"Seni bekleyeceğim...
Beklemeye değersin."
Neydi böyle...
Vahşi Aşk...Hani öyle görünce kitabı, ismini ben normal bir aşk kitabı okucam sandım ama dram dram dram, ki ben çok seviyorum. Öyle güzel, öyle acı, öyle bir aşk ki. Çok sevdim diyecek çok bir şeyim yok. Devam kitabı sessiz Dylan'ı anlatacak ona da ayrı düşeceğime eminim. Ve bu gibi kitapları okuduğumda inanın, iyiki güzel bir aileye sahibim diye kafamdan geçiriyorum hep.
Shane ve Remy, ooyyyhhhh...
Shane; başarılı bir sörfçü henüz 22 yaşında. Okyanusa aşık, hayalleri olan, sörf dünyasında ünü olup yarışmalara katılan, annesini bir kazada kaybettikten sonra yine okyanusa aşık babasıyla yaşayan yakışıklımız. Bir sabah erken saatlerde sörfe giderken, karşı apartmandan çıkan bir kız görür ve tanışır, Remy.
Güzel Remy, canım Remy, güçlü Remy...
İkiz kardeşi Dylan ve vurdumduymaz anneleri ile sürekli taşınmış, iyi, köhne, berbat yerlerde yaşamış tam bir yere alışıyoruz derken çekip gitmiş, hayatları boyunca doğru düzgün bir yaşamları olmamıştır. Sadece iki yıl daha dişlerini sıkmaları gerekmektedir, 18 yaşına girip reşit olup özgürlüklerini elde edecekler kardeşiyle. Anneleri tam bir y*lloz yani başka şekilde nasıl anlatırım bilemiyorum. Her gördüğüne küçük büyük demeden sarkan, zora gelmeyen, çocukları varmış yokmuş umrumda olmayan kendi halinde biri aslında. Remy, sahip olduğu fotoğraf makinasıyla sabah erkenden kalkıp okyanusu, gün doğumunu çekmek için evden çıktığında karşılaştığı Shane'e ilk görüşte aşık olur. Ama ne aşk...
Remy, çok güzeldir ama yaşı küçüktür, Shane ne kadar uzaklaşmak istese de kendini tutamaz. Birbirleriyle iyi kötü her şeyi paylaşmaya başlarlar ve genelde kötü, umutsuz olan kısım hep Remy tarafındadır. Shane, onun her şeyi olur. Vedalaşmaları hiç sevmeyen Remy, Shane her yarışma için