Her akşam kent kararırken yüreğin de karardı
Kimseler bilmedi acını, herkes kendi surlarının ardına
Daha ilk karanlık çökmeden sığınıp, saklandı.
Diyor ki, yanıtı olmayan sorularda kaldın
Uzun, upuzun bir yolda yürüyen birinin
Dönüp de ardına baktığı o yerdesin şimdi
Diyor ki, geri dön ve ara o yollarda ayak izlerini ...
Çünkü bir ağaç köklerinin dolandığınca ağaçhr
Kıyısız bir deniz görmedim, düşüncelerin dışında
Bir anıdan yola çık istersen, bir sözden, bir gülüşten
Çünkü bir insan sorularıyla insandır ve onlara bulduğu
yanıtlarıyla.
Suların bile kendini akmadığı günlerdeyiz
Azgın rüzgârları akıyor sular, azgın korkuları.
Bir altın güneş altında utançtan kızararak
Sular karanlığı taşıyor, zamanın
Kıyısız denizlerine, damlaların gözbebeklerinde;
Toprağın iliklerine işleyip saklanarak.
elimden gelen bu ben iki kişiyim
çoğalmak neyse ne azalmak zor
birisi seni her an bırakıp gittiğim
öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
gözlerine kirli bir bulut getirdim
hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor
elimden gelen bu ben iki kişiyim
birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
bir yerin üşüse onun sıcaklığı
öbürü en içten çağrını işitmiyor
hüneri ne dersen duygu kaçakçılığı
alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
bakışları kıyısız bir deniz uzaklığı
elimden gelen bu ben iki kişiyim
ikisi birbirinden çıkmaya uğraşıyor
bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
birisi yeni baştan serüvene başlamış
öbürü silahında son mermiyi yakıyor
çoğalmak neyse ne azalmak zor.