Puan vermedi·328 syf.··
2026 182. kitabı
Sinan Akyüz, Bosna Savaşı'nın o kapkara günlerinde geçen gerçek bir dramı Suada'nın gözünden anlatırken, okuyucunun kalbine adeta kor bir ateş bırakıyor. İnsanlığın en vahşi yüzüyle aşkın ve ayakta kalma mücadelesinin bu denli çarpışması, sayfalar bittikten çok sonra bile insanın boğazında koca bir düğüm olarak kalıyor.
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,4bin okunma
1. Bölüm: İdris'in İdris
10/10
·216 syf.··
2026 2. kitabı
"Dediler, İdris olsun, İdris olsun, gencecikken meyveye dursun. Dediler bahtı baht, gönlü taht olsun." İdris Peygamber'in hayatını şiar edinen terzi, bilge kadın Fikriye Hanım ve oğlu İdris Öğretmen'i konu alan etkileyi bir yapıt. İdealist, maneviyatlı, ilim, irfan sahibi bir öğretmendi İdris. İlkokul öğretmeni olarak, yabanda kalmış çocukların hayatlarına dokunmak için yaşadığı yerden ücra bir köye hicret etmişti üstelik annesinin itirazlarına rağmen. Ancak hiçbir şey umduğu gibi olmayacaktı. Köy ahalisi İdris öğretmeni istemeyecekti. Onlara göre, İdris Öğretmen'in öğretileri çocukları yoldan çıkaracak; okul yaptırmakla köyün düzeni bozulacak; okul yuvalara ateş düşürecekti. Çünkü öteden, atadan beri bu hep böyledi. Okul uğruna, çocuklar yollarda, kar altında ölüp gitmişti. Acımasız kar, bunca imkansızlık içinde yutup gitmişti onların yavrularını, İdris'in kardeşini, arkadaşlarını. Şimdi ne diye tekrar aynı hatayı yapsınlardı. Köylü ikinci bir okul vakası yaşamak istemiyordu. Kar altında kalan çocuklar ölümle kuşatılmamalı, kar üstündekilerin ise okul yüzünden, İdris Öğretmen yüzünden beyni yıkanmamalıydı. Günün sonunda tüm bu sert gönüllere, yıkılmaz inatlara direnemedi İdris. Karnı burnunda hamile karısına ulaşmak, doğum için ebe bulmak zorundaydı yoksa karısını kaybedecekti. Karlı, tekinsiz uzunca yolu tek başına yürümeliydi, tek başına...belki saatlerce, belki günlerce. Yolda başına geleceklerden habersiz bir şekilde, biçare. Ölümün pençesinde olacaktı İdris, kendisi de arkadaşları gibi can verecekti dilinde peygamber duası ile. Geride yaptıklarından pişman koca bir köy ahalisi ve sevdiğinin kucağında kokusunu alamadığı bebesini, İdris bebesini bırakarak...
Edebiyat & Roman
İdris’in İdrisYaşar Kaplan · Ketebe Yayınları · 201914 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Odanın Ortasına Oturan Bir Cehennem.
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 142. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:22
Yazıya nereden başlasam bilemiyorum. Akşam saat beşten beri kitap elimde; yarım saatte bir açıp okuyorum, dayanamayıp kapatıyorum, sonra yine elime alıyorum. Belli ki bu gece bitireceğim. Beni az çok tanıyanlar bilir; 19. yüzyıla, Rönesans dönemine ve özellikle de İkinci Dünya Savaşı’na acayip bir ilgim var. Nazi Almanyası’nın o tıkır tıkır işleyen bürokratik deliliğini, toplama kamplarının arkasındaki lojistiği, kimin hangi cephede ne hamle yaptığını hemen hemen ezbere bilirim. Konunun külliyatına bu kadar hakimken, bu kitaba bu kadar geç başlamış olmak kendime kızdım. Ama iyi ki de şimdi okumuşum. Gerçek edebiyat insanı her zaman, ne yapıp edip bir yerinden yakalıyor ve kazanıyor zaten. Bu kitapta da tam olarak bu oldu. Gece’de hiçbir süslü dil, edebi bir şov ya da ağdalı tasvirler yok. Canımı en çok yakan, beni sarsan da bu çıplaklığı oldu. Kitap bağırmıyor, sadece fısıldıyor. Çünkü bunca zaman okuduğum o tarih kitapları, belgeler, rakamlar bir noktadan sonra insanı hissizleştiriyor. "Toplama kampı" diyorsun, gaz odası diyorsun ve geçiyorsun. Ama Wiesel seni o buz gibi gerçekle baş başa bırakıyor. Kitapta kampa ilk adım attığı gece tanık olduğu o sahne zihnimden çıkmıyor mesela: Kamyonlardan o koca ateş çukurlarına dökülen, diri diri yakılan o küçücük çocuklar, bebekler... İnsan bunu okurken bildiği tüm o teorik bilgileri, stratejileri unutup kalakalıyor.Tam o anı anlatırken kitapta geçen şöyle bir cümle insanın içine işliyor; "O geceyi, kamptaki ilk gecemi asla unutmayacağım; hayatımı yedi kez kilitlenmiş tek bir uzun geceye dönüştüren o geceyi. O dumanı asla unutmayacağım. Küçük çocukların bedenlerinin sessiz bir gökyüzü altında alevlere dönüşmesini asla unutmayacağım. İnancımı sonsuza dek tüketen o alevleri asla unutmayacağım." İşte bu yüzden kitabın adı Gece.
