8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 22:21
Herkese merhaba Entrika, aşk ,ihanet ,sırlarla dolu bir kitapla geldim bugün. Hamza Kızılırmak tarafından yazılan Kanlı Oyun tam bir taht oyunları kitabı. Kral Lozard ve kraliçe ülkeyi kaos olmadan yönetmektedir .Oğulları Edward ve David taht adayı İki prens .Edward Car Mina ile evlenir .Tahta geçmek Edward'ın en büyük arzusudur .Car Mina hamile kalır ama bir kız cocugu doğurur. Krallığın en katı kurallarından biri ,kız çocuklarının öldürülmesidir.Dogdugu an alıp bebeği öldürürler. Car Mina kahrolur . Bu sırada Alexandra sarayın hizmetlilerinden.Edwardla arasında bir ilişki başlar.Kardeşi David de Alexandra'ya aşık olur .Alexandra'nın tek hedefi kraliçe olmaktır. Bunun için elinden gelen her şeyi yapar . Car Mina tekrar hamile kalır. Yine kız çocuğu olması ihtimaline karşın bir ebeyle anlaşır ve yine kızı olur .Ebe alıp götürür bebeği. Ölü doğum yaptığını söylerler. Bundan sonra her şey daha kötüye gider ve kan dökülmeye başlar .Car Mina nin David i öldürmesiyle sanki bir lanet saraya yayılır. Artık Akan kanlar hic durmayacaktır. Gözü kör olmayasıca Alexander'la Edward var ya ..oh sonunda çok güzel oldu ,tabiki sonunu yazmayacağım ama.. Car Mina bir annenin evladı için neler yapabileceğinin sınırı olmadığını gözler önüne seriyor .Güç hırsı bazen insanı nasıl yok oluşa sürüklüyor, Kötülük kötülüğü nasıl çekiyor? Bunların hepsi kitabın genel havasını anlatıyor. Boleyn Kızı serisini okumuştum yıllar önce, kitapta onun havasını aldim ben .Çok başarılı bir kurgu .Tek bir eleştirim var ,Keşke bölümler halinde olsaydı kitap .Ben hep bölüm başlarında okumaya ara verdiğim için paragraf başı sayfa aradım hep mola için... Devamını bekliyoruz en yakin zamanda .. Kitapla kalın dostlar.... Kanlı Oyun Hamza Kızılırmak
Kanlı OyunHamza Kızılırmak · Octopus Yayınevi · 202521 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 16:55
“Zübük”, Aziz Nesin’in 1961’de yayımlanan “Zübük” romanındaki İbrahim Zübükzade tipinden türemiş, çıkarı için her yolu mubah gören, sözünde durmayan, üçkâğıtçı siyasetçi tipini anlatan halk dilindeki bir lakap. Terim zamanla “ahlâksız, düzenbaz politikacı” anlamıyla genelleşti; 1980’de Kemal Sunal’ın başrolde olduğu film uyarlaması da bu imajı kalıcılaştırdı. Yazar, romanına bir atasözüyle başlıyor: “İt, kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgem sanırmış.” Romanın kahramanı Zübükzâde İbraam Bey de, çevresinin saflığı sayesinde sâyeban olan, dolandırıcılıkları yanı sıra, belediye başkanlığına, milletvekilliğine kadar yükselen, kırk yaşlarında bir açıkgözdür. Olay Türkiye-İran transit yolu üzerinde bir Doğu ilçesinde geçer. Eserin ilk sayfalarında ebe Hayriye Hanım’ı Alucanlı Sabri Ağa’yı, terzi Cemali, kalaycı Kör Nuri’yi işlerini yapacağı vaadiyle türlü yollardan dolandırmış olan Zübük sözde ilçeye gelecek devlet adamlarını evinde ağırlamaya hazırlanmaktadır. Gerçekten iki otomobil gelirse de içindekiler, Zübük’ün kadınlı-erkekli âlem yapmaya gelen tanıdıklarıdır. Başgedikli İhsan Efendi’nin yanlış yorumu yüzünden bu iş de örtbas edilir. Zübük rakiplerini ustalıkla