Kontrbas
6/10
·56 syf.··
2026 90. kitabı
Çok etkilenmedim açıkçası, bir oyunmuş zaten. Belki bu monoloğu karşımda biri gerçekleştirse daha duygusu geçebilirdi ama oyunu okuyarak o tatmine ulaşamadım. Ufak tefek spoilerlar mevcut; Kontrbas fetişi olan bir adamı okuyorum sanmıştım başlarda, fazlaca teknik terimle kafamızı dolduruyordu, sanki anlamayalım diye uğraşıyordu. Sarhoşluğu arttıkça kontrbasa olan öfkesini, işine olan nefretini dile getirişi içtendi. Tek bildiği işi yapacak, emekli olmak için. Güvenli bölgesinden çıkıp başka şeyler peşinde koşmayı seçemeyecek, sevdiği kadına sevdiğini bile söyleyemeyecek. Bu isimsiz baş karakterde herkes kendinden ufak bir parça görecektir böyle, ama genel olarak teknik terimler boğucu bir hava verdiğinden mükemmel diyemiyorum. Patrick Süskind Kontrbas
1000Kitap
KontrbasPatrick Süskind · Can Yayınları · 20211,076 okunma
Kambur ile Hamile
6/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Müzik aşığı, kontrbas çalan bir kamburu anlamak için onu hayatı sırtına kambur etmiş "Müzik Hocası" (Zamanın Farkında) ile kıyaslamak iyi bir fikir olabilir mi acaba? Ya da şöyle sormak: "Müzik Hocası" Şule Gürbüz'ün yarattığı bu ilk karakterin kamburundan doğmuş gibi düşünülse ne olur? Bu belki de ileride yazılacak bir yazının konusuna dönüşebilir ;))
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
Reklam
Cephelerde Savaşlarla Büyüyen Bir Kuşağın Romanı: Kırmızı Buğday
10/10
·496 syf.·
2026 2. kitabı
Kurtuluş savaşımızı iliklerime kadar hissettiğim bir başyapıt ! Balkan harbiyle sarsılan ve 1. Dünya harbiyle son raddesine kadar yoksullaşan bir halkın işçi, emekçi, köylü halkın elindeki kıt imkanlarla verdiği bir ölüm kalım savaşının edebi bir destanı. Tütün tarlalarında en güç koşullarda çalıştırılıp, sonra tütün içmeye parası olmayan o goca yürekli kahramanların bu toprağa sızan alın teri, kanı, kemikleri, havaya uçuşan parçalarıyla bir kurtuluş destanının görkemli bir anlatısı. Militarist ve şövenist olmayan ve daha eşitlikçi ve daha insani bir bakış açısıyla yazılan metinde Sartre’ın “savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölürler,” deyişinin bir yankısını da buluyoruz. Bu da romanı daha katmanlı ve daha güçlü kılıyor. Ahmet Büke kurgusal bir metin değil, kendinden önceki kuşağın tarihsel hafızasını kalemiyle ve okuduklarıyla harmanlayarak karşımıza kandan, baruttan, yoksulluktan, yurt sevgisinden ve ihanetten canlı bir tablo çıkarmış. Bir taraftan ağalar, beyler, paşalar yoluyla mülksüzleştirilmiş, cahil bırakılmış insanların bir manzarasını, Ege topraklarının küçük bir kesitini ve emek sömürüsünün mikro tarihini tüm çarpıcılığıyla karakterler üzerinden yumruklarımız sıkılı okurken, bir taraftan o mülksüzleştirilen yoksul halkın cumhuriyete giden yolda masallarla, mitolojilerle ve zulme karşı direniş hafızasıyla hayata tutunuş hikayelerine tanık oluyoruz. Yalın ayak cephelere sürülen Ahmet’in ve Mehmet’in kanı üzerinde tepinip kendi ticari çıkarları için İngiliz, Fransız, Yunan işgalciler ile işbirliği içinde olan haysiyet yoksunu mütegallibelerin, Kurtuluş savaşında dahi sonucu kollayan ve ona göre hareket eden onursuzların varlığıyla tiksiniyoruz! Yaşar Kemal’in İnce Memed’de bize karakterler üzerinden anlatmaya çalıştığı fakat sonra sistemin içine bir
Edebiyat
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025692 okunma
6/10
·56 syf.··
2026 1. kitabı
bu kitapta beni kendisine çeken öyle bir şey var ki. Mutlaka incelenmeli. Düşünce dünyanızı nefes nefese bırakacak türden bir eser desem abartmış olmam.
