8/10
·304 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 21:19
Celile küçüklüğünden Dame de Sion'a leyli verilmesine kadar büyükannesi Çerkez Çeşmiahu Hanım'ın gözetiminde büyümüş; hayatla alakası çok hafif, insani ilişkileri hemen hemen hiç olmayan, dışarıdan soğuk görünen birisidir. Büyükannesi öldükten sonra yirmi iki yaşlarındayken dadısı Nazikter Kalfa ile beraber amcasının yanına yerleşir. Yirmibeşinde ise amcazadesinin arkadaşı Ahmetle evlenecektir; ancak Muhsin'i tanıyıncaya kadar aşkın gücünü kendisinde hissedememiştir. Eski banka memuru Ahmet, savaş devam ederken çevresindeki zenginliğin parıltısıyla büyülenir ve kazanç sevdasıyla hırslanır. Büyükçe bir kâr bırakacak bir iş için Muhsin'e dostça yaklaşıp meramını anlattığında Muhsin, Ahmet'in amacına ulaşabilmek için onu, karısını başkalarına kompliman yapmaya zorlayan biri olarak görür ve Celile'nin de sevgisini ilk başta bu sebebe yorar. Kişiliği değişmeyen Celile aşkını yine ağır ve durgunca göstermektedir. Sayfalar arasında ilerledikçe aşklarının sarsıntısının şiddeti artacak ve kitabımızın başlangıcındaki ikinci cümle yine sondan ikinci cümlede tekrarlanarak eser son bulacaktır. Roman akıcı ama yer yer baskı hataları var. Yalnız, eklenmesi gereken önemli bir husus: Yazarın Fosforlu Cevriye romanından sonra hem Yeşil Gözlü Kız hem de Çılgın Gibi eserleri, Fosforlu Cevriye'nin gölgesinde kalıp burukluk yaşatabilir. En azından benim için Fosforlu Cevriye'yi okuduktan sonra yazarın diğer romanlarından onun seviyesine yaklaşabilecek bir eser görmek zor oluyor. Herkese iyi okumalar...
Edebiyat
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Çalıkuşu
Puan vermedi·544 syf.··
2026 2. kitabı
Öncelikle tarih düşmek gerek diye düşündüm. Bugün takvimler 10 Mart 2026'yı gösteriyor. Uygulamaya çok fazla giremiyorum, derslerden ötürü kitap okumam da az. En son okuduğum bir kitaba dair inceleme yazmak için girdim uygulamaya ama gelin görün ki 15 dakikadır kitabı arıyorum, okuduktan sonra kaldırmışım. Buldum bulmasına fakat bu sefer de internet çekmiyor, uygulamadan gir çık interneti aç kapa, uğraştırdı biraz hatta yarın pek önemli bir sunumum da var ama bu inceleme bugün yazılacak. Eski TRT yapımı bir dizi var onu izlemiştim hatta ben de alışkanlık mı olmuş bilmem 3. izleyişim falan heralde, her yıl bir kez uğrar oldum. Belki de inanılmaz güzel olan jenerik müziği içindir bilmem. Film kitapla bayağı paralel, fazladan bir şey eklenmemiş hatta Sadri Alışık'ın oynadığı babacan rol en sevdiğim karakter, hakkını da vermiş diyebiliriz. Kitaba gelecek olursak Feride benim için Anadolu'da mücadele eden nadide bir kadın öğretmen ve bu hikaye bir aşk hikayesinden ötesi. Okuyunca öğretmenlik mesleğinin ne kadar kutsal bir şey olduğunu fark ediyorsunuz ve bir yerde öğretmenlik mesleğinin büyüsü sizi de etkisi altına alıyor ya da bilgiyi seven bir ruhunuz varsa diyelim:) Kitabın sonunu kendim değiştirerek yeniden yazmayı düşünmüştüm bir ara fakat yazara saygı duyulması açısından bu fikrimi çöpe attım. Kamran her zaman çok yüzeysel ve robotik gelmişti bana, Feride gibi canlı bir karaktere her zaman mert insanları uygun bulmuşumdur. Kitap ayrıca İhsan Bey gibi vatansever, mert insanların cephede mücadele edip , Kamran gibi köşk çocuklarının köşklerini terk etmeyişini de gözler önüne seriyor. Çok uzun bir inceleme oldu farkındayım ve birkaç alıntıyla bitireceğim. İhsan Bey tam da kendi karakterine yakışacak bir biçimde Feride'nin önceki günki evlilik teklifine şöyle cevap
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·1062 syf.·
2025 138. kitabı
