Yunan Mezalimi (Türk'ün Siyah Kitabı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.431
Gösterim
Adı:
Yunan Mezalimi
Alt başlık:
Türk'ün Siyah Kitabı
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
426
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sebil Yayınevi
Baskılar:
Yunan Mezalimi
Yunan Mezalimi
405 syf.
·2 günde·7/10 puan
Çok eski zamanlarda okuduğum bir kitabın incelemesiyle daha sizlerleyim. Bu kitap için de sizden ricam, sol görüşlü Oral Çalışlar 'ın eserinde olduğu gibi veya sağ görüşlü Necmettin Hacıeminoğlu 'nun eserinde olduğu gibi; siyasi ve sosyal görüşlerinizi bir kenara bırakarak sadece eserde anlatılanları göz önüne almanız...

Keza bilenler bilir, Kadir Mısıroğlu Osmanlıcı, İslamcı düşünceleri; Atatürk karşıtı ve ideolojik propogandalarıyla bazı kesimlerim kendine yakın hissedip sevdiği, bazı kesimlerinse ciddi manada tepki gösterdiği bir isim.

Bana soracak olursanız, ben şahsen pek kendisinden haz etmesem de çok kez işittiğimiz "Batı'nın iyi yanlarını alıcan, kötü yanlarından uzak durucan!" söylemlerine benzer bir tutumla hareket etmekteyim Zira her görüşü bilmek hem bakış açımızı genişletir, hem empati kurabilmemize olanak sağlar...

Zira KKTC Eski Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Rauf Denktaş'ın bile okuyup teşekkür mektubu yazdığı bir kitapla karşı karşıyayız. Ki Rauf Denktaş'ın da siyasi düşüncelerinin, yaşam biçiminin, söylemlerinin vs Kadir Mısıroğlu ile örtüşmediğini, aksine zıt olduğunu düşünürsek, bu kitabı önyargısız bir şekilde okumak gerektiğini de daha iyi özümsemiş oluruz.

Kadir Mısıroğlu isminin yaratabileceği önyargıyı biraz olsun hafifletebildiğimi umarak, kitapla ilgili detaylara geçiyorum.

Kitap ne günümüzü ne de günümüzde ki siyasi olayları ele alıyor. İlk baskısı 1966 yılında yayınlanmış olan bu kitap, 1976 yılı baskısı ile güncellenmiş olup, milli mücadele yıllarında ve Kıbrıs Harekâtı dönemlerinde Yunanlılar'ın Türkler'e yaptığı zulümleri ve o zulümlere dair belgeleri içeriyor.

Kitap anlatım bakımından akıcı ve coşkulu bir anlatıma sahip... Fakat kitapta Arapça ve Farsça'dan dilimize geçen birçok kelime kullanıldığı için bazı cümleleri tam manası ile anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Bunun dışında kitapla ilgili olumsuz gördüğüm bir nokta, doğrudan başka bir milleti bu denli sert bir dille ele alıyor olması. Bu cümleme tepki gösterenleriniz olacaktır ancak hiçbir millet -hele ki günümüzde, olaylarla alakası olmayan nesilleri-, doğrudan doğruya hedef alınmamalıdır. Yunanlar'ın sebep olduğu şeyler tabii ki de kitap haline getirilebilir ancak bunu yaparken cümlelerde seçici olmak ve bütün bir milleti zan altında bırakmamak gerektiğini düşünüyorum.

Bu tarz kitapları sevenler için güzel gelebilir ancak birçoğunuzun okurken ara ara sıkılabileceğini düşünüyorum. Ama okunmaya değer bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Herkese iyi okumalar!