KontrbasPatrick Süskind · Can Yayınları · 20191,076 okunma
Kontrbas: Müzisyen-Enstrüman İlişkisi
Puan vermedi·56 syf.··
2025 24. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 23:45
Müzik, insan hayatında azımsanmayacak derecede bir öneme sahiptir. Hayatımızın her yerine yayılmıştır. Tabii ne yazık ki müzik, çoğu çevrelerce sadece eğlence alanında bir başlık olarak görülmektedir. Müziğin insan duygu durumlarında ne kadar hızlı değişimler sağladığını düşündüğümüzde, bunun sadece eğlence alanında bir başlık olmadığını yavaş yavaş kavrıyoruz. İnsan, sadece gülmek ve eğlenmek için değil, zor zamanlarında acılarını doğru hissetmek için de müzik dinleyebilir. Üzerine uzun uzun düşünülüp kavranılması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Belki de müziğin varlığını ve önemini, bir gün bir anda tamamen ortadan yok olursa daha iyi anlarız. Müzisyen ile enstrümanı arasındaki ilişki, diğer birçok ilişkiden tümüyle farklı olduğu kadar hepsinden biraz da barındırır. Burada bahsetmek istediğim şey, bir müzik enstrümanını birkaç sene hobi olarak çalan kişi değil; tamamen kendini müziğin içinde hisseden ve enstrümanı ile sıkı bir bağ oluşturmuş kişidir. Durum biraz şöyledir: Müzisyenimiz enstrümanını gözünden sakınır. Çoğu zaman kendisinin aç kalmasını göze alıp enstrümanının bakımlarını yaptırır. Enstrümanı ile yolda yürürken, zarar görmesin diye yürüyeceği yolları değiştirir. Enstrümanını çalarken çevresindeki eşyaları ona zarar vermeyecek şekilde konumlandırır. Bu, enstrümanının maddi olarak yüksek bir değere sahip olmasından çok, onunla sıkı bir bağ geliştirmiş olmasından kaynaklanır. İnsanlar bazen uzun süre görüşmediği insanların sesini duymayı arzular. Müzisyen ise bu arzuyu çoğu zaman enstrümanına duyar. Ancak her aşkta olduğu gibi bu ilişkinin de harika olduğu kadar zorlu bir tarafı vardır. Enstrümanı ile çoğu zaman kavga eder. Çünkü hayatını ona adamıştır. Yoğun emek ve sabır göstermiştir. Enstrümanını çalarken vücudunda sağlık sorunları dahi ortaya
Müzik
KontrbasPatrick Süskind · Can Yayınları · 20211,076 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 53. kitabı
Ben bu kitabı çok sevdim. Yazarın diğer iki kitabını da okumuş birisi olarak en sevdiğim kitabı bakınız ki bu oldu. Ayrıca kendisiyle fuarda tanışıp o naifliğini de görünce kitabı başka bir gözle okumuş olmamın payı da elbette ki vardır. Birde Hwang hanıma biraz kıza kıza da ilerledim. Keza, haklı olduğumu da düşünüyorum. Bakınız ki Bir insan 190 sayfalık kitaba yüzlerce başka kitap sığdırabilir mi? Vallahi sığdırmış. Hangi birinin altını karalayacağımı şaşırdım. Ayrıca her bir deneme mi bu kadar gerçek olur da yine cümlelerin altını çizmekten yoruluruz? Yahu “ay bu da şahane bir çıkarım. Bunun da altını çizeyim” derken baktım ki ben ilerleyemiyorum. Eyvah. Bence de kitap okurken tek derdimiz böyle şahane kitap kurdu yazarlara denk gelmek olsun. İtiraf ediyorum beni bu kitap kültürünle şaşırttın Hwang Bo Reum hanımcım. Neyse… 53 tane kısa kısa denemeler ile Hwang her bir bölümü öyle sıcak, öyle samimi bir kalem ile yazmış ki çoğu sayfalarda kendinizi “Aa bu ben ama” derken buluyorsunuz. Her bir deneme de okur veya yazar olmak üzerine. Çok keyifli bir okuma deneyimi sunuyorlar. Hwang’dan öğrenilecek çok şey varmış. İlgilisine de kitapta geçen o yüzlerce kitap. Elbetteki kaçırmış olduklarım da vardır. Mesleğim Yazarlık , Haruki Murakami İliklerine Kadar Yazmak, Natalie Goldberg Cebi Delik 1, Paul Auster Demian, Hermann Hesse Klasikleri Niçin. okumalı ? Italo Calvino Godot’yu Beklerken , Samuel Beckett Kendine Ait bir Oda , Virginia Woolf İvan Denisoviç’in bir günü Nasıl Yaşamak İstiyoruz ? , Peter Bieri Katip Bartleby, Herman Melville Güzelin Bedeli , Martin Walser, Yürümeye Övgü, David Le Breton Acı Çikolata , Laura Esquivel Yürek Yangını , Sandor Marai Brahms’ı Sever Misiniz ? Françoise Sagan Kimlik , Milan Kundera Sahilde Kafka , Zemberek Kuşu’nun Güncesi,
1000Kitap
Kitapların İyileştirme GücüHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025514 okunma
Reklam
Reklam