Zamansız olanlar... Artık zamanının az kaldığını düşünenler... Kısa bir zamana tüm ömrünü ve aşkını sığdırmak isteyenler... Zamanı düşünmeyenler... Zamanın kıymetini bilemeyenler... Pişmanlıkla ve özlemle zamana sığınanlar... Daha fazla zaman isteyenler... Yazarımız Engin Akyürek, zamanla ilgili hep bir beklentisi veya düşüncesi olan bu insanları "Zamansız" adlı öykü kitabında bir araya getiriyor. İlk kitabının ardından pek iyi düşüncelerle başlayamadığım bu öykü kitabı, üslup ve hissettirdikleri açısından o kötü havayı kırmış göründü. İlk görüşte aşk, çok sevme, vefalı dostluklar, önyargının kurbanı olmayan ilişkiler, dört ayaklı dostlarımız, sevimli hayvanların insanın hayatına dokunuşu, masum çocukluklar, yoğun yaşanan aşkın getirdiği kadersizlik, bir telefonla değişen durumlar ve daha pek çok detay konu olarak Akyürek'in satırlarında vücut buluyor. Engin Akyürek öyküleriyle zamanı ve zamansızlığı yansıtmaya çalışıyor okurlarına... Üslup olarak yalın ve samimi bir dil tercih ediyor; ancak öyküleri, sürükleyiciliği pek kucaklayamıyor. Akyürek, zamansızlığın insanların temel problemlerinden biri haline geldiği naif bir şekilde eleştiriyor.
"Zargana İsmail"de, çok üşüyüp evde sobayla ısınmaya çalışan İsmail'in maceralarını okuyoruz. "Bir Aziz Hikayesi"nde, kaybolmayı seven bir kedinin ana kahramanımıza yaşattıklarını görüyoruz. "Bahtiyar Seni Seviyor"da, ana kahramanımız Bahtiyar'ın yaşadıkları ve aşkını bekleyen kadersizlik anlatılıyor. "İlim, İrfan"da, kimsesi olmayan ve eğitim hayatında aksak şekilde ilerleyen İrfan'ın hikayesi aktarılıyor. "Br Umut Saklıydı Yağmurun İçinde"de, yetim bir göçmen çocuğu olan Harun'un yaşadıkları gözler önüne seriliyor."Telefondaki Kız"da, ana kahramanımıza sürekli telefon üzerinden ulaşmaya çalışan ve anlatacakları olan bir kız