atlatarak önce belediye başkanı, sonra da milletvekili olur; ilçeye baraj ve köprü yaptırması için Ankara’ya gönderilen heyeti de dolandırır, neden sonra ilçeye döner, foyası Ankara’da meydana çıktığı için milletvekilliğine aday gösterilmez bir daha. Ortalarda kalırsa da, zamanla ilçenin gene gözdesi olur: İlçeyi ile çevirteceği vaadiyle eski kandırmalarına tekrar başlamıştır. Yazarın en tanınmış mizahî romanlarından biri olan eserde Zübükzâde’nin portresi, dolandırılan, atlatılan, kendisini yakından bilen kişilerin ağzından bölüm bölüm anlatılarak bütünlüğe kavuşturulmaktadır. Aynı adda bir de gülmece
Roman
ZübükAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20128,3bin okunma
Reklam
kör ebe
8/10
·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 15:53
Kitabın konusu çok güzel ve ilgiye mazhar; lakin yazarımızın tarihsel gerçekliklerden yola çıkarak bunun iki yazarın eserlerine yansımasını ortaya çıkarma iddiasını, kitabın içerisinde çok da gerçekleştiremediğini görüyor ve havada kaldığını hissediyoruz. Yazarımız, kitabın başlığı ve tezinin konusu gereği iki yazarı ve sadece 1930–1940 yılları arasındaki eserlerini göz önünde bulundurarak yaptığını ve alanı daralttığını, bunun zaman ve imkân bakımından gerekli olduğu hususunu çizmiş; ama bence birçok şey havada kalmış durumda. Kemalizm denilince akla ilk gelen figür doğal olarak M. Kemal; lakin yazarımızın doğrudan sadece bir yerde alıntı yapmış olması ve belli noktaların dışında Kemalizmin baş aktörü M. Kemal ile ilgili detaylı tahlillere girişmemesi dikkat çekicidir. (Peyami Safa’da olmasa da Falih Rıfkı Atay’da Atatürk anlatısı var; ama yine de kısmi kalıyor.) Kitabın giriş kısmında AK Partili bir belediyeyi eleştiriye tutması ve bu kitapla konu ve bağlam bakımından hiçbir alakasının olmamasına rağmen bunu yapmış olması; “ben gerici ya da yobaz değilim, hele AK Partili ya da sağcı hiç değilim” demenin bir başka türlüsü. Kitap içerisinde de ifade edildiği üzere, dediklerinizden çok bazen ne demedikleriniz de çok şey anlatır. Yazarımız daha kitabın başında “ben bunlardan değilim, olur da biri kitabımı okur da beni Kemalizm düşmanı, Atatürk düşmanı falan diye yaftalar” korkusundan, siz söylemeden ben söyleyeyim der gibi açıkça itirafta bulunmuştur. Belki de bu korkudan olacak ki M. Kemal ile ilgili doğrudan tahlillere girişilmemiş ve verilen doğrudan alıntı da Cumhuriyet’in ilk yıllarına ait olan, maslahat icabı söylendiği çok belli olan ve ilerleyen tarihlerde bunun aksine açık açık pek çok şey yapılmasına rağmen tercih edilmiştir. Bu alıntının, 1980’li yılların
Tarih
Kemalist Modernleşme ve SeçkincilikTezcan Durna · Dipnot Yayınları · 20091 okunma
10/10
·176 syf.··
2025 359. kitabı
Hem orijinal dili Osmanlıca ve transkripsiyonu hem de günümüz Türkçesi ile verilmiş olan güzel bir polisiye romandı. Türkler'in Sherlock Holmes'i denilen Amanvermez Avni'nin bir olayı çözmesini okuyoruz. Güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Amanvermez Avni - Kör EbeEbüssüreyya Sami · Beyan Yayıncılık · 202084 okunma
10/10
·176 syf.·
2025 190. kitabı
