Puan vermedi·282 syf.··
2022 98. kitabı
Maksim Gorki’nin “Çocukluğum”u (Детство / Detstvo, 1913-1914) bir otobiyografik üçlemenin (Çocukluğum – Ekmeğimi Kazanırken – Benim Üniversitelerim) ilk kitabıdır ve yazarın başyapıtlarından biri kabul edilir. Gorki (asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov), bu eserde kendi çocukluk yıllarını (yaklaşık 1870’ler) anlatır. Kitap, gerçekçi bir üslupla Rus toplumunun alt tabakalarını, yoksulluğu, şiddeti ve insan ilişkilerini derinlemesine inceler. Kitap, küçük Aleksey’in (Gorki’nin kendisi) babasının kolera nedeniyle ölümüyle başlar. Annesi Varvara ile dedesinin Nizhny Novgorod’daki boyahanesine (ev-cum-işyeri) taşınırlar. Hikâye, Aleksey’in dedesinin evindeki zorlu yıllarını, annesinin ölümüyle son bulur. 11-12 yaşlarında “dünyaya” atılır. Anlatım, çocuğun gözünden ilerler ama yetişkin Gorki’nin olgun yorumlarıyla zenginleşir. Önemli Karakterler Aleksey (Alyoşa): Meraklı, gözlemci, dayak yiyen ama ruhen dirençli çocuk. Hikâyenin merkezinde. Babaanne (Akulina): Kitabın en sevilen karakteri. Okuması yazması olmayan ama masal anlatan, sevgi dolu, iyimser, “melek” gibi bir kadın. Aleksey’e en büyük desteği verir. Dede (Vasili Kashirin): Eski bir serf, sert, cimri, dindar ama zalim. Aileyi demir yumrukla yönetir, torununu sık sık döver. Yine de karmaşık bir karakterdir; geçmişte daha iyi biri olduğu ima edilir. Anne (Varvara): Güzel ama mutsuz, sık sık hastalanır ve yok gibidir. Ailedeki miras kavgaları onu ezer. Diğerleri: Amcalar (Mihail ve Yakov), kuzenler, hizmetçiler ve evdeki çeşitli “garip” tipler. Her biri Rus alt sınıfının farklı yüzlerini temsil eder. Ana Temalar Yoksulluk ve Şiddet: Evde sürekli kavga, dayak, miras kavgaları, alkolizm hâkim. Gorki, 19. yüzyıl sonu Rusyası’nın “dar, boğucu çevresini” gerçekçi bir biçimde resmeder. Acı ve sefalet “normal” hâle
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Elif Şafak - Gökyüzünde Nehirler Var
Puan vermedi·560 syf.··
2026 15. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve genel kültürüne hayran kaldım diyebilirim ancak adeta bir Netflix dayatması gibi ana karakterin sonradan lezbiyen olmasına bence gerek yoktu. Çok spesifik konular üzerinde derin bilgisi olan bir kadın. Yaptığı aforizmalar, kıssadan hisseler de oldukça hoşuma gitti. Eserlerin anlatımı olabildiğince yoğundu. Sultan Abdülaziz'in bilekleri kesilmiş halde ölü bulunup intihar süsü verildiğinin düşünüldüğünü burada öğrendim. Kolera'nın Ganj nehrinde ortaya çıkıp dünyaya yayıldığını da yine burada öğrendim (Siktiğimin boklu Hintlileri) Yazar, Arthur Smith'i gerçekte yaşayıp ona çok benzeyen George Smith'ten esinlenerek yaratmıştır. Eser eski bir zamanda Mezopotamyanın en önemli ve zengin şehirlerinden Ninovada başlar. Buranın kralı Assur-bani-pal'dir. Daha önce şehrinin istila seliyle yağmalanıp yok olacağı, taşlarının bile sökülüp götürüleceği kehanet edilmiştir. Kral babasının en küçük oğludur ve tahta çıkması imkansız olarak düşünüldüğünden ağabeylerine savaş, savunma vs. öğretilirken kendine bölüm, edebiyat, felsefe öğretilir ve babasının kendisini seçmesiyle krallığın gelmiş geçmiş en eğitimli kralı olur. Huzuruna eski lalası olan birisi ajanlık yaptığı gerekçesiyle çıkarılır. Adam işkence görmüştür, ajanlık yapmaktadır çünkü Assurbanipal düşman ülkeleri susuzlukla terbiye etmiştir. Assurbanipal kültürlü olmasına rağmen gaddar da bir adamdır ve onu yaktırır. Buradan Thames Nehri civarı Londra'ya atlanır. Nehir her şeyin atıldığı, kötü kokan ve pis bir nehirdir. Tosher isimli bir grup insan nehre düşmüş kıymetli nesneleri avlayarak hayatını idame ettirmektedir. İçlerinde Arabella isimli hamile bir kadın vardır. Sancısı tutar ve oğlu olur. Kadın bu çocuğu büyütemeyeceğini, söyler. Kendini bile zor doyurmaktadır. Kocası alkolik, sorumsuz
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,749 okunma
Reklam
7/10
·226 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 17:48
