Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: "Mü'min bir erkek, mü'min bir kadına kızıp öfkelenmesin. Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa başka bir huyundan hoşlanabilir. "
İmam Gazali de bu hususta; "Bir insanın, elde etmeye qücünün yettiği güzellikler karşısında sabırlı olması daha zordur. Zira güç yetirememek de zaten sorumluluk yoktur. Aç bir kişi, yemek bulunmadığı zamanlarda, önünde lezzetli ve güzel yemeklerin bulunduğu ve onları elde etmeye güç yetirebildiği zamanlara göre daha kolay sabredebilir. Bu nedenle iyi ve güzel şeylerin imtihanı daha büyüktür" demiştir.
Dünya metaının kapıları sahabeye açılınca onlardan bazıları şöyle dedi: "Sıkıntı ve darlıkla imtihan edilince sabrettik, fakat sevinç ve bollukla imtihan olununca sabredemedik."
Dünya metaının kapıları sahabeye açılınca onlardan bazıları şöyle dedi: "Sıkıntı ve darlıkla imtihan edilince sabrettik, fakat sevinç ve bollukla imtihan olununca sabredemedik."
İmam Gazâlî bu meseleyi "İhya"da şöyle açıklamaktadır: "Bil ki sabır, hükmüne göre farz, nafile, mekruh, haram vs. gibi kısımlara ayrılır. Yasak olan şeylerden kaçınma anlamında sabır farz, mekruh (çirkin) görülen şeylerde ise nafiledir. Yasak (haram) olan bir sıkıntıya karşı, örneğin bir kimsenin kendi eli veya çocuğunun eli kesilirken sessiz sakin bir şekilde bu olaya sabretmesi, yani hiçbir şey yapmayıp öylece durması haramdır. Keza şehvetle ilgili haram olan bir davranışı yapmak için sabırlı davranmak gibi. Kıskançlık duyguları kabarmış fakat onu bastırmak için sabrederek ailesine karşı yapılanlara sessiz kalmak gibi. Böyle bir sabır ise haramdır.
Şairin şu sözü ne kadar da doğrudur:
"Uğraşıp didindiği işlerine ciddi yaklaşan kimseler azdır,
Fakat kim sabrı kuşanırsa işte ancak o başarıya ulaşır.
Onlar tökezleyebilirler fakat kalkmak için beklemezler,
Hata edebilirler ancak onlar hedefe varmak üzeredirler."