Amanvermez Avni - Kör Ebe Ebüssüreyya Sami "Türkler’in Sherlock Holmes’u" olarak anılan Amanvermez Avni serisinin beşinci kitabı olan Kör Ebe, seride şimdiye dek okuduklarım arasında en çok beğendiğim, hatta en ilginç bulduğum kitap oldu. On kitaplık bu seride giderek yükselen bir tempo var ama özellikle Kör Ebe, kurgusuyla, merak duygusunu diri tutuşuyla ve özgün olay örgüsüyle bir adım öne çıkıyor. Bu nedenle gönül rahatlığıyla 10/10 veriyorum. Kitabı sadece birkaç saat içinde soluksuz bir şekilde bitirdim. Yerli hafiyemiz Avni, kendine özgü üslubuyla ve kılık değiştirmedeki ustalığıyla yine karmaşık bir vakayı ustaca çözüyor. Kitapların içerisinde hem Osmanlıca metinlerin hem de günümüz Türkçesinin bulunması ise bana ayrı bir keyif veriyor. Özellikle Osmanlıca kısmından okumayı daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Yazar Ebu’s Süreyya Sami, 1868 doğumlu bir Osmanlı savcısı ve gazetecisidir. II. Meşrutiyet sonrasında, 1913-1914 yıllarında yazdığı bu hikâyeler, hem dönemin ruhunu hem de polisiye merakını taşıyan öncü eserlerdir. Amanvermez Avni; milliyetçi bir portrede çizilmiş, Fransızca ve Rumca bilen, yardımcısı Arif ile Beyoğlu’nda yaşayan, zekâsı ve gözlem gücüyle öne çıkan bir dedektiftir. Bir önceki hikâyede evi yanan Avni, Tepebaşı’na taşınır. Bir gün kapısını bir çocuk çalar ve Ebe Hacı Lütfiye Hanım’dan yardım istenildiğini söyler. Avni hemen Tahtakale’deki eve gider. Kadın kör değildir ama yaşadığı olay oldukça tuhaftır. Bir gece, gözleri bağlanarak eski bir konağa götürülür ve yüzü örtülü bir genç kadının doğumuna yardım eder. Ancak doğumdan sonra tehdit edilerek evine bırakılır ve tüm olayın unutulması istenir. Ebenin hatırladığı tek şey bir kapı numarasıdır. Avni bu küçük ipucuyla soruşturmaya
Edebiyat
Amanvermez Avni - Kör EbeEbüssüreyya Sami · Beyan Yayıncılık · 202084 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 6. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 23:33
Geçmişe baktığımız zaman kim olduğumuzun nerde doğduğumuzun, neleri başardığımızın bir önemi yoktur. Hissettiğimiz şeyler üç aşağı beş yukarı aynıdır. Biraz hüzün, biraz pişmanlık, biraz hayal kırıklığı ve buruk bir tebessümdür. Geçmişin şöyle acı bir özelliği vardır; değiştirilemez. Geçmişle yüzleşilir. Geleceğin kaç yüzü var bilmiyorum ama geçmişin iki yüzü var. Biri bizim hatırladığımız, biri de geride bıraktığımız kişilerin hatırladıkları. Ve ikisi asla aynı değildir. Koşup duruyoruz. Kaçıp duruyoruz. Başlangıç noktasından ne kadar uzaklaşırsak bunu başarı olarak görüyoruz. Peki bu gerçekten böyle mi? Büyüyoruz. Yaşadığımız evler, semtler değişiyor. Biz büyüyoruz. Diplomalar sertifikalar birikiyor. Biz büyüyoruz. Arkadaşlarımız, dostlarımız sevdiklerimiz değişiyor. Sahi birlikte seksek, saklambaç, kör ebe oynadığımız, salçalı ekmek yediğimiz, akşam ezanıyla koştur koştur eve gittiğimiz çocuklar nerdeler? Sahi ben nerdeyim? siz nerdesiniz? Çocukluğumuz, ilk gençliğimiz, mutluluğumuz, ümidimiz siz nerdesiniz? (NOT: Kitabın konusunu her yerden bulabilirsiniz. Ben kitabı okurken hissettiklerimi paylaşmak istedim. )
GünbatımındaHwang Sok-Yong · Doğan Kitap · 202484 okunma
Reklam
Reklam