Geçtiğimiz yüzyıl içinde tarih sayfalarınca bize ezberletilen her olayda,
iyi ya da kötü her vakıada Yahudi parmağı olduğunu dillendirsem acaba
Anti-Semitik olur muyum? Acaba, Avusturya sınırları içindeki meşhur
soykırım şehrinin varlığından şüphelendiğimde çok mu dikkat çekerim?
Güneydoğudaki (ülkemizin güneydoğusu) arz-ı mevud'a dâhil edilmiş
topraklar üzerinde oynanan oyunların bizim öldüğümüz teröre
sebebiyet verdiğini düşündüğümde komplo teorisyenlerinin taklasına mı
gelmiş olurum?
"Gönül ilmi, şevk ve iştiyakta (mânevî özlemde) gizlidir.Bu yolda idrak ve duyuş da bir engeldir.Her ikisini aştığın zaman Birliğe (Allah'ın Birliğine) ulaşırsın."
Ben diktatör değilim. Benim gücüm olduğunu söylüyorlar; evet, bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü, ben zorla ve insafsızca davranmak bilmem. Bence diktatör, başkalarını buyrumuna boyun eğdirendir. Ben, kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak egemen olmak isterim.
Öncelikle Çorum'un bugünün meselesi olmadığını bilmemiz lazım hatta Kahramanmaraş ve Malatya'da olanlar bile yakın zamanın meseleleri değil. Amerikalı oyun kurucular ve Türk milliyetçileri, Alevi- Sunni çatışması planını 50'li yılların sonlarında yaptılar.Nereden baksanız 30 yıldır uygulanmaya çalışılan bir komplo ile karşı karşıyayız.Sunniler biraz işlerine geldiği ama daha çok milliyetçiler gözlerini boyadıkları için tuzağa düştüler.
Dikkat aralığımız daralırken, karmaşıklığı ve nüansları, kavrama becerimiz gerilerken, ortak hakikatimiz çöküp giderken, inançlarımız komplo teorileri haline gelirken, sorunlarımızı çözmek için ortak gündemler belirleyemezken dünyanın karşı karşıya olduğu acil sorunları nasıl çözebiliriz ki? En çok ihtiyaç duyduğumuz noktada anlamlandırma becerimiz yok oluyor.