Lev Nikolayevic Tolstoy 'un eseri Anna Karenina, yüzlerce yazar arasında yapılan ankette, şuana kadar yazılmış en iyi roman olarak gösterilmektedir. Okuduğum kitap İskele Yayınevinden çıkmış olup çevirmenliginde Nurettin Bahar ismi bulunmaktadır. İki cilt halinde yayınlanan roman kitabı yaklaşık 1050 sayfa. Kitapta bir ihaneti yatıştırmak, ablasının yuvasının dağılmasını engellemek için gelen muhteşem bir guzelligi olan evli, bir çocuk annesi Anna Karenina'nin, Kity isimli genç bir kızla evlilik yoluna girmeye hazırlanan Vronski ile karşılaşması , aralarındaki elektriklenmeye binaen gelişen yasak aşk, tutku, ihanet konu alınmaktadır . Gelişen ve değişen zaman sürecinde Levin ile Kity nın daha düzeyli birliktelikleri... 1850 li yıllarda Rus halkı, adı konulmamış kast sistemi, köylüler ile toprak sahiplerinin sınıfsal ayrıcalıkları... Dönemin Rus kültürü, bir erkeğin eşine yapılan kompliman ve asılmalari gurur vesilesi sayması, kadının tek taraflı boşanma hakkı olmaması, eşini aldatan kadının ise sosyeteden tamamen dıslanmasi... Din ve Tanrıya, daha çok roman kahramanlarından Levin zihniyle anlatılan ancak yazarin konuya öznel bakış açısını sunan (en azından ben öyle hissettim) uzun akıl çıkarımları yapılabilir . Sanat ve sanata bakış açıları, sanata verilen değer... Özetle, Anna Karenina kitap bir romandan çok ötesi. Kitap, klasik Rus edebiyatı gibi ağır bir kitap. Uzun ve her okuyucuya göre değişkenlik gösterebileceği gibi ilginizi çekmeyecek konulardan dolayı çok yönlü yazılmıştır . Zaman zaman uzun diyaloglar, yer, mekan ve duygu tasvirleri çok yoğun anlatılmıştır. Bir başka zorlayan taraf, çokça karakter ve birbirine yakın karakter isimleri bulunmaktadır. Kitabın sonuna yaklaştıkça Anna'nın ruh halinin resmedildiği sayfalar mükemmel ötesi. Tolstoy 'un
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Puan vermedi·219 syf.··
2025 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2025 00:00
İncelememe başlamadan önce bazı alıntıları paylaşmak istedim çünkü bu alıntılar incelemeyi daha iyi kavramanızı sağlayacaktır. İncelememi kısa tuttum çünkü söz konusu ATATÜRK olunca yazılacak cümlelerin sonu olmuyor. Osman Nizami paşa: “Mustafa Kemal Efendi oğlum, görüyorum ki, İsmail Fazıl Paşa seni takdir etmek hususunda yanılmamış. Şimdi ben de onunla hemfikirim. Sen, bizler gibi yalnız erkan-ı harp zabiti olarak normal bir hayata atılmayacaksın. Keskin zekan ve yüksek kabiliyetin memleketin geleceği üzerinde müessir olacaktır. Bu sözlerimi bir kompliman olarak alma. Sende memleketin başına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet ve zeka emareleri görmekteyim. İnşallah yanılmamış olurum.” Ali Fuat Cebesoy’un babası İsmail Fazıl paşa altmış dokuz yaşında oğlu bildiği atatürkün liderliğinde milli mücadeleye katılıyor. "Ulusun bağımsızlığı söz konusu olurken, aile kaygısı düşünülemez. Çünkü ailenin huzur ve rahatı ancak ulusun huzur ve kurtuluşuyla gerçekleşebilir." "Ben Mustafa Kemal'le beraber, onun emrinde, onun gittiği yolda sonuna kadar yürüyeceğim. Bu kararı İstanbul'dan ayrılmadan çok önce vermiştim." Ali Fuat Cebesoy'un "Sınıf Arkadaşım ATATÜRK " kitabı, Mustafa Kemal Atatürk'ün Harp Okulu ve genç subaylık dönemine dair anılarını ve dostluklarını anlatır. Cebesoy, Atatürk'ün kişiliği, eğitim hayatı ve Millî Mücadele'deki ortak mücadelelerine dair anekdotlar sunar. Kitap, Atatürk'ün hayatının belirli bir dönemine dair birincil kaynak niteliği taşırken, yakın arkadaşlıklarının zaman içindeki gelişimini de yansıtır. Bu eser, Atatürk'ün özel hayatına dair samimi bilgiler sunan önemli bir kaynak olarak öne çıkar.
