Giriş Yap
Kardeşim ben senin yılgın bir hoşgörü ile beni benimsemene mi kaldım?
Hoşgörü aslında muhafazakâr bir pratiktir,çünkü farklılık burada katlanılan bir şeydir.Tolerans veya hoşgörü hâlâ katı bir özimgeye,net kontürlere sahip bir kimliğe bağlıdır. İnsan kendini hâlâ Öteki'nden kesin çizgilerle ayırmaktadır.Ayrıca iktidardan da tamami ile uzak değildir hoşgörü pratiği.Azınlıklar iktidardaki çoğunluk tarafından hoş görülür, tolere edilir.
Şiddetin Topolojisi, Byung-Chul HanSayfa 58 - Metis Yayınları
Reklam
"Hoşgörüsüzlükten hoşgörüsüzlük doğar. Hoşgörüyse hoşgörüyü körükler."
Evrensel bir birliktelik
Guiseppe Donizetti bir Katoliktir, ama çok sesli Müslüman şarkıları bestelemiştir. Napoleon'a hizmet etmiş, ama İslamın halifesi II. Mahmud'un hizmetine girmekten de çekinmemiştir. Bir İtalyan olarak liva'lığa (paşa) kadar yükselmiş ve Osmanlı İmparatorluğu'nun milli marşlarını bestelemiştir. Ama bir Katolik olarak İstanbul'daki bir katedralin mahzenine gömülmüştür. Gustav Mahler'in dahi Avusturya operası direktörlüğü görevine getirilmeden önce resmen Musevilikten Hristiyanlığa geçmesi şart koşulduğu düşünülürse, Donizetti'nin Türk müzik tarihinde her zaman ne derece hoşgörü ve takdirle kabul gördüğü ve ölümünün 150. yılında hatırasının ne kadar canlı olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Reklam
Bu evrensel bakışa sahip olabilmek!
Ben her şeye hor görerek değil hoş görerek bakmayı öğrendim artık. Varsın öyle olsun! Ne yapalım! İşte insan!
"Hoşgörü, yaşla azalmıyor ya da çoğalmıyor, galiba. Olsa olsa hoşgörümüzün arttığı yerler var, eksildiği yerler var; o kadar."
Reklam
29 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42