Suat Derviş'in (Hatice Saadet) pek çok takma adından biri olan Filiz Hataylı ismiyle 1966 yılında gazetede tefrika hâlinde yayımlanan romanı. Şöhret ve sahne hayatı için küçük yaştaki kızını terk ederek müzik dünyasına atılan bir kadınla karısını öldürmekle suçlanan, aslında masum, nakli sırasında bulunduğu trenin kaza yapmasıyla kaçan bir adamın karşılaşmalarıyla başlayan bir macera. Kadın çocuğunun ölüm haberini alınca intihar etmek üzere yazlık evine gider. Bu sırada kaçak adam da saklanmak için bu eve girmiştir. Adam kadını intihar fikrinden vazgeçirmeye çalışırken kızınınkine karşılık kendi hayatını kurtarması için kadından yardım ister. Adam suçsuzluğunu ispatlamak için gerçek katilleri bulmak zorundadır. Ünlü şarkıcı yardım etmeyi kabul ederek canına kıymayı olay çözülünceye kadar erteler. Böylece olay başlar. Bu kişilere tesadüfen katılan bir kadın ve bir erkek daha işin içine girer. Sonrasında sürükleyici, maceralı bir polisiye roman beklentisi boşa çıkıyor. Hiç de heyecanlı, polisiye sayılabilecek bir anlatı ortaya çıkmıyor. Hikâye kahramanlarının trajedisi üzerine kurulu dramatik bir öykü de ortaya konmamış. Kişilerin yaşadıkları korkunç olaylar birbirlerine anlatmaları ya da kendi hatırlamaları ile okuyucuya bildiriliyor ancak yaşatamıyor. Bana hissetiremedi, sadece bildirdi. Sonuçta işler kolayca halledilip roman bitiverdi. Ne macera, heyecan ne de kahramanlara acıtan, onları büyüten bir anlatı ortaya çıkmış. Zayıf bir anlatımı var. Belki yayımına başlandığında tamamlanmamıştı ve gazeteye her gün bir bölüm yetiştirebilmek için çarçabuk, özensiz yazıldı, bilmiyorum. Kötü ya da basit bir dili ve üslubu yok ama edebî bir dil de değil. İçeriğe uygun sayılır, daha iyi olabilirdi. Bazı cümle kurulumları, ifadeler sorunlu ancak bu teknik kaynaklı olabilir.
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202531 okunma
7/10
·125 syf.··
2026 6. kitabı
Zafer Algöz'ünde bir röportajında dediği gibi. Bir kitap ister ve kütüphaneci kutudan sıfır bir kitap çıkarıp Alagöz'e verir. Ağır Roman - Metin Kaçan. İncecik... dedim. Babacığım, Ağır Roman da kitap niye ince? Nereden biliyorsun, belki içindekiler ağırdır' dedi. Bu kısa an kitabı o kadar güzel anlatıyor ki başka bir şey demeye gerek yok. Kitap bize başarmayı ve başaramamayı çok acı şekilde anlatıyor.
Ağır RomanMetin Kaçan · Everest Yayınları · 20122,778 okunma
Kolera Sokağı & Gıli Salih'in Yükselişi
6/10
·144 syf.·
2026 7. kitabı
Öncelikli olarak Metin Kaçan'ın bu romanı, filmin gerisinde kalmış bir roman. İşleniş bakımından filmi daha önde görüyorum. Ağır Roman, Türk edebiyatındaki underground tarzda yazılan romanlardan biri. Sert bir dili, sert bir atmosferi var. Hikâye Kolera Sokağı'nda geçmekte ve Gıli Salih'in yükselişini anlatılmakta. Romanda Kolera Sokağı ve karakterler uzun uzun anlatılıyor. Gıli Salih ve beraberinde karakterler de uzun uzun anlatılıyor. Filmde ise, daha çok Salih özelinde, kitaba göre daha ayrıntısız, daha sade ama vurucu bir anlatım söz konusu. Romanda ise, Kolera Sokağı ve beraberindeki karakterler detaylı bir şekilde anlatılıyor, Gıli Salih'in yükselme süreci de detaylı bir şekilde aktarılıyor. Romanda uzun uzun betimlemelerden çok, uzun uzun aksiyonlar söz konusu ve bu da filmin atmosferini oluşturma yönünden muhtemelen kolaylık sağlamıştır, ki yazar da senaristlerden biri. Roman, karakterleri tanıma bakımından daha ayrıntılı ama etkileyicilik bakımından özellikle sonlara doğru Salih'in sonu yönünden, yani finaliyle bana göre sönük kalan bir roman. Önce filmi izlemek, sanırım romana gölge düşürebiliyor.
Alıntı
Ağır RomanMetin Kaçan · Gendaş Yayınları · 20202,778 okunma
Ağır Roman
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Ağır Roman Metin KAÇAN. . Ağır roman 1990 yılında yayımlanmıştır. Aynı adla filme çevrildi, tiyatro da sergilendi, bale gösterisinde sahnelendi. . Kurgu bir mahalle olan Kolera sokağında geçiyor. Kurgu değil de gerçekten böyle bir sokak varmış gibi o atmosferi, kahramanları okurken hissede biliyorsunuz. Kötülüğün, yoksulluğun, yolsuzluğun, raconun, c*nayetlerin, u*uşturucunun kol gezdiği bir sokak. .
İnceleme
Ağır RomanMetin Kaçan · Everest Yayınları · 20212,778 okunma
Reklam
Reklam