Yas ve melankoli gibi nesne kaybına verilen diğer tepkilerle kaygı arasında ne fark vardır? Yas, artık var olmayan nesneden ayrılma sürecidir. Yastaki bu ayrılma süreci gerçeklik sınamasının etkisi altında meydana gelir; matemli kişinin kendisini nesneye bağlayan bağları çözmesini gerektirir. Yas yoluyla özne, kendisini kaybolan nesneden koparabilir, yani kaybını kabullenebilir, oysa melankolide özne, kayıp nesneyle arasındaki narsisistik özeşleşmede ısrar eder; ne var ki kaygıda, özne nesnenin kaybından doğan tehlikenin kendisine tepki verir.
Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır.
Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.
Hatta, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır.
Kemal Sayar diyor ki
"Yas, sadece sevdiklerinizi kaybetmekle olmaz. Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek, rutinlerimizi kaybetmek de yastır. Hatta itikatlarımızı, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır."
Yani özetle yas ölümle sınırlı değil. Anlamını kaybettiklerimiz için duyduğumuz acının sancısıdır.
Yas, gözyaşından olduğu kadar buruk tebessümden; kaybedilen geçmişten olduğu kadar kazanılamayacak gelecekten de besleniyor. Bu yüzden, kâh geçmiş anların yetim hatıralarına dalıyor, kâh gerçekleşemeyeceğini bilmenin hüznüyle yeşeren kırık dökük hayaller kuruyordum. Hayaller, ceplerinde sırça kırıklarıyla gezdiklerinden, hatıralardan bile olsa daha tehlikeli, hatta vahşiydiler. Olup bitmişle baş etmek, sonuna dek yaşamadan kalbe saplanan heveslerin sancısıyla cenk etmeden kolaydı. Başlamak bitirmenin yarısıydı, evet ama işte sadece yarısı kadardı. Bizim onunla aramızda, boy vermeyi bekleyen filiz gibi heyecanla titreyen koskoca bir yarım daha vardı. Boynu bükük heveslerin yarım kalmışlığı... Ve yarım kalan her şey sonsuzluğa uzardı.
Sayfa 96 - Hep Kitap & 8. Baskı & 11. Yaslı Gittim Şen Gelemedim·Kitabı okudu