken Rabbimizle olabilmeyi öğretti bana. Herkesten sıyrılıp, dünyadan bir an bile olsa kopup, asıl hedefe yönelmek, Rabbimizi zikretmek, ruhen, kalben onunla olabilmek meselesi...
Sanırım hepimizin bir ' uzlet ' i olmalı. Yalnız kalıp kendini dinlemeye ihtiyacı var insanın.
...
Bu sözlerle başlamak istedim incelemeye. Açıkçası benim bu kitaba çok ihtiyacım varmış. Onu anladım satırların arasında.
Uzlet kelime manasıyla ; bir köşeye çekilip toplumdan, insanlardan uzak, yalnız başına yaşama demek.
Ama İmam Şafii'ninde söylediği gibi bir itidali olmalı uzletinde, her şeyde olduğu gibi. Çünkü bunun zararları da mevcut.
Kitap içerik olarak yalnızlığı, yalnızlığın zararları ve yararlarını ele almış. Bunun yanında ibadeti de bizlere aşıladığı fark ettim. Bu düşüncelere hadis ve ayetlerle de destek olması bence daha da güzel yapmış eseri.
Tekrar tekrar okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okumak isteyenlere de tavsiyem.
Bismillahirrahmanirrahim
Kitabımız; bendeki https://1000kitap.com/kitap/ihyau-ulmid-din-4-cilt--228171 inde ikinci bölüm olarak yer alıyor. Arkadaşlık Âdâbı bölümünün hemen akabinde yer alması mevzuyu daha tamamlayıcı kılmış zira ikisi birbiriyle ilişkili konular... Bu yüzden İmam Gazali’nin arkadaşlık ile alâkalı eser/lerinden faydanılmasını tavsiye ediyorum.
Öncelikle “uzlet” i kelime anlamı olarak kısaca tanımlamak istiyorum. Uzlet; “Her türlü meşgaleden bir şekilde uzaklaşıp muhasebe ve murakabe duyguları içinde Allah’la beraber olmanın hem hazzını hem de haşyetini yürekten hissedebilmektir. Yani Allah ile beraberlik adına O’nun dışındaki herşeyden zihnen, kalben ve fiilen alâkayı kesip, belli bir müddet ilâhî huzurda olmanın adıdır.”
Kitabın içeriğine gelecek olursak ilk bölümde İmam Gazali öncelikle ‘uzlet’ hakkında halkın ihtilaf ettiğini ve bu ihtilafın tâbiin-i kirâm arasında başgösterdiğini ifade etmiş ve bu ihtilafların üzerinde durmuştur. Uzletin ihtiyar edilmesinin, halk ile ihtilat etmekten daha üstün olduğunu savunanların yanında; tabiinin büyük çoğunluğu, halk ile ihtilatın müstehab olduğunu, çok dost ve kardeş edinmenin iyiliğini, ülfet peyda etmenin ve Müslümanlarca sevilmenin faziletini savunmuşlardır.
İmam Gazali iki görüşün öne sürdüğü delilleri ele alarak bunları açıklamıştır. Ve bu husustaki ihtilafa şöyle bir açıklık getirmiştir: “ Bil ki, halkın bu husustaki ihtilafı, evlenmek veya evlenmemek hususundaki ihtilafa benziyor. Biz nikâh bahsinde ‘Bu durum haller ve şahıslara göre değişir.’ dedik. Bu da evlenmenin afet ve faydalarını açıkça izah ettiğimize göredir. İşte bu mevzumuzda da hüküm bunun aynıdır.” Ve ikinci bölümde uzletin fazileti, fayda ve afetleri konusunu ayet, hadis ve ulemânın ifadeleri ile konuyu öz bir şekilde
•İmam Gazâlî (rahmetullahi aleyh)'e ait eserler büyük bir maneviyat barındırıyor içerisinde. Uzlet de onlardan bir tanesi. Sayfa sayısı itibariyle az ama içeriği dolu dolu olan bu eseri okurken, okuyup geçmek değildir gayemiz anlamak ve amel etmektir. (İnşaallah)
-
Eserde, yalnızlığın faziletlerinden bahsederken, yanısıra zararlarından da bahsetmiştir. Ortada itidal söz konusudur yani.
Tıpkı tüm konularda olduğu gibi!
Bulunduğu çağın akışına göre insan nefsinin de ayarını yaparak kendisini uzlet ile başbaşa bırakmalıdır.
Nefsine, iradesine güç gelen mevzularda (riya, kibir, gösteriş vb), içerisinde bulunduğu yalnızlık cihadını kaybetmemesi adına o durumdan çıkarmalıdır kendini -ki, sınavını kaybetmesin ve başarıyla tamamlasın.-
Yalnızlık fazilet doludur ama kalabalıklarda da hayırlar vardır bu noktayı es geçmemek gerek.
Rabbim bizlere feraset ihsan buyursun ve O'nun nurlu yolundan ayırmasın.
