nereye gidersem gideyim aynı ait olamama, boşunalık duygusu. benim için hiçbir önemi önemi olmayan şeye ilgi duyuyormuş gibi yapıyorum, kendimi ya mekanik olarak, ya da hayırseverlikten, fakat hiçbir zaman bir yere varmadan çalıştırıyorum. beni cezbeden başka bir yer ve ben bu yerin nerede olduğunu bilmiyorum.
Hıristiyanlığın başlangıç döneminde yaşasaydım, korkarım ki onun çekiciliğine kapılırdım. Bu farazi sempatizandan, fanatikten nefret ediyor, bu iki bin yıl öncesinden bağlanmayı gururuma yediremiyorum...
Mutsuzluk pasif, katlanılan bir durumdur, oysa lanetlenme, tersine, bir seçimi, bundan dolayı da, bir görev, içsel bir güç fikrini gerektirir; mutsuzlukta bunlar yoktur. Lanetlenmiş bir birey -ya da bir halk- mutsuz bir bireyden -ya da bir halktan- ayrı bir sınıftır ister istemez.