Herzl'ın o zaman için düşündüğü iki yer var, biri Arjantin biri Filistin. Ancak bahsedilen topraklar boş araziler değil. İçinde ulusların yaşadığı devlet toprakları.
"Ve eğer farklı uluslardan ya da farklı inançlardan bir adam aramıza yaşamak için gelirse, ona itibarlı bir koruma ve kanunlar önünde eşitlik hakkı sağlayacağız." S.129
İlk bakışta masum bir ifade gibi gözükse de insanların yaşamakta olduğu topraklar işgal edilecek, daha sonra onlarla beraber yaşamak isteyenler olursa onlara imtiyaz tanınacak. Kitabı okuma nedenim de, daha doğru olacak bir ifadeyle; mevcut işgalin manifestosu olma niteliğini taşımasaydı.
Aslında yukarıdaki ifadenin altında, Filistin'deki mevcut meselelerin de temeli yatmakta. Devletin(!) himayesine(!) giren haklara sahip olacak. Diğerlerinin bir hak talebi olmayacak.
**
Kitapta, Hıristiyanlar için alışveriş, iletişim vb. konulardan bahsediyorken, Müslümanlardan sadece bir yerde o da bir örnek verirken "Muhammedîler" olarak bahsetmesi de ayrı bir konu.
**
Yine kitapta; kuruluşun temellerinin, Yahudi iş adamlarının şirketleri ve Yahudi vakıf ve dernekleri vasıtasıyla olacağını anlatıyor. Bu kurumların fonları ile devletin kurulacağından ve gelişeceğinden bahsediyor ve defalarca bunu vurguluyor. Madem bu kitap, bir manifesto niteliği taşıyor; o zaman mevcut Yahudi marka, şirket, Vakıf, dernek ve benzeri kurumların hala oraya fon aktardığı gerçeğini ortaya koyuyor. Hiç küçümsenecek bir husus değil.(!)
**
Geçmişte zorluklar çekmiş bir millet. Ancak bu, yapılan işgali ve terörü ne olursa olsun masumlaştıramaz.
**
Herzl bayraklarını da şöyle tanımlıyor; "Beyaz zemin yeni hayatımızın saflığını, temizliğini sembolize edecek.."(S.130) Peki hayal edilen bu saflık, şimdi ne alemde ve hangi renk?
(E-Pub olarak okudum)