a

Asya

1 üye
Takip
(...) 17. yüzyıl krizinde kaybedilen herhangi bir imparatorluk değil, 16. yüzyılın Doğu dünya düzeniydi. Timurlu sonrası imparatorlukların emellerini şekillendiren ekümen onunla birlikte de 13. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Asya'yı siyasi, toplumsal ve kültürel olarak birbirine bağlayan alttaki yapı vaadi parçalandı. Cengizli evrensel egemenlik mefhumları tamamen yok olmadı -bunlar, çeşitli Doğulu aktörleri canlandırmaya devam etti, ama 17. yüzyıldan sonra aynı ağırlığı taşımadılar. O günden bugüne, başka hiçbir evrenselleştirme projesi "Asya"yı bir bütün olarak gerçekten yeniden yapılandırma noktasına yaklaşamadı (SSCB bir dereceye kadar buna gayret etse de). Doğu, 19. yüzyılın damgalayıcı dinamikleri karşısında savunmasız bırakılmış, bölgesel düzenlerden oluşan parçalı bir siyasi uzam haline geldi.
Sayfa 232 - Koç Üniversitesi Yayınları, 2. Baskı, Kasım 2024·Kitabı okudu
Asya
Cengizli tipi "dünya düzenleri" dine ya da etnik kökene göre örgütlenmemişti. Bunun, birçok kişi tarafından nominal olarak benimsenebilecek -Roma İmparatorluğu gibi- ortak bir miras olmasının nedeni budur. Bu ortak mirasın anlatılması ve bunun düşünsel ve sanatsal bağlantıları vurgulayan bir anlatı olması, Avrasya'nın bir ucundan ötekine dinlerarası ve uluslararası köprüler kurmak için kullanılabilir. Bölge hakkında daha çoğulcu bir vizyon inşa etmek için Asya genelinde yeterli ortak tarihsel zemin mevcuttur; eksik olan bunu yapacak siyasi iradedir.
Sayfa 292 - Koç Üniversitesi Yayınları, 2. Baskı, Kasım 2024·Kitabı okudu
Asya
Reklam
Cengizli tipi "dünya düzenleri" dine ya da etnik kökene göre örgütlenmemişti. Bunun, birçok kişi tarafından nominal olarak benimsenebilecek -Roma İmparatorluğu gibi- ortak bir miras olmasının nedeni budur. Bu ortak mirasın anlatılması ve bunun düşünsel ve sanatsal bağlantıları vurgulayan bir anlatı olması, Avrasya'nın bir ucundan ötekine dinlerarası ve uluslararası köprüler kurmak için kullanılabilir. Bölge hakkında daha çoğulcu bir vizyon inşa etmek için Asya genelinde yeterli ortak tarihsel zemin mevcuttur; eksik olan bunu yapacak siyasi iradedir.
Sayfa 292 - Koç Üniversitesi Yayınları, 2. Baskı, Kasım 2024·Kitabı okudu
Asya
Asya 'nın bu uzak köşesinde bir halk bıkmadan, usanmadan yıllarca mücadele ediyor. Dinini, topraklarını korumak ve onurla yaşayabilmek için verilen bu mücadele zamanla adeta bir destana, şanlı Moro destanına dönüşmüş.
Sayfa 118 - pınar yayınları, 9.baskı
Asya
ŞARK'IN HÂLİ...
- "Şarkın bugünkü hâli, sadece bir mamul eşya pazarından ibaret bulunan ve insanoğlunun imtiyazlar kadrosunu temsil eden Garp nam ve hesabına ırgatlık etmeye, en ağır rençberlik emeğini onun fikir hakkiyle değiştirerek Garp mahsullerini almaya, böylece tek bir kement içindeki manda sürüsü gibi yaşamaya, bütün suçu kendi eski altın şahsiyetinden ve dininden bilmeğe, eğer canı çekerse Garbı taklit etmeye ve büsbütün maymunlaşmaya ve kendi özünü tahrip etmeye, nihayet Garp (Mandaren)lerinin besleyici ve gıda yetiştirici daimî esirler sahası halinde bu tefriki hep muhafaza etmeye mecbur tutulmasıdır..."
Sayfa 215 - BÜYÜK DOĞU Yayınları
Asya
MADDE HÂKİMİYETİ...
- "Bütün ruh çilelerinin doğuşuyla beraber, insan topluluklarının ve eserinin doğuşunu temsil eden Şark, mânâda ve maddede ufukları kervansaraylarla donatır ve insanoğlunun biricik haysiyet ve hikmeti olan din ihtiyacını, hak ve bâtıl her şubesiyle örnekleştirirken, Garp, tepeden inme Eski Yunan harikasından ve onun peşi sıra Roma nizamından sonra, yabanî domuzlar gibi ağaç köklerini kemirerek yaşıyor; ve Şarka kâinat çapında aslî rengini bahşedici İslâmiyet’in milyon kere milyon kandilli avizesine çipil gözlerle bakıyordu. İşte bu Garp, yine Şark kaynaklı hak din olan İsa Peygamber yolunun nurunu kaybedip, artık o yol Allah tarafından kapatıldıktan ve yenisi ve daimîsi açıldıktan 8 asır sonra, Hıristiyanlık hassasiyetini, Yunan tefekküriyeti ve Roma hayatiyeti içinde pişirme muamelesine girişmiş, bu muameleyi yine İslâm Medeniyetinin kütüphanesinden faydalanarak yapmış ve ancak bu sayede Eski Yunan izlerini bulabilmiş; ve neticede eşyayı semerelendirme ve aletleştirme dehâsına ererek, korkunç bir madde hâkimiyetiyle ortaya çıkmış, hakikatte İslâmiyet'in emri olan bu ulvî borcu ihmale giriftar Şarkın karşısına dikilmiş, ona karşı en büyük hınçla taarruza geçmiş ve onu birdenbire afallatıp bugünkü haline kadar getirmiştir..."
Sayfa 215 - BÜYÜK DOĞU Yayınları
Asya
Reklam
Reklam