Maziden gelerek halimizi harekete getiren ruh kuvvetleri, gelmiş oldukları hızla mütenasip olarak istikbalin hayatını meydana getirirler, geleceğin hayatını yaratırlar. Gerilerden gelerek ileri ufuklara doğru akan bir nehir gibi, mazi, istikbalimizin yaratıcısı olur.
Eski dediğimiz mazi, bizim seciyemizin sanatkarı, hatta şuurumuzun yaratıcısıdır. Mazinin bittiği yerde, millet biter, insan biter, İzan biter, nihayet bulurlar. Millet, tarihinden ibarettir. Onu tarihinden sıyırınız, insan sürüsü kalır. Eskinin bize devrettiği unsurların, bolluğu, zenginliği nisbetinde, meydana gelen yeni eser canlı ve devamlı olur. Eskiden bir şey olmadan yeni eser yapmaya kalkanlar ölü varlıklar elde ediyorlar. Bunların cemiyetleri ölü, davaları ölü, vicdanları ölü, kendileri de canlı ölülerdir.
Milletlerin mazisini teşkil eden bütün eski hareketler, eski eserler ve düşünüşler, ona bir zincirin halkaları gibi gelmektedir. Ben babama, o da Kosova'nın kahramanına ve Yıldırım Han'a bağlanır. Bunların ruhu ise Yunus'larla Alpaslan'lardan geçerek, Hazreti Muhammed'e kadar uzanan zincirin, bize daha yakın bulunan halkalarını teşkil ederler. Bizim bu atalarımızın varlığı geçmişten ibaret bir bütün teşkil ederek, bizim ruhumuz, bizim dimağımız olmuştur. Millet, bir büyük dimağın, böyle büyük bir ruhun adıdır.