Uzlet'in de hakkı vardır, hakkını verip, amel edenlerden olabilmek duasıyla
"Uzlet" kelime olarak "Bir köşeye çekilip toplumdan, insanlardan uzak, yalnız başına yaşama." anlamına gelmektedir. İnsanlar, uzlet yani insanlardan ayrılarak tek başına yaşama konusunda farklı farklı görüşler belirtmişlerdir. Kimi uzleti savunurken, kimi insanlarla bir arada olmayı savunmuştur. Kimi yalnız yaşamanın faziletinden söz ederken, kimileri de toplum ile bir arada bulunmanın değerlerinden ve üstünlüklerinden söz etmişlerdir.
İmam-ı Gazali de "Uzlet Yalnızlığın Faziletleri" kitabında bu farklı görüşleri faydalı ve zararlı yönlerini geniş perspektifiyle okuyucuya sunmaktadır. Kısa ve öz olan bu kitap; gerek verilen örnekleme ve açıklamalarla gerek de yerinde verilen tanık göstermelerle uzlet hakkında bir çıkarımda bulunmanızı sağlayacaktır. Ayrıca Uzletin faydaları ve sıkıntıları 2 bölüme ayrılıp ele alındığı için sizin bu konudaki düşünce temelinizi geliştireceğine ve farkları daha iyi anlayacağınıza inanıyorum. Hiç olmasa en azından bir fikir sahibi olmanızı sağlar.
Uzlet hayatını savunan bazı isimlerin görüşleri ve benimsedikleri ayetler şöyledir;
-Fudayl b. iyad: "Dost istersen Allah yeter, arkadaş istersen Kur'an yeter. Öğüt istersen, öğüt almak bakımından ölüm yeter. "
-İbn Sîrîn : "Uzlet, halktan ayrılarak bir kenara çekilip yaşamak da bir ibadettir."
-Süfyan Sevrî: " Şimdi konuşmama, sessiz kalma vaktidir, evlere kapanıp insanlarla birlikte olmama zamanıdır. "
-Bişr b. Abdullah: "Halkın seni fazla tanımamalarına dikkat et. Çünkü sen yarın kıyamet gününde neler olacağını bilemezsin. Eğer orada rezil olacak olursan, hiç olmazsa tanıyanların az olur."
Uzelti savunanların göstermiş oldukları deliller;
"Eğer bana inanmadınızsa, hemen benden uzaklaşın. " (44,Duhan,21)
"Mademki siz onlardan ve onların Allah'ın dışında tapmakta oldukları varlıklardan
İmam-ı Gazâlî'nin bu güzel eseri büyük bir maneviyat barındırıyor...sayfa sayısı az olsa da içinde yazanları okuyup geçmek değil de okuyup anlamak için yavaş yavaş tane tane okumak gereken yerlerin altını çizip üstünden bir kez daha okumak gerekiyor ki anladıklarımızı amel edelim diye ve inşaAllah okuduklarımızı amel etmek bizlere nasip olur.
eserde her ne kadar uzlet'in faydalarından yalnızlıktan bahsedilmiş olsa da bunun bir de zararlarından bahsedilmiştir.
uzlet hayatını savunanlar ve savunmayanlar ayrılmıştır mezheplerin görüşleri ve bu görüşlere olan delilleri ile beraber.
uzlet hayatını savunanların başında Süfyan Sevrî, İbrahim B. Edhem, Davut Taî, Fudayl B. İyad, Süleyman Havass, Yusuf B. Esbat, Huzeyfe B. Mer'aşî, Bişr-i Hafî gibi isimler yer almaktadır.
uzlet hayatını savunmayanların başında ise Said B. Müseyyeb, Şa'bî, İbn Ebu Leylâ, Hişam B. Urve, İbn Şübrüme, Şurayh, Şurayk/Şerîk B. Abdullah, İbn Uyeyne, İbn Mübarek, İmam Şafiî, Ahmed B. Hanbel gibi isimler yer almaktadır.
uzlet hayatını savunanların bazı görüşleri:
Fudayl B. İyad şöyle der: dost istersen Allah yeter, arkadaş istersen Kur'an yeter, öğüt istersen öğüt almak bakımından ölüm yeter.
Vuheyb B. Verd şöyle der: bize gelen bilgilere göre hikmet on parçadır. hikmetin onda dokuzu susmaktadır onuncusu da halktan ayrılarak yalnız yaşamaktır.
yalnızlık fazilet doludur ama kalabalıklarda da hayrlar vardır.
Gazzâlî (Farsça: الغزّالی) (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır.
Gazzâlî Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcân şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Tasavvuf'a yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin tesiriyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki vazifesini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında hacca gitti.
Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi. Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı tekkede müritleriyle birlikte sufi yaşamı sürdü. Gazzâlî 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde öldü.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfuzu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi.
İlk Haçlı Seferi de Gazzâlî döneminde yapılmış, Gazzâlî 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazzâlî ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikrî bir çöküntü tamamlıyordu.
Gazzâlî'nin öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikrî akımları araştırmasına neden oldu. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısıma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördü. Bunlar; felsefeciler, kelâmcılar, sûfiler, bâtınîlerdi. Hepsinin görüşlerini inceleyerek; kelâm, felsefe ve Bâtınîlik yolunu kitaplarında ayrıntılarıyla tenkit etti ve sûfilerin yolu olan tasavvufa yönelerek hakikati bu yolda aradı.