Kendimizden genç ölümler karşısında bir suçluluk duygusu kaplar içimizi. Ama her ölüm aynı zamanda yaşamakta olduğumuzu hatırlatır ve biz de bundan gizli bir sevinç duyarız. Kaçınılmaz bir dürtü. "Ben değil, o!" der içimizden bir ses. Sonra "Neden ben değil de o?" sorusunu sorarız. Çünkü yaşama bilinci bize bir biyolojik takvimi kavratmıştır, ondan doğan kabulle de "adil olan" a ilişkin belirlemeler yapmışız dır. Hem sevinç hem sorgulama suçluluk duygusunu oluş turur. "Sevinç" sefilcedir, arınmanın karşısındadır. Sorgulamamız ise bir sonuca ulaşmayacağından bize avunma olarak dönecektir. Suçluluk ve avunma...ne kadar yakın duruyorlar.