Stendhal' in yalın, yoğun anlatımına yer yer alaycılığın da eklendiği, eleştiri oklarını yöneltmediği hiçbir alanın kalmadığı, akılda kalıcı, etkileyici ve her okunuşunda okuyucuya farklı bir tat veren eseri Kızıl ile Kara'yı okuma serüvenim tamamlandı.
Tahsin Yücel Stendhal için; 59 yıllık yaşamı süresince hiçbir yere kesinlikle yerleşmeden, hiçbir kadına uzun boylu bağlanmadan, toplumun koyduğu kuralların hiçbirine tam olarak boyun eğmeden, oradan oraya dolaşan , düşüncesini açık açık söylemesi, çok kitap satın alması, oyuncu kadınlarla fazla düşüp kalkması nedeniyle yalnız çevresindekilerin değil, polisin de kuşkusunu çeken bir kişi olarak yasal yönetimin dinsiz, ahlaksız ve tehlikeli bir düşmanı olarak nitelenir der.
Sivri dilli oluşu, lafını esirgememesi, yaşam tarzı, Napolyon sevgisi nedeniyle çağdaşları olan yazarlar tarafından da Stendhal sert eleştirilere maruz kalır. Victor Hugo, Kızıl ile Kara'dan söz açıldığında, siz dördüncü sayfadan öteye nasıl gidebildiniz? derken, bir diğer Fransız yazar Balzac, Stendhal'i göklere çıkarır.
Stendhal, Balzac'a yazdığı mektupların birinde yazma serüvenini, günde yirmi otuz sayfa yazar sonra eğlenmek için dışarı çıkarım, ertesi sabah yazdığım herşeyi unutmuşumdur, önceki gün yazdığım sayfaların birkaç sayfasını tekrar okuyarak o gün yazacağım bölüm hafızamda şekillenir diyerek özetler. Kızıl ile Kara kitabını okurken yer yer kopuşların olmasını, temponun yükselip alçalmasını yazarın bu yazım tekniğinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Kitaba gelecek olursak, yoksul, yakışıklı, yetenekli ve hırslı bir taşralı genç olan Julien Sorel'in Paris sosyetesinde yükseliş ve düşüş hikayesi anlatılıyor. Yükselmek için izleyeceği yolda Julien ordu ve kilise arasında kalıyor. Kıtaba ismini veren kızıl rengi orduyu temsil ederken (üniforma