GeceElie Wiesel · Koridor Yayıncılık · 20242,030 okunma
6/10
·336 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:00
Nazan bekiroğlu’nun okuduğum 2. Kitabı, -ilk okuduğumu daha çok beğenmiştim-. Bununla birlikte bu kitabında, okumaya değer olduğunu düşünüyorum. Kitapta 2 tane hikaye var, aslında bir tanesinde, hikaye tadında Osmanlı’nın tarihi var. Birinde, Osmanlı’nın içerden ve dışardan kuşatmayla nasıl bozulmaya başladığını ve bunun nedenlerini bir yeniçerinin bakışından sunuyor önce, daha sonra padişahın bakışına geçiyor, sonra da ordunun dilinden söylüyor, sonra yine padişahların dilinden anlatıyor koca Osmanlıyı nasıl yerle bir ettiğini. Soyut ve somut ifadeler kullanarak anlatıyor (çok beğendim), diğeri evli ve çocuklu bir adamın koku üreticisi bir güzele nasıl sevdalandığını, bunun için nelerden vazgeçip ona gittiğini, kokuların ve kadının büyüsüne nasıl kapıldığını ve sonra aşkın karanlığında nasıl yandığını, yuvarlandığını daha çok soyut ifadeler kullanarak nükteli ve şiirsel olarak anlatıyor.
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,369 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,669 okunma
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:55
"Papalagi" (veya orijinal adıyla Der Papalagi), Alman yazar Erich Scheurmann tarafından 1920 yılında yayımlanmış oldukça sıra dışı ve düşündürücü bir kitap. Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Kapitalizmin yaşatıldığı sekuler toplumu daha yakından tanımak için, modernliğin medeniyet diye pazarlandığı sistemi görmek istediğimizde tüm açıklığı gerçekliği ile "Papalagi" karşımızda. Kitap ismi ile iddialı ve dikkat çekici olduğu kadar, kısa olmasına rağmen yine de anlamlı, bakış açısı sunması, düşündürücü olmasıyla beni kendine çekti ve okurken içimden tebrikler sunduğum bir kitap oldu adeta. Özellikle Afrika Dramını okuyup bu konuda bir ders aldıktan sonra, kapitalizm ve demokrasi gibi, "Kur'an'ın da ifadesiyle; yaldızlı sözler" ile insanların nasıl kandırıldığını, insanların peşinden koştukları dünya ve içindeki nimetlerin aslında aracı iken nasıl yegane amaca dönüştüğünü anlatan ve yeniden anladığım çok güzel bir kitap. İnsanoğlu tabiatı gereği unutan, dalan, günaha meyilli bir varlık olması nedeniyle kendine hakikati anlatacak, yaşamının içindeki yaratılanların amacını hatırlatacak türden kitaplar okumaya muhtaç. Özellikle de mana ile maddenin yer değiştirdiği, anlam kargaşası yaşandığı, duyguların renginin kaybolduğu bir çağda, bir zaman diliminde Batıyı ve batının bize sunduğu ya da dikte ettiği kültürü, bugün özenilen o Avrupai yaşamın aslında arka planını çok güzel anlatan bir kitap ve her insanın okumasını istediğim, dili hafif bir kitap oldu benim için. Papalagi yani beyaz adam, sömürünün
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma