Aslında London’un kitaplarını fazla sevmem, hep garip hissettirir ama Martin Eden’ın bende ayrı bir yeri var. Okurken o kadar çok etkilendim ve hoşuma gitti ki ağladım. Kitaptaki karakterlerle kendimi çok yakın hissettim. Biraz kalın olduğu için gözümü korkutmuştu ama o kadar akıcı ve hoştu ki bitirene kadar elimden bırakamadım haliyle çabucak bitti. Yine de bitmesini hiç istememiştim. Martin Eden’ın aşkı, azmi, gelişimi, olgunlaşması ve farkındalıkları beni çok etkiledi ve benim de bazı şeylerin farkına varmamı sağladı. Bu kitabın bana kattığı çok şey oldu ve bitirdikten sonra etkisinden hemen çıkamadım. Sonunu daha farklı bekliyordum ama sonuna rağmen güzeldi.
"Martin büyük bir kedere düştü. Kendini çok yaşlı hissetti, öyle ki eski günlerinin aklı bir karış havadaki vurdumduymaz arkadaşlarından yüzlerce yıl yaşlı bir ihtiyardı sanki. Uzaklara gitmiş, geri dönemeyecek kadar çok yol almıştı. Bir zamanlar kendisinin de mensup bulunduğu çete hayatı, artık nahoş geliyordu. Her şeyde hayal kırıklığına uğramıştı. Her şeye yabancılaşmıştı. Ucuz bira nasıl hiç tat vermiyorsa, çete yoldaşlığı da tatsız geliyordu artık. Çok uzaklaşmıştı onlardan. Onunla bu gençler arasında, devasa bir uçurumun ağzı gibi açılmış binlerce kitap vardı. Kendini bu çocuklardan sürgün etmişti. Bilginin o engin dünyasın da, artık evine dönemeyecek kadar ilerilere uzanmıştı." (424)
"Sen kitapları okuyarak kendi yolunu kendi başına buldun. Bundan sonra yalnız kalmayasın diye seni bu akşam kitap okuyan diğer adamlarla tanıştıracağım." (359)
"Ne söylediğinizi, biraz da nasıl söylediğiniz belirler." (74)
"Eski arkadaşlarından ve eski hayat tarzından kendini azat ettiği, yeni arkadaş da edinmediği için okumaktan başka yapacak bir şeyi kalmamıştı..." (65)
"Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk
Etkileyici bir kitaptı. Hem akıcı hem de kısa olduğu için çabucak bitti. Okudum ve beğendim. Siyasetin temelinde neler olduğunu basit bir dille anlatmış. Verdiği mesajlar gerçekten iyiydi.
Çok güzel kitaptı. Livaneli’nin kalemi beni hep çok etkiler ama bu kitap beni en çok etkileyen kitapları arasında ilk sıralarda. Sonu beni çok şaşırtmıştı. Çok akıcıydı.
Bu kitap beni gerçekten çok etkiledi. Tek kelimeyle harikaydı. Zülfü Livaneli'nin diğer eserlerini de sevmiştim ama bu bir başkaydı. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Sanki o karakterler... Maximilian Wagner, Nadia Katharina Wagner, Maya(Ayşe), Mari(Semahat) ve diğerleri benim bir parçam gibiydiler ve onlar gittiğinde, kitap bittiğinde benden bir parça kopmuş gibi hissettim. Onların acılarını ben de paylaşmıştım. Zülfü Livaneli'nin bu muhteşem eseri bana çok şey kattı. Hayata, olaylara ve çevreme olan bakış açım değişti. Daha önce bakıp da göremediğim bazı şeyleri gördüm. İyi ki okumuşum. Hani olur ya bazı kitapları okuruz ve bittiğinde etkisinden uzun bir süre çıkamayız, bir boşluk olur içimizde ve sanki yıllardır tanıdığımız insanlar gibi gelir karakterler. İşte tam olarak böyle bir şey. Aslında böyle incelemeler yazmayı pek beceremem ama bu kitaba yazmayı doğru buldum. Bu kitap sayesinde Schubert'in Serenad'ını da tanıdığım için ayrıca çok mutluyum.
Elveda Max, elveda Nadia...