İzmir Konsili'ne İskenderiye'den gelen din adamı Arius, Hz. İsa'nın tanrı değil Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğu gerçeğini haykırınca onu ve onun gibi düşünenleri aforoz ettiler.
Özellikle genel konsiller dikkate alındığında konsil geleneği bağlayıcılık açısından önemlidir. Zira hıristiyan inancında konsillerde alınan kararlar Kutsal Ruh’un tanıklıını ve inayetini taşımaktadır. Dolayısıyla konsillerle vahiy geleneği devam etmekte ve tanrısal irade bir şekilde bu kararlara yansımaktadır. Bu sebeple bazı hristiyanlar, din adamlarından ziyade, konsil kararlarının otoritesi üzerinde dururlar.
1396'da Nicopolis'de maruz kaldığı bozgun, Sigismond'a Türklerin ne müthiş düşman olduğunu göstermiştir... İki kilisenin birleşme kararı 6 Temmuz 1439'da iki kişi müstesna, mevcut tüm Rum'lar, Papa ve Latin piskoposları tarafından imzalanmıştı... 10 Kasım 1444'te Hristiyan ordusunun bozguna uğradığı Varna Savaşı, İstanbul'a ve Rum'larla birleşmeye son darbeyi indirmiştir.
Pisa Konsilinde (1409), Avignon ve Roma Papalarının azledilip 3. Papa seçilmesinden sonra, Avignon ve Roma’da bulunan 2 papa da istifa etmeyince Kilise üç papaya sahip oldu (Büyük Batı Bölünmesi). Konstanz konsili (1414-1418) ile çok başlılık sona ermiştir. Jan Hus, İngiliz reformist Wycliff’in fikirlerinden ilham alıp kilise hakkındaki öğretisini kaleme almıştır. Görevinden alınıp aforoz edilen Hus, Temmuz 1415’de yakılarak öldürülmüştür. Hus’un öldürlmesi Orta Avrupada uzun yıllar sürecek fırtınayı başlatmıştır.
IV. Haçlı Seferi 1204'de İstanbul'un ele geçirilmesiyle ve Latin imparatorluğunun kurulmasıyla sona ermişti... Grekler İznik’deki üstlerinden, Latinlere karşı taarruza geçmişler ve 1261'de İstanbul yeniden imparator VIII. Mihail Paleologos tarafından geri alınmıştır.