Byzantion'u eski Yunanistan'taki Megara kentinden gelenler kurmuş. Tahminen millatan önce 660 yılında. Byzantion da Byzas'ın yeri demektir.
...
"Yunanistan'dan gelen göçmenlerin kralı. Aslında efsanevi bir kişilik. Kral Byzas, bu şehrin ilk kurucusu olarak kabul edilir."
Kimileri Mimar Sinan'ın, içerde babasının yanında yatan Mihrimah Sultan'a âşık olduğunu söyler. Ama bir mimar parçasının sultan kızına gönlünü kaptırması olacak iş değilmiş. Zavallı mimar
Kızı rahat bırakması için ben açıkladım. "Kadıköy Alicim, Kadıköy. Hikâyenin bu kısmını ben de biliyorum. Sarayburnu gibi şahane bir yer dururken, Kadıköy'ün bulunduğu bölgeye yerleşen göçmenleri eleştirmek için kullanılan bir deyim. Yani siz güzellikleri göremeyecek kadar körsünüz demeye getirmişler."
"Sadece güzellikleri değil Başkomserim" diyerek yeniden sözü aldı Zeynep. "Byzantion üç yanı denizlerle çevrili olduğundan savunmaya da elverişliymiş. Tabii, stratejik önemi de var. Boğaz'dan geçen gemilerden de vergi alıyorlarmış."
"Haraç desene şuna." Kendi lisanıyla durumu yorumluyordu bizim kopuk. "Deli Dumrul hesabı, geçenden üç, geçmeyenden beş akçe..."
"Ve balık sürüleri... Kentin başlıca besin kaynağı... Palamutlar, uskumrular, lüferler..."
"Daha ne tür balıklar vardı o zamanlar kim bilir?" diye söylendim içim yana yana. "Benim çocukluğumda bile lüfer çıkardı Haliç'ten. Hepsinin neslini kuruttuk." "Neyse işte, Sarayburnu'nun bu olanaklarını göremeyip Asya yakasına yerleştikleri için onlara kör, köylerini kurdukları yere de Kalkedon demişler."