Hiç bir kitabın sayfaları arasında rüzgarlı bir sahil kasabasına ışınlandığınız oldu mu?…
Meltem Gürle’nin o naif, sıcacık ve derinlikli kalemiyle daha önce Kırmızı Kazak kitabında tanışmış, anlattıklarında kendimden izler bulmayı çok sevmiştim.
İrlanda Defteri ise hiç şüphesiz nisan okumalarımın en kıymetlisi, kalbimin tam ortasına kurulan favorisi oldu.
Sayfaları çevirirken sanki yazarla karşılıklı kahve içiyormuşuz da bana İrlanda'nın o puslu ve melankolik atmosferini kendi içsel yolculuğuyla harmanlayarak anlatıyormuş gibi hissettim. Üstelik kitap sadece bununla kalmıyor, satır aralarında muazzam bir İrlanda edebiyatı rehberliği de sunuyor. Daha ilk sayfalarda James Joyce ’un dev eseri Ulysses ile açılış yapıyor ve içime o zorlu eseri okumak için öyle tatlı bir merak düşürdü ki sormayın. Yazarın bu yönlendirmelerine o kadar keyifle kapıldım ki, kitapta bahsi geçen İrlandalı yazar Claire Keegan’ın Antartika’sına çoktan başladım bile; şu an tam da onun sayfaları arasında kayboluyorum. Bir kitabın elimden tutup beni başka kitaplara götürmesi hissine gerçekten bayılıyorum.
Bu arada, bu güzel kitapla beni buluşturan Merve ‘ye kocaman teşekkür ederim.
İnsan böyle bir kitabı bitirince ister istemez merak ediyor; acaba sizin de var mıdır böyle okurken satır aralarından başka kitaplara yelken açtığınız, okuma listenizi usulca kabartan o favori metinleriniz?
Sándor Márai külliyatında sona yaklaşmanın verdiği o buruk tatla okudum Bolzano’da Son Sahne’yi. Bir yazar her cümlesine mi ruhunu üfler, her satırda mı insanın kalbine bir çentik atar?
Bu kitap, sadece efsanevi Casanova’nın hapishaneden kaçış öyküsü değil; insanın kendi yarattığı "maskelerle", şöhretiyle ve kaçınılmaz yazgısıyla en çıplak hesaplaşması. Bolzano’da bir otel odasında geçen o devasa diyaloglar; aşkın, tutkunun ve sadakatin sadece birer kelime olmadığını, her birinin ağır bedellerle ödendiğini fısıldıyor kulağımıza…
Márai’nin kaleminde Casanova; sadece bir çapkın değil, hayat sahnesinde rolünü kusursuzca oynayan ama oyun bittiğinde kendi trajedisiyle baş başa kalan bir figür. Kitabın alt metni ise tokat gibi: Gerçek özgürlük istediğini yapmak mıdır, yoksa kaderine boyun eğme cesareti göstermek mi?
Edebiyatın o naif ama bir o kadar da keskin gücünü özleyenler için muazzam bir yolculuk. Márai yine yapmış yapacağını; kalbimize bir sızı bırakıp sessizce kenara çekilmiş. Okumadığım sadece iki kitabı ( Csutora - Bir Burjuvanın İtirafları ) kalmış olmasının hüznüyle, bu şaheseri buraya bırakıyorum…