* Bahsini ettiğim Oral Çalışlar ve Necmettin Hacıeminoğlu'nun kitapları için yaptığım incelemelere sırasıyla
(bkz: Oral Çalışlar / Liderler Hapishanesi (12 Eylül Günlükleri))
(bkz: Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu / MİLLİYETÇİLİK - ÜLKÜCÜLÜK - AYDINLAR)
bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
405 syf.
·10/10 puan
Yazılanların gerçek olmamasını dilerdim, bir korku filmi izlemeyi, bir cinayet romanı okumayı dilerdim. Bunun yerine değil, tam olarak bunun içinde. İnsan kurgu olmasını diliyor Ya Rabbi bu kadar zulüm olmaz olamaz diyor. Fakat bunlar bizim gerçeğimiz. İnsan hakikaten çok unutkan bir varlık. Bunlar geçip gitmedi, zulmün de zalimin de adı değişiyor yalnızca. Ruhu hassas olanlar okumasın da demek istiyorum, herkes okusun, okumalı da.. Bilemedim, ruhumu boğdu. Kitap değil, tarih. Bizim tarihimiz. Yarın unuturum, biz de böyleyiz işte (!)
405 syf.
·20 günde·8/10 puan
Köy köy ilçe ilçe Yunanlıların yaptığı mezalimi ele alan kitap, bu mezalimin olması için yapılan hazırlıkları ve bizim gafletimizi de işlemiş. Milli kinimiz için her zaman hatırımız da kalması açısından önemli bir kitap.
405 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Sekiz bölüm halinde olan bu kitapta ; Yunanlıların işgal sürecinde yaptıkları ( bir insanın okumaya dahi tiksindiği...) zulümleri,itirafları,ihanetleri,mektupları okuyabilirsiniz...

Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
426 syf.
·10/10 puan
TÜRKÜN SİYAH KİTABI: Yunan Mezalimi,eserini bitirmiş bulunmaktayım. Milli bir ibadetimi gerçekleştirdim. Yunanlıların,Türk kadınlarının nasıl iffetine göz diktiğini, suçsuz bebeklerin kulaklarını kesip nasıl mektupla eşlerine yolladıklarını okudum. 80 yaşında ihtiyar bir Türk'ün sırtına binip nasıl alay geçtiklerini okudum. Camii'ye kaçıp,doğum yapmakdayken dipçik darbeleriyle ölen kadını, tecavüze uğramış 12 13 yaşındaki kızlarını okudum. Ve atalarım olan bu insanlardan "Milli Kin" devraldım. Eser akademik bir eserdir, 26 Bibliyografi'den yararlanılıp,Kadir Mısıroğlu tarafından Türklüğe hizmet amaçlı yazılmış,oluşturulmuştur.

Türkler,dünya'nın en büyük kanunun savaş olduğunu ve gafillik eden milletlerin, buhranlar yaşayacağını unutmasın.
CBS Televizyonu (ABD) muhabiri de görgüsüne istinaden șu beyanda bulunmuștur.

“Lefkoşa’da bir çöplükte 88 Kıbrıslı Türk’ün cesedi bulundu. Bu Türklerin tümü Rum ve Yunanlılarca kurşunla delik deşik edilerek öldürülmüş ve öldürülmeden önce tellere bağlanmış. Cesetlerden kiminin başı gövdeden koparılmış.”
Kadir Mısıroğlu
Sayfa 394 - Sebil Yayınevi
Mevlana Mehmed Ali Han, ölünceye kadar çok ateşli bir Hilafet ve Türk taraftarı olarak mücadelesine devam etmiştir. Fakat Türkiye'de Hilafet kaldırılınca Hindistan'daki Hilafet çalışmaları tabii olarak akamete uğramışsa da, bu çalışmalar Hind Müslümanları birleştirmiş ve imanlarını kuvvetlendirmiştir. Bu birlik ve mücadelelerden de bir büyük İslam Devleti olan Pakistan doğmuştur.
Kadir Mısıroğlu
Sayfa 334 - Sebil Yayınevi
TÜRK KATİLLERİNİN KANLI HATIRALARI
YAPTIĞI ZULÜMLERLE ÖVÜNEN BİR YUNANLININ MEKTUBUNDAN

- "Gönderdiğim kulakların her birini sevgililerinize bir zafer hediyesi takdim ettiğinizi yazıyor, ve Türk kadınlarıyla geçirdiğim dakikalardan, (gasbettiğim) mallardan bahsetmemi istiyorsunuz."

- "Azizim Mihail, hayatım o kadar sefalı, o kadar renkli ki!.. Emin ol, 14. Lui bile benim kadar gönül alıcı genç kızların kucağında mesut olmamıştır! Öyle Venüsler'e mâlik bulunuyorum ki, onların yalnız ırza değil, hayatları da benim elimde!"

- "Her gece 8-10 Türk-Osmanlı kızını ağlata ağlata soymak, oynatmak, bir zaman tehditle, işkencelerle onları mey'us (kederli) ettikten sonra müstehzi (alaycı) gülüşlerimizle rakslarını alkışlamak Helen Oğulları'na ne kadar neşeli bir gurur veriyor!"

- "Sabahlara kadar Yunan subaylarıyla birlikte bu nefis ve dilber Türk kadınlarının çıplak sevimli manzaraları karşısında Mağlup olmaz Kralımız'ın şerefine billûr kadehler şakırdatıyoruz!"

