Her sabah umutla yeni bir güne başlayıp her gece ne kadar boktan bir dünyada yaşadığımı fark ediyorum. Biz burada böyle şeyler yapıyoruz bazen. Olmadığımız biri gibi davranabiliyoruz. İnandığımız ilk yalanın peşinden gidiyor ve hayatımızı ona gore şekillendiriyoruz. Kendi doğrularımız olarak bellediğimiz bu yalanlara o kadar inaniyoruz ki kimsenin ne söylediği umurumuzda bile olmuyor. Diğer tüm doğrulara tıkıyoruz kulaklarımızı. Biz de bir yandan onları kendi doğrularımıza inandirmaya ve kendi sevdiğimiz şeyleri onlara da zorla sevdirmeye çalışıyoruz. Biz burada yaşayabilmek için çalışmaya başlıyoruz. Sonra cok geçmeden çalışmak için yaşadığımızı fark ediyoruz. Kira ödüyor, alacaklarımızı tahsil etmeye uğraşıyor, işimizin devam edip etmeyeceğini düşünüyoruz. En büyük derdimiz, akıllı telefonlarımızın şarjının bitmek üzere olması. Bencil, lanet, şımarık ve boktan insanlarız işte. Hiç geçmeyeceğini düşündüğümüz, tarifi zor dediğimiz acılar yaşadığımızı sanıyoruz. Kırılan kalplerimiz bir daha onarılmaz diyoruz. Acı çekmek ve çektirmek üzerine kurulu olan bir döngünün içinde koşturup duruyoruz. Birbirimizi kullanarak gündelik ihtiyaçlarımızı gideriyoruz. Koca bir belirsizliğin içinde kararsızlıklarımızla yaşamaya çalışıyoruz. Belirsizlik ve kararsızlık insanı öldürür. Biz burada senin gibi şehadetle ölmüyoruz. Yavaş yavaş, öürüyerek, her geçen gün kendimize yabancılaşarak ölüyoruz.
Kafamın içi kimsesizler mezarlığı. Unutmak istediğim ne varsa hepsi kafamın içinde. Ne kadar unutmak istesem de mezar taşları sürekli gözümün önünde. Ne geleni var ne gideni. Yaban otları sarmış her mezarı. Dışarda bir bayram sabahı telaşı, bir bayram sabahı kalabalığı... İçerideyse ölümcül bir yalnızlık var. Ben unutmak icin gömdüm sizleri. Yalvarırım çıkın kafamın içinden. Ne kadar yalvarsan da nafile. Silemiyorsun geçmişin izlerini. “Ölüm hiçbir şeyi çözmez!” derler ama unutmanın en güzel çözümü. Yalnızca öldüğünde unutabilirsin her şeyi. O zamana kadar da yaşadığın her anı, kafanın içinde koca bir mezar taşı.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Terk etmek ne getiriyor insana? Galiba sadece koca bir boşluk ve işte yine o boşlukta duruyorum. Oysa o havalı terk edişlerde hep daha büyük bir şey arıyor insan, sanki arkandan bir "Dur!" diyecek kişiyi, gücü veya gittiğin yerde seni alkışlayan gelişmeleri... Nedense öyle bir kahraman gibi hissederek atıyorsun o adımı, oysa sadece boşluk oluyor aldığın, tekrar doldurman gereken koca bir boşluk. Elinde ise her gün daha çok dayanamadığın kendin... Terk etmek sanki her seferinde biraz daha kendinden vazgeçmek.”
Sayfa 107·Kitabı okuyacak
Yeryüzünde, her formüle, her denkleme denk düşen bir eğri ya da cisim vardır. Ama bildiğimiz kadarıyla irrasyonel sayılara, benim V - l ’lerime denk düşen bir şey yok; şimdiye kadar hiç görmedik. İşin korkunç yanı da bu: Görünmedikleri halde kaçınılmaz bir biçimde varlar, çünkü gölgeleri matematikte irrasyonel formüllere bürünmüş... ve ne matematik ne de ölüm yanlış yapar. Bu cisimleri evrenimizde, yeryüzünde görmüyorsak da varlar - kaçılamayacak şekilde varlar - orada, görünenin ardında, büyük, koca bir evrenleri var.
"Ya öyle işte, çocuklar durmadan koşar, bir yerlerini kırar, kendilerini koca adam sanırlar," derdin. Hayır, matmazel, hayır. Ben bu bahçeden çok daha uzakları gördüm! O bahçenin gölgelikleri, bunların yanında ne önemsiz şeylerdi! Dünyanın kumları, granitleri, balta girmemiş ormanları, gölleri yanında hiç kalırdı. Birisini görür görmez hemen silahıma davranan insanların bulunduğu ülkeleri bir bilseydin! İnsanın, ayaz gecelerde, çatısız, yataksız, çarşafsız uyuduğu çöllerden haberin var mı?
Alıntı
Yanağa aniden yapışan haddini bilmez bir aşk öpücüğünün izinden ne çabuk ilerliyoruz koşar adımlarla. Ötesini berisini hesap etmeden! Oysa ipine tutunacağımız koca bir ömür telaşı varken aşkın izi daha cazip gelir insana. Hangi hayat tecrübesi ile doldurayım heybemi? En afillisinden aşk anıları ile mi yoksa en faydalısından insan hakları ile mi diye düşünmeden kapılır gider, gencecik yaşına aldırmadan , serkeş bir sevda peşinden.
Sayfa 108 - Olimpos Yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı