Dervişler, birbirini hiç tutmayan inançları davranışları sözlerinin yaptıklarına uymaması yüzünden, çevrede eskiden beri güvenilir savaşçı sayılmıyorlardı. Bunların dervişlikleri gibi savaşçılıkları da yarımdı. Dünyayı büsbütün boşlayıp ahrete yönelmedikleri gibi, kendilerini toptan dünyaya verip cennetten de vazgeçmiyorlardı. Dillerinden "Bir lokma, bir hırka" lafını düşürmedikleri halde, savaşlardan sonra , "Zaviyemize, tekkemize vakıf isteriz ," diye bey eşiklerini aşındırmaları bundandı.
Söğütlülerin kılıkları da çoktandır sofraları, kilerleri gibi fukaralaşmış, orta hallilerin bile şalvarlarında, gömleklerinde, kısacık sakolarında yıllardır vurulan yamalar arttıkça artmıştı.
“Bugün yaşayan nesil, her şeyi açıkça görmekte, yapılan yanlışları hayretle anımsamakta, atalarının anlayışsızlığına gülmektedir. Tarih denilen şeyin, göklerin ışığıyla çizildiğini, her harfinin konuştuğunu bilmez, bütün parmakların yine onu, kendisini, yani bugün yaşayan nesli gösterdiğini anlamaz. Geçmişi ile alay eder ve yeni hatalar yapar, hem de bir sonraki neslin çok çok güleceği hatalar.”