Banu Avar’ın Zemberek adlı kitabı, günümüz dünyasında yaşanan savaşların, kaosun ve yıkımların görünen yüzünün arkasında işleyen büyük bir düzeni, yani Avar’ın deyimiyle bir “zembereği” anlatıyor. Bu zemberek; parça parça kurulan, zamanı geldiğinde ise acımasızca boşalan küresel bir mekanizma.
Yazar, yaşadığımız çağda savaşların artık klasik ordularla değil, karma savaş yöntemleriyle yürütüldüğünü söylüyor. Medya, sinema, STK’lar, aktivist yapılar, ünlüler, sosyal medya ve “müttefik” ülkeler bu savaşın sivil görünümlü unsurları. Kitabı okurken şunu net biçimde fark edeceksiniz: Günlük hayatımızda masum sandığımız pek çok unsur, aslında bu zembereğin dişlileriymiş.
Beni en çok etkileyen nokta, “sahne önü – sahne arkası” benzetmesi oldu. Sahne önünde o kadar güzel, yumuşak, insani ve iyicil imgeler var ki, ister istemez onlara kapılıyoruz. Hollywood yıldızları, yardım kampanyaları, insan hakları söylemleri, demokrasi masalları… Ama sahnenin arkasında kan, yıkım ve sömürü var. Ben de dahil olmak üzere çoğumuz, gözümüz sahnedekilerde olduğu için arkadaki gerçekleri göremiyoruz. Artık o kadar alıştırıldık, o kadar gözümüze sokuldu ki nerede yardım edelim çığlığı atan biri varsa geri planda en çok nemalana kişi veya kişiler çıkıyor. Asıl yardıma muhtaçlar hiç görünmüyor ya da yapılan yardımlardan fayda görmüyor.
Angelina Jolie örneği bu durumu benim için çok çarpıcı hâle getirdi. Kitabı okumadan önce, onun neden bu kadar sık Türkiye’ye geldiğini ya da bu ziyaretlerin arkasında ne olabileceğini hiç sorgulamamıştım. Meğer görünenle görünmeyen arasında çok büyük bir fark varmış. Avar, bu tür figürlerin nasıl algı yönetimi için kullanıldığını somut örneklerle anlatıyor. Neler izliyormuşuz da haberimiz yokmuş. Tabi burada Angelinayı günah keçisi ilan etmemek lazım Türkiye de bu