Bu arzu denen şey, anlatılmaz, anlaşılmaz güçlerin belirsiz bir tanımı olsa da, orada ve o an, etkin biçimde duyumsuyordu bunu, her yanlışta, her atılışta, öne fırlayışta bizzat vardı, insan olmak buydu, hayır bir beden artı bir ruh, bir öz değil, tam tersi, birbirinden ayrılamaz parçalarıyla bu bütünlüktü insan olmak, yoksunluklara ve başarısızlıklara, bozgunlara karşı sürekli başkaldırı, insan olmak, şairlerden çalınmış olan her şeye, herhangi bir yere duyulan güçlü ve yakıcı özlemin, sonra başka başka yön ve yol göstericilere yaşamın kendini kaptırabileceği yerlerin, adların, unvanların karşısına dikilmek insan olmak.
Önüne atılan ekmek kırıklarını tek tek alan kuşlar gibi. Sana bakarlar ve yerler yerdekini, sonra uçup giderler. Geride bir şey yoktur artık.
- Hayır geriye kalan hiçbir şey yok
"Erkeklere verebileceğim küçük bir ipucu da sutyenleri çıkarmasını öğrenmeleridir. Yıllar önce ben de kopçalarla uğraşıp dururdum ve işin keyfi epey kaçardı. Ama kendisi kullanmadığı için bir erkek sutyen çözmeyi nasıl bilebilir?"