- "Fakat bilsen, bunları ne maharetle oynatabildim!.. YANYA'nın düştüğü gün, bütün Müslümanlar şanlı Yunan ordusunun korku ve vahşetiyle samanlıklarda saklanırken, ben evvelce tanıdığım güzel müşterilerimin evlerini (kapılarını) çalarak birer birer onları himaye edeceğimi söyledim. Derhal sevinerek icabet ettiler."

- "Zaten bu aptalları aldatmak için öteden beri ben müfrit bir Osmanlı kesilir, Yunanlar'a karşı hiddetli görünürdüm."

- "Bütün mücevherat ve paralarıyla benim eve geldiler... İlk günlerde 19 Müslüman vardı. Bunlardan 7'si eğlenceme mâni olduğu için, birer suretle kuyuya yuvarlandı!.. 3 ihtiyar kadın da faydasız ve can sıkıcı olmak hasebiyle, kolayca boğazlandı!"

- "Şimdi en müstesna ve lâtif olarak 9 metrese mâlikim!.. Bunların arasında parmaklarında fındık kadar pırlantalı yüzükleri olan sarışın endamlı 2 kız vardı, Miralay'ın kızları... Daima inatkâr vaziyetleri ile beni çok uğraştırıyorlardı! Yemek yemedikleri için günden güne zayıflayarak âdeta bir iskelet halinde kuru ve çirkin oluyorlar."

- "Daha genç iki yüzbaşı hanımı var. Biri hamile...Geçen gün çırılçıplak soyunmak ve oynamak istemediği için kendisini güzelce tokatladım, tekmeledim. Çocuk düşürdü!"

- "Bu uğursuz Türk yavrusunu, ayaklarımla annesinin gözleri önünde, yumurta kırar gibi ezdim! (Kadını) o halinde bile dediklerimi yapmaya zorladım. Bijlirsin, Mihail, ne kadar inatçıyımdır!"

- "Öbürleri bir doktor binbaşının 3 sevimli kızıyla, 2 mülâzım hanımından ibarettir."

- "Bunlar benim 4 senelik yağlı müşterilerimdir. Avrupa'dan lavantalar, pudralar getirir, bire on kazanırdım. İlâçlar, maden suları başka bir yekûn!.. Eczaneme şöhret veren (bu) doktordur. Sersem, hastalarına mutlaka benden ilâç almalarını tavsiye ederdi!"

- "Türkler'i bir inek gibi sağdım!. Muharebeden evvel eczanemde 2.000 liralık mal vardı. Atina'da sizin karşınızdaki dükkânları

3 senede yaptırmıştım. Bundan başka her ay gizlice Yunan Donanması'na 8 lira verirdim. Etniki Eterya Cemiyeti'ne de 6 lira yollardım."

- "Fakat şimdi sormuyorsun, servetim ne kadar!.. Geberttiğim 3 kocakarının elmasları, kuyuya yolladığım Müslümanlar'ın banknotları fena bir yekûn değil... Fakat bu ganimet hiçtir, Mihail, hiç!.. Yanımdaki 9 metresin her birine IRZLARINA TECAVÜZ ETMEMEK şartıyla aramızda bir mukavele var. Fakat karşımızda çırılçıplak oynayacaklar, raksedecekler, bize içki dağıtacaklar! Buna mukabil bütün mücevherlerini ve elbiselerini teberru(!) ettiler. Evlerine gittik. En gizli yerlere gömdükleri servetlerini çıkarıp bize teslim ettiler!"

- "Bütün mallarını aldığımıza kanaat getirdikten sonra, muahedeyi parçaladık. Ahdi bozduk! Böyle mahkûm ve esir adamlara verilen sözün kıymeti olur mu?"

- "Avrupa siyasetçileri hakikaten çok güzel bir kaide koymuşlar: Kuvvet, hakka üstündür!"

- "Bilirsin, ben Atina'dan diploma alarak YANYA'daki eniştemin yanına geldiğim zaman, çok züğürt idim. Bakkallık eden eniştem, HASAN BEY isminde şişman bir Türk beyine beni takdim ettiği zaman, bir saat içinde herifi kandırdım. Haftasında eczane açıldı!.. HASAN BEY bütün zengin aileleri bana getirdi."

