Çocukların yüzleri yıpranmış, konuşmaları ciddiydi.Ve onlarda, bu yaşlanmış yüzlerin her kırışığında derin izler açan bir tek şey okunuyordu: Açlık. Her yerde bunu görmek mümkündü .Yüksek binalardan atılan açlık, çamaşır iplerinde asılı paçavralara takılmıştı. Bunlara samanla , kağıt kumaş parçalarıyla, tahta kırıntılarıyla yamanmıştı açlık. Adamların parçaladığı her odun parçasında tekrar ortaya çıkıyordu. Bacası tütmeyen her evden, bir yiyecek kırıntısı bile olmayan kirli sokaktan bakıyordu açlık.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Durdum.Başımda rüzgarların uğultusu.Burası Sakarya ırmağı,şurası Karadeniz.Dört yanım dört cihet.Beşincisi ben.Ben,yani ben.Irmağın hikâyesine dâhil oldum.Kendi ayak izlerimi kaybetmemek için eteklerini toplayarak aştığım kan revan yolların sonunda,tanık oldum Sakarya'nın denize kavuşma anına.Hikâyeye dâhildim ya,eğildim,baktım sularına,aradım kendimi.Yoktum.Irmak beni hatırlamadıysa demek ben yokum.
Ey ırmak.Kaynağı cennete uzanan ırmaklardan geçerek geldim sana.Tanıdığım tanımadığım onca resim bıraktım kıyılarına.Yıldızların,kar taneleri gibi döne döne burgacına düştüğü ırmak değil misin sen?Sitemimdir biline.Yanımdan akıp gittin.Beni görmedin.Oysa ben,tanınmayacak hâlde olsam da, o ben'im.De bana.Sen o sen değil misin?
Anladım,denizimde suyun,ufkumda gölgen kalsa da, suyundan nasibim, ekmeğinden lokmam, hırkam bu kadarmış.Beni esirge.Ve bağışla. Çünkü ırmak yolunun sonunda senin yalnızlığın sana,benim yalnızlığım da sana.Denize kavuştuğun deltada üşüsün ellerim, bozulsun saçlarım,ko şimdi. Ey ırmak şimdi bildin mi?Kim daha ırmak kim daha deli?"
Antonius ve kleopatranın ,yaşadıkları her günden sonra , onlar için elim bir tarih olan aşklarının müphemleşen , göz yaşları arasında her gün biraz daha buğulanan hayali gibi.."
UY HAVAR !
Yangınlar ,
Kahpe fakları ,
Korku çığları ,
Ve irin selleri ,aç yırtıcılar ,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın .
Bir cana , bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız , duldasız ,üryan
Bir cana bir de başa
Seher vaktı leylım -leylım
Cellat nişangarhlar aynasındasın
Oy sevmışem ben seni...
Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu !
He canım...
Çiçekdağı kıtlık, kıran ,
Gül açmaz , çağla dökmez.
Vurur alnım şakına
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü, Medetsiz ,Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.
Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarlıksız ,kül elenmemiş ,
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Ay karanlık
Maviye
Maviye çalar gözlerin ,
Yangın mavisine
Rüzgarda asi,
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim , düş benim,
Ellere nesi ?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç ,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü