Günaydın, mutlu pazarlar.
Bir yazarda en son kitabı okurken onun en iyilerden olmasını isterim. İyi bir kitapla final yapayım, tadı damağımda kalsın ve yeniden bir kitabıyla karşılaşırsam da rahatça okuyayım isterim. İşte tam bu noktada hepimizin gördüğü üzere 700 sayfalık bir kitap var. Almanya’da başlıyoruz kitaba ama şu an benim için en önemlisi kitabın konusunu aktarmak. Bu kadar uzun olmasının güzel yanı daha fazla, yoksa sonuna kadar nasıl katlanırdık?
Şöyle ki dünya çapında bir cinayet şebekesi var. Üstelik bu şebeke dünyanın her tarafında bilinen, tanınan değerli insanları öldürüyor. En önemli olan olaysa bu durumların içerisinde kitabın ilk sayfasında birinin ölüp 500 sayfa sonra katilin bulunması ve bütün kitabın bu tek olay üzerinde geçmesi saçmalıklarının olmaması. Dikkat çekici olarak en temel özellik bu.
Bir cinayet şebekesi olduğu gibi bu şebekenin karşısında olan, bu cinayetleri engellemek isteyen kanun adamları da var ve çeşitli bölgelerde çeşitli ekipler kuruluyor. Avrupa ülkeleri en son polis benzeri ortak bir grup kuruyorlar ve ülkemizde de Baş komiser Kenan karakteri bu oluşuma dahil oluyor.
Olayların bir yerde çözümlenme süreci var lakin tam bu süreçte -bunun benzerini daha önce de belirtmiştim- yazar bizlerden olduğu için biraz daha bizlere özel bir kitap yazıyor. Yani bütün meselesinin çözümü, görüldüğü gibi olmadığı Kenan karakteri sayesinde anlaşılıyor ve herkes iş bitti derken o bitmediğini tahmin ederek araştırmalarına devam ediyor. Yeni bir cinayet de onun haklı olduğunu gösterirken kendisi aynı zamanda araştırmalarıyla ve bulduğu ipuçlarıyla ilerleyerek çok başka adeta kamp gibi bir yere ulaşıyor.
İki noktada ise olumsuzum. Aslında bunlar kitap uzun hem de epey uzun olduğu için normal karşılanabilir mi bilemiyorum ama birisi çok fazla
Uluslararası bir cinayet şebekesi dünyanın her tarafında seçkin işadamlarını, ünlü siyasileri ya da o toplumun sivrilen kişilerini belirli bir menfaat karşılığında yok etmektedir.
Dikkat spoiler içerir.
Avrupa'nın pek çok şehrinde garip cinayetler işlenmektedir. Bu cinayetlerin tek bir ortak noktası vardır. 3 harfli bir kısaltma yazan pahalı bir kartvizit cesetlerin yanına bırakılmaktadır. Bu cinayetleri engellemek için Avrupa ülkeleri ortak bir polis grubu kurar ve Türkiye'den bu ekibe başkomiser Kenan katılır. Kenan, dışlandığını hissettiği toplantıdan kendisi gibi bir arkadaşı ile çıkıp bir bara gider ve burada tesadüf eseri peşine düşeceği örgüt ile ilgili bir ipucu bulur. Kartvizitler İngiltere'de yapılmaktadır. Burada Ethan Capshow soyadlı bir avukata ulaşırlar. Bu avukat aslında örgütün ölüm timlerine yapılacak işleri vermekte, lojistik desteklerini sağlamaktadır. Bu timlerde nemfomanyak İngrid, sevici Paula, Max, Gustav vb. bir çok isim bulunmaktadır ve genelde bir erkek bir kadından oluşan timler iş yapmaktadır. En sonunda avukatın malikanesine baskın düzenlenir ama her yer ceset doludur. Emri alan İngrid ve arkadaşları oradaki herkesi öldürmüştür. Bütün polis teşkilatları işin bittiğini zannedip sevinir ancak Kenan böyle olmadığını bilmektedir. Aslında öldürülen Capshow'un zamanında askerlik yaparken yüzü yanan abisi Harry Capshow ve sadık yardımcısı Jonathan Crenna bu örgütü kurmuştur ve merkezi Barbados'tadır. Cinayetler devam edince Kenan haklı bulunur ve kendisi iz bulmak için Barbados'a gider. Burada İngrid, kamp komutanı olarak yeni paralı askerlere eğitim vermektedir. Zor da olsa çiftliğe sızan Kenan, Harry Capshow ile karşılaşır. Ortalık karışacaktır. Kim olduğu deşifre olan Kenan acaba bu işten sağ salim kurtulabilecek midir? İngrid onu öldürebilecek midir? Bundan sonra neler olacaktır? Keyifle okunan bir roman.
bence osman aysu nun en güzel kitaplarından biri, Hem çok uzun ,hem çok akıcı, Macera dolu bir kitap
bu kitabında diğer kitaplarından ki farkı, Osman Aysun'un polisiye'de kitaplarından daha farklı geldi bana Gerçi bu da polisiye ama sanki yabancı bir yazardan okuyormuş gibi o hisse kapıldım.
Osman Aysu ilk okuduğumda yorumlarda .okuyanların anlattıklarında finalleri çok iyi olmadığını söylüyorlar dı .
gerçekten Osman Aysun'un kitabının finalleri kitabı gibi olmuş olsa belki de dünya çapında bir yazar olabilirdi finaller ne bileyim bir grance gibi değil.
agatha christie gibi degil ,
bu kitapta cok muhteşem ama kitaba göre final biraz sönük kalmış bence
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.