- "Asıl anlatmak istediğim meseleye geldim. Bunun en küçük kızı o kadar dilber, o kadar sevimli idi ki, bizim Atına'nın güzellerinden (Venüs) olabilirdi. Her gün toplar patlarken bunların konaklarına gider, teselli verirdim. YANYA düştüğü gün, bunları da öbürleri gibi kandırarak evime getirmiştim..."

- "Bir akşam ihtiyar HASAN BEY sancılandı. Hemen eczaneye koştum. Bir bardak süte AKSELMEN eriterek üstüne bir kaç damla NÂNE RUHU koydum. İhtiyarı, bir daha duymamak üzere sancıdan kurtardım!.."

- "(HASAN BEY'in) İki genç hizmetçi kızlarını, tanıdığım bir Yunan çavuşuna hediye ettim. Yalnız Hanım'la, Büyük Hanım kaldı. Büyük Hanım gayet ihtiyar olduğu için bana zahmet vermedi. Boğazını mendil ile sıktım. Gözleri fırladı, dili sarktı. (Devamlı) elinde tuttuğu çekmeceyi bıraktı."

- "Hanım'ı cennete yollamak pek kolay olmadı. Gece boğazlamak istedim. Meğer uyumuyor, küçük kızı NİHAL ile titreyerek sabaha kadar otruuyorlarmış. Zehirlemeye teşebbüs ettim, farkına vardı. (Endişeden) Kahve tiryakisi kesildi."

- "Küçük bir ispirto ocağına eter doldurdum, Kahve pişirmeye uğraşırken benzin tutuştu. Sevgilim NİHAL, çılgın bir halde annesinin üzerine atılacağı zaman kavradım, menettim. Kucağımda bağıra bağıra bayılıncaya kadar annesinin yanmasını seyretti!"

- "Fakat bir türlü bana teslim olmuyordu!.. Şiddet kullandım, olmadı. Ölümle tehdit ettim, korkmadı. Elbiselerini parça parça ettim, Artık karşımda çıplak bir Venüs gibi duruyordu. Yalnız yine elleriyle göbeğinin altını örtüyordu. Kollarını büktüm, beni ısırmaya başladı! O hiddetle hançeri sol bileğine sapladım. Bir kolu tutmaz oldu. Fakat öbür avucuyla gene avret yerini örtüyordu. Bu defa ikinci kolunu da sakatlamak mecburiyetinde kaldım. Bacaklarını kuvvetle birbirine sardı. Bacaklarının da damarlarını kestim. Ben bile kuvvetten düşmüştüm. Nihayet teslim oldu!.. Yunanlar dünyayı fethetseydi, bu kadar zevk hissetmezdim. Ne var ki, ben visâle nâil olurken, o ruhunu çoktan teslim etmişti. Doğrusu pişman oldum... O dilber perinin tombul memelerini keserek eczalı bir şişeye koydum. Saklıyorum." (Türk Kaatilleri ve Yunanlar, İstanbul Matbaa-ı Âmire , 1332/1916)

ESKİ SELÂNİKLİ YERLİ RUM, YENİ YUNANLI BİR SUBAYIN HATIRA DEFTERİNDEN KISALTILMIŞ İKTİBASLAR:

8 Ekim 1912, Selânik
Kadir Mısıroğlu
Sayfa 233 - Sebil Yayınevi
ÖLÜM KUYUSU
Caminin etrafındaki mezarlık büsbütün inanılmaz durumdaydı. Bulgarlar mezarlardan çoğunu kazıp ölüleri çıkarmış ve mezarları tuvalet çukuru olarak kullanmışlar.
İşte köyün kuyusu. Yanına yaklaştığımızda dayanılmaz bir koku çıkıyor...
Bulgarlar tecavüz ettikleri kadınların ve çocukların cesetlerini kuyuya doldurmuş, suyun dibine batmalarını sağlamak için de üstlerine mezar taşlarını atmışlar. 1000 den fazla nüfusu olan burada şimdi ancak 40 kişi kalmış.
Kadir Mısıroğlu
Sayfa 341 - Sebil Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yunan Mezalimi
Alt başlık:
Türk'ün Siyah Kitabı
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
426
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sebil Yayınevi
Baskılar:
Yunan Mezalimi
Yunan Mezalimi

Kitabı okuyanlar 74 okur

  • Fatih Adsız
  • Amine
  • Ali Uzdil
  • Sabire Parlak
  • Seher yeli
  • Özgür
  • Furkan Özkan
  • İsmet İstanbul
  • Ahmed Canlı
  • Cihad Gürel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.6 (12)
9
%1.9 (1)
8
%0
7
%1.9 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%3.8 (2)