Aklına Nana'nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya, insanların üstüne yağıyordu.
"Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi" demişti.
"Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın."
Hayaller mi? Şu an çoğu Arap ülkelerinde yaşamak üzerine kurulu. Yaşamak derken yanlış anlaşılmasın ÖLMEMEK üzerine. Afganistan, Filistin veya diğerleri. Ortadoğu ülkeleri; orda olmak, orda doğmak, o milletten olmak kader mi? Evet Coğrafya Kadermiş...
Hikayede Baba şöyle diyor; "Şu kendini her şeyden üstün gören maymunların sakalına tüküreyim. Tespih çekip anlamadıkları bir kitabı ezbere tekrarlamaktan başka ne bilirler? Afganistan bunların eline düşerse, Allah yardımcımız olsun." derken cehaletin baş gösterdiği, dinle yönetilen, sömürülen, aldatılan ülke halklarının "Kader" sömürüsüyle avutulduğunu bir çırpıda anlatmış ne yazık ki..
Uçurtma avcısı aslında dostluğun, kardeşliğin, kan bağının, sadakatin çok güzel anlatıldığı bir kitap. Kitapta "Senin için bunu binlerce kez yapabilirim" derken altında ne kadar çok şey barındıran bir cümle..
Dünya'nın birçok ülkesinde en masumların yani çocukların ne şartlar altında yaşadığının anlatıldığı güzel bir hikaye.
Ben de derin izler bıraktı..
Saygılarımla.
Başarılı insanların sağlam tohumlardan geldiğini hepimiz biliriz. Ancak onları ısıtan güneş ışığı, kök saldıkları toprak ve uzak kalabilecek kadar şanslı oldukları tavşanlar ve oduncular hakkında da yeterince bilgi sahibi miyiz?