Sınıf Arkadaşım AtatürkAli Fuat Cebesoy · İnkılap Kitabevi · 20201,007 okunma
8/10
·192 syf.··
2024 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 21:59
Cumhuriyet kurulduktan 11 yıl sonra 1934 yılında Ankara’da, pansiyon gibi kullanılan 9 odalı bir evde yaşayan 9 farklı hane, 9 farklı hayat, eve yeni taşınan -ve adı hiç geçmeyen- genç bir bankacının bakış açısından anlatılıyor. Kitabın özeti kısaca bu. İnsan bazı zamanlar, uzun süre kalacağı, çalışacağı, yaşayacağı bir ortama, kendini mecburi olarak giriş yapmış bulur ve o ortama uyum sağlamakta ilkin zorluk çeker, belki fırsatını bulsa hemen orayı terk etmek de isteyebilir fakat zaman içinde uyum sağlamayı başardığında artık o ortama ısınır ve orası insan için hoş, keyif aldığı bir yere dönüşmeye başlar. Niye bilmiyorum, bu kitap bende bu duyguları uyandırdı. İlk bi' 50 sayfa kadar, odalar, karakterler, beni kendilerine yaklaştırmadı gibi. Fakat roman ilerledikçe, anlatılanlar dallanıp budaklandıkça, farklı karakterleri, farklı hayatları, Esendal’ın o güzelliği sadeliğinden gelen kalemiyle tanımaya başlayınca her gün her gün kitaba daha da bağlanmaya, karakterleri ve yaşamlarını daha da merak etmeye başladım. ~ Ahmet Hamdi Tanpınar, romanı, yeni kurulan Ankara’nın atmosferinde, ülkedeki seviye ve zihniyet farklarını güçlü bir biçimde gösteren bir yapıt olarak yorumlarken Ahmet Oktay da benzer bir biçimde, romanda Cumhuriyet’in ilk yıllarının bütün olumlu ve olumsuz yanlarının ve rastgele bir araya gelen insanların serüvenlerinin anlatılarak gözler önüne serildiğini belirtir. Eleştirmenler, Memduh Şevket Esendal’ın, Türk edebiyatına, anlatıdaki serim-düğüm-çözüm sıralamasını dikkate almayan, “Çehov tekniği” olarak bilinen anlatım biçimini getirdiğini belirtirler. *** Kitabı bitirdikten sonra TRT’nin 1989 yapımı aynı adlı 5 bölümlük diziyi de izledim ve onu da kitap kadar beğendim. Tavsiye ederim. * Romanın başka baskılarında belki anlamı bilinemeyebilecek bazı sözcüklerin
Edebiyat
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Yapı Kredi Yayınları · 20249,3bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2024 7. kitabı
“Müzmin Susuzluk” Bağlamında Bursa "Müzmin Susuzluk" Yazar Halil Ziya Doğruöz'ün, Ötüken Neşriyat etiketiyle 2023 yılında okurlarıyla buluşturduğu ilk uzun hikâye kitabıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Ödülünü, 2020 yılında almış bir eser. Yetmiş iki sayfa ile sadece bir uzun hikâyeden oluşmaktadır. Kitap, Abdülhak Hâmid’in “Ben gam yiyorum, beni yiyor gam/ Yâ Rab, ne garîp mâidem var” beyitiyle, sözüyle girizgâh yapılıyor. Hikâye, Bursa'da geçmektedir. Bursa’nın Muradiye, Hisar’ında eski Bursa evlerinin inci bir gerdanlık gibi sıralandığı dar sokağında bulunan Vahdet Apartmanında geçmektedir. Çok geride olmayan, günümüze yakın bir zaman diliminde, hikâye başkahramanının çocukluğu, gençliği konu edinmektedir. Bu çerçevede mahalle, şehir ve aile kültürünün işlendiği, gerçek bir yaşanmışlık olduğu izlenimi vermektedir. Veya gerçeğe yakın bir hikâye olduğunu söyleyebiliriz. Daha çok sahici karakterlerle çevrelenmiş bir insan hikâyesi desek de yeridir. Bunu en iyi yazar ve yakınları bilecektir muhakkak ama benim izlenimim bu yönde. Başka bir ifadeyle hikâye başkahramanı bir fiil yazarın kendisi olabilir veya tanıdığı bir yakını üzerinden anlatımlar kurgulanmış olabilir. Bursa şehir belleğini oluşturan birçok yere ve mekâna da yer verilir. Özellikle eski Bursa'nın periferisindeki semtleri, mahalleleri ve birçok mekân buna dâhildir. "Yeşil Mahalle, Yeşil Cami, Yeşil İmareti, Namazgâh, Emirsultan, Setbaşı, Heykel, Maksem, Şehreküstü, Altıparmak, Çekirge, Tophane, Muradiye, Alacahırka, Irgandı Çarşısı, Kayhan, Uzun Çarşı, Tuz Pazarı, Tahtakale, Çelebihan Konağı, Pınarbaşı Mezarlığı, Uludağ, Kirazlıyayla, Bat Pazarı, Kafkas Pastanesi, Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu, Necati Bey Kız Enstitüsü, Burç ve Yazıcıoğlu Sinemaları, Sönmez İş Sarayı, Arap Şükrü Sokağı, Balıkçı Reşat'ın
Müzmin SusuzlukHalil Ziya Doğruöz · Ötüken Neşriyat · 202346 okunma