Azerbaycan şairi Genceli Nizami'nin muhtemelen 12. yüzyıl sonlarında tamamladığı, hamsesinin dördüncü eseri. Tasvir edilen olayların merkezinde Sasani İmparatoru 5. Behram -Behram-ı Gur- var. Nizami, kendi çağı hakkındaki eleştirilerinin yanında romantik düşüncelerini, Gurlu Behram'a ve kadim zamanlara aksettirmiş. Her ne kadar Firdevsi'nin Behramı'ndan artakalanları yazmış olduğu düşünülse de kimi zaman, yaşamı gerçek ve mitin karışımı haline gelen şahanşah Behram'ı konu edinip bu çetin işten alnının akıyla çıkmış, Yedi Güzel'i Balkanlar'dan Doğu Türkistan'a uzanan coğrafyadaki sayısız halk tarafından tanınmış.
Divan edebiyatında örnekleri bolca olduğu gibi, "yedi güzel" imgesel anlamlar taşır. Behram türlü kahramanlıklar gösterir, misal; ejderha öldürür. Ve elbette yeddi gözeli görür.
Azerbaycanlı şair ve çevirmen Memmed Rahim'in Farsça-Azerbaycan Türkçesi çevirisinden, Memmed Rahim'in uyaklarına dokunmadan Türkiye Türkçesine yaklaştırırsam:
...
Seferden geri dönerken bizim şah,
Xeverneq içinde neşeli ve gümrah
Geziyordu, gördü ki hayli meraklı
Bir hücre var, kapısı kilitli, bağlı
Olmamış orada, sözümün düzü
Ne yad, ne haznedar, ne Behram'ın özü
Sordu: "bağlamış kim bu hananı,
Bunun kapıcısı, açarı hanı?"
Açarcı tez geldi, elinde açar
Şah açtı kapıyı, gördü büsat var
Gördü, hazinedir ev baştan başa
Sanatkar gözüyle, etti tamaşa
Ne varmış duvarda, gör ki ustayı
Çin'in o yüz güzelinin, nigar nigarıstanı (1)
Yetmezdi buna hiç bir kudret,
İşlenmiş duvarda, bir ince sanat
Resmetmişti, güzel, yedi şuh peri
Her biri, bir elin parlak ülkeri (2)
Hind şahının kızı sevimli "Furek"
On dörtlük ay gibi, dilber bir melek.
Çin'in hakanının kızı "Yağmanaz" (3)
Güzeller afeti, misli tapılmaz.
Bir keklik yürüyüşlü, şuh, solmaz peri,
Harezm şehzadesi güzel "Nazperi".
Slavyan şahının