Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
328
Basım Tarihi:
1997
Yayınevi:
Güney Yayıncılık
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·400 syf.··
2021 8. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 00:36
Yarı açık cezaevinden on bir mahkûm bir haftalığına bayram iznine çıkar. Her bir mahkûmun kendine özgü sorunları, acıları, umutları ve özlemleri vardır. Her biri Türkiye’nin değişik bölgelerinden ve farklı sosyal kesimlerinden gelmektedir. Bu izin sonrası kimi cezaevine geri döner kimisi dönemez... Dram filmi değil, gerçeklerin filmidir Yol. Umutsuz değil, umutludur. Mahkûmların duymuş olduğu pişmanlıklar başka bir yolun daha var olabileceğini sunuyordu bizlere. Cezaevindeyken kaleme alınan senaryo, bir nevi Güney’in yakın çevresini ve kendisini anlatmaktadır. Uzun bir süre hapishanede kalan Güney, mahkûmları çok iyi tanıyor. Senaryo yazımı esnasında izne ayrılan mahkûmların hikâyelerini dinliyor, onlardan izinlerinin nasıl geçtiğini anlatan yazılar istiyordu. Bir yandan da çekimin yapılacağı farklı coğrafyalara araştırmacılar gönderiyor, oranın halkından bilgiler topluyordu. Senaryoda on bir mahkûmun hikâyesi bulunmakta fakat cunta yönetiminde çekilen bu film birçok zorluklarla karşılaşmış ve maddi yetersizliklerden dolayı Şerif Gören altı mahkûmun hikâyesini çekebilmiştir. Bir mahkûmun eşini oynayan oyuncunun performansını beğenmeyen Güney, montajlarda o mahkûmu da çıkartarak filmde beş mahkûmun hikâyesini anlatmıştır. Bu senaryo kitabı filmin kırpılmamış hâlidir. Filmde göremediğimiz cezaevi sahnelerini ve diğer altı mahkûmun hikâyesini bu kitapta okuma fırsatını yakalıyoruz. Cezaevinden film yöneten Yılmaz Güney bütün baskılara ve parasızlığa rağmen dünyanın en başarılı filmlerinden birini armağan etmiştir bize. Bize düşen de Yol'u anlayabilmek ve o Yol'da ilerlemek.
Sinema
YolYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017161 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
Ben bu hayatta önce insanlara güvenmeyi sonrada bunu tekrar yapmamam gerektiğini öğrendim Kime güvendiysem her koşul pişmanlık duydum tavsiye ederim ki kimseye güvenmeyin
İnsan
YolYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017161 okunma

Yazar Hakkında

Yılmaz GüneyYazar · 30 kitap
Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürt olan Yılmaz Güney, özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır. Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverek Desman Köyü'nden olup Annesi Muş'un Varto ilçesindendir. Kendisi Adana'da büyümüş ve Adana birçok filmine konu olmuştur. Adana'da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı. Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. "Karacaoğlan'ın Karasevdası"nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur. İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı "Hudutların Kanunu"dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur. Yılmaz Güney, 1971 yılında Efraim Elrom'un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan olmak üzere diğer Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl "Arkadaş" filmini çekti. Yine aynı yıl "Endişe" adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu "Şeytanın Oğlu" filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde senaryolarını yazdığı ve Zeki Ökten tarafından çekilen "Sürü" ile yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından çekilen "Yol" filmleri büyük ses getirdi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa'da "Duvar" filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı "Duvar" onun son filmi olmuştur. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi ve Paris'te toprağa verildi.