Herkese merhabalar, keyifli okumalar, yeni bir inceleme ile sizlere yazabildiğim kadarıyla yazmaya çalışacam.
Karlı bir kış günü rayların üzerinde akan bir trenin yolda olmasıyla başlar romanımız.
Romanımız bir kaç karakterin diliyle diğer karakterler ,yaşananlar, aileler, ailelerin sebeb oldukları ve sonuçları anlatılır.
Olay örgüsünün etrafında döndüğü, ortak karakterimiz Kapak Kızı’mız ,ailesi ve sonuçları . Biri küçükken Kapak Kızı’nı ilk aşkı olarak gören , hem de kuzeni olan bir banka teftiş memuru, diğeri hem akrabası hem de küçükken arkadaşı olan radyoda çalışan kızımız. Bu iki karakterin kesişmesiyle anlatılır.
Teftiş memurumuz Ersin mesleği gereği şehirden şehre gider gelir, orada kalır kısa süreliğine. Ve küçül şehirlerle bir alıp veremediği vardır. Gittiği şehirlerin monotonluğundan sitemkardır ve bu meslekte bunu uzun süre yaşamaktan da korkar. Bir yerde durumu şöyle anlatılır:
“Ama zaman şehirlerin dokularını törpülemiş, yeni ve parlak bir hayat beklentisi bütün özelliklerini silmişti. Artık küçük şehirlerin dışarıdan gelenlerin genzini yakan lezzetlerinden, kendilerine has havalarından, mütevazi düzenlerinden eser yoktu. Her biri gerçekte olmayan bir büyümeyi taklit ediyor, giderek aynılaşıyor, hepsi hızla birbirine benziyordu.”( syf 106)
“Her gün yarına ilişkin ümitleri azalıyor , her turnenin ardından kendinden bir parçayı kaybettiğini hissediyordu.” (Syf 27)
“Gittiği her şehirde etkileyici bir yabancılık bulacağını zannederken, kendisinin de istemeden dahil olduğu bir sıradanlık, neredeyse aynılık bulmuştu. Sanki bilmediği bir şehrin sakinleriyle değil, ailesinin alt seviyedeki uzak akrabalarıyla tanışıyor, onlara tahammül ediyordu.” (syf 129)
Ve bu kaygıdan kurtulmak ister, her dönüşünde bu mesleği bırakacağını kendine söyler . Ama bunu