HUSREV- Biz, bu dünyada her şey, Allahın birer meczûbuyuz. O, Allah, kemâllerin kemâli. O noktaya tutkun, bilerek bilmiyerek ondan onu istiyoruz. Bu yolu açan, bu ateşi bizde yakan da o, biz değiliz. Biz Allahın muradı nisbetinde kemâline bürünebiliriz. Fakat o, Allah olabilir miyiz?
(Mansur, sür'at ve hayretle ellerini yüzüne götürür. Yüzünü kapar.)
HUSREV - Allah gâyedir. Her varılan şey gâye olabilir mi? Yollar uzun, yollar sonsuz, yollar açık... Bilerek bilmi- yerek Allaha doğru yol almak vardır, varmak yoktur. Varabildiğimiz hiçbir şey, hiçbir ufuk Allah değildir. Allah sonsuzluktur. Hiç sonsuzlukla boy ölçüşmek olur mu? Hiç adetler, milyonlar ve milyarlar sonsuzlukla yarışabilir mi?”
“Doğru! Bu, ne kadar çok isteyen, verilemeyecek, bulunamayacak kadar çok isteyen, doyurulamayacak kadar aç, okşanamayacak kadar sinirli ve hodgâm bir ruh. Bu ruh insanın dış ve ön benliği içinde öyle bir ikinci «ben>> yapıyor ki, bu «ben», iyi kötü her şeye düşman ve yabancı kalıyor.”
"Şair Evlenmesi" Tanzimat döneminin önemli yazarlarından biri olan İbrahim Şinâsî tarafından 1860 yılında yazılmış, batılı anlamdaki ilk Türk tiyatro eseri.
Görücü usulü evliliğin yarattığı bir trajediyi, 9 perdede okuyucuya sunan yazar; dönemin gerçekliğinden gelen hikaye ve karakterleri birerbir aktarmıştır.
Sancılı hayatının (özellikle son yılları) getirdiği acıyla birlikte bulunduğu konum, Türk edebiyatına yön vermiş ve yeniliklerin önünü açmıştır. Bu bağlamda yazarın mutlaka okunup değerinin bilinmesi gerekiyor. Kısa olduğu için alıp okumanızı tavsiye ederim. Devamındaki makaleleri de mutlaka okuyunuz.