Korkmaz♘

İyi pazarlar.
“Hakkını ararsan veririz” derler. Oysa verilen şey hak değil, lütuftur; geri çekilebiliyorsa zaten sizin değildir. “Hak Verilmez Alınır” başlıklı yeni yazım yayında. haberton.com/hak-verilmez-al... Peyami
Korkmaz♘
Yazınız bana başka bir Peyami'nin sözlerini anımsattı: #305359341
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
4/10
·172 syf.··
2026 10. kitabı
Merhabalar, Kitabı okumadım, dinledim. Çok iyi bir seslendiriciden dinlediğim için ve ben asla bir kitabı yarım bırakamadığım için sonuna kadar dinledim diyebilirim. Gelelim puanı neden böyle verdiğime… Öncelikle Turgut Özakman’la tanıştığım ilk kitap. Ben bir kitabı okumadan önce mutlaka ama mutlaka 1000Kitap ‘tan puanına, genel olarak şöyle bir incelemelere bakıyorum. Ortalamanın çok altında kitapları tercih etmemeye çalışıyorum çünkü ilk başta belirttiğim gibi yarım bırakamıyorum. Bu kitapta verdiğim 4 puanda akıcılığına, merak içerisinde bırakmasına ve seslendirene ve yazarına saygımdandır. Ama yine de konusundan dolayı rahatsız oldum, ne kadar buna yazar da bazı okuyucular da aşk dese de iki evli insanın bir başkasına karşı duyduğu herhangi bir aşksal sevgiyi kabul etmem çok yanlış. Her ne kadar evlilikleri kötü de olsa, birlikte aynı yatağa girmiyor bile olsalar evlilik gözümde kutsal bir bağdır. Bunu yani evlilik dışı aldatma tarzı ilişkileri hangi çağda olursam olayım kabul edemem. Bu kitap aldatmayı süsleyerek anlatmış. Aralarındaki yaş farkına çok takılmıyorum normalde takılırım ama artık iki birey de yetişkinken başladığı için ilişkileri o yüzden takılmıyorum yine de aldatmak her ne olursa olsun güzelleşme yapılacak bir şey değil. Adam madem ki birine vuruldu evliliği de b.k gibi gidiyor, dükkanında yatsın kalksın isterse sokakta yatsın ama evliliği bitirsin. O karısına yazık değil mi ya? Aynı şekilde diğer adam çok mu berbat bir insan kaç ve ya bir çözüm yolu ara hadi kadına bir şey demiyorum çocuğu var ama o zamanda kendine hakim ol ya. Ne bileyim ben çok mağaramda yaşıyorum insanlar mı gevşek. Kabul edemiyorum. Her kitap bir sanat değildir bu şekilde de güzelleyemem. Keyifli okumalar dilerim bile diyemiyorum o kadar sinirle yazdım şu incelemeyi. Bir
1000Kitap
RomantikaTurgut Özakman · Bilgi Yayınevi · 20215,5bin okunma
Korkmaz♘
Aynı talihsizliğe düştüm. İncelemelerde bu kitabı övenler başka bir kitabı mı okudu başka bir dünyada mı yaşıyor hala sorguluyorum. Aldatmayı uzun uzadıya güzellemesi midemi bulandırdı. Üzerine konuşmak bile zaman israfı ama iyi puan verenler yüzünden ağaç israfının bu kadarına tepki vermek gerek. Ağaç olarak doğada kalsaydı keşke bu sayfalar.
işte yine küçük bir çocukken olduğu gibi güneşin altında duruyorum, hiçbir şey benim değil, herhangi bir beceriden, maharetten yoksunum, henüz öğrendiğim hiçbir şey yok. Ne şaşılacak şey! Artık genç sayılmayacağım, saçlarımın artık yarısı ağarmış durumda olduğu, yavaş yavaş elden ayaktan düştüğüm şu sıra yine başa dönüyor, çocukluktan başlıyorum! Evet, tuhaf bir yazgısı vardı! Tepetaklak gidiyordu ve şu an yine eli boş, çırılçıplak ve aptal aptal dikiliyordu dünyada. Ama bundan dolayı bir üzüntü duymuyordu, hayır, içinden işte öylesine gülmek geliyordu, kendi kendine gülmek, bu acayip, bu sersem dünyaya gülmek. “Tepetaklak gidiyorsun!” diye söylendi kendi kendine ve güldü.
Korkmaz♘
Yavaş yavaş, dolambaçlı yollar izleyerek bir büyük adamdan bir çocuğa, düşünen biriyken bir çocuk insana dönüşmüş değil miyim? Ama yine de bu yolu izlemem çok iyi oldu, yine de yüreğimde şakıyan kuş ölmedi, yaşıyor. Ama yol da yoldu doğrusu!
işte yine küçük bir çocukken olduğu gibi güneşin altında duruyorum, hiçbir şey benim değil, herhangi bir beceriden, maharetten yoksunum, henüz öğrendiğim hiçbir şey yok. Ne şaşılacak şey! Artık genç sayılmayacağım, saçlarımın artık yarısı ağarmış durumda olduğu, yavaş yavaş elden ayaktan düştüğüm şu sıra yine başa dönüyor, çocukluktan başlıyorum! Evet, tuhaf bir yazgısı vardı! Tepetaklak gidiyordu ve şu an yine eli boş, çırılçıplak ve aptal aptal dikiliyordu dünyada. Ama bundan dolayı bir üzüntü duymuyordu, hayır, içinden işte öylesine gülmek geliyordu, kendi kendine gülmek, bu acayip, bu sersem dünyaya gülmek. “Tepetaklak gidiyorsun!” diye söylendi kendi kendine ve güldü.
Korkmaz♘
Bunu söyler söylemez ırmağa ilişti gözü, ırmağın da tepetaklak yuvarlanıp gittiğini gördü, boyuna tepe üstü akıp gittiğini ve bu arada şarkılar söylediğini, neşesini elden bırakmadığını. Bu hoşuna gitti, dostça gülümsedi ırmağa. Sularında boğulmak isteği ırmak değil miydi bu, bir zamanlar, yüzyıl önce? Yoksa düşünde mi görmüştü bunu?
Anların değil anıların önem kazandığı yaştayız demektir
"...konuşmaya dalıyoruz - er ya da geç bizi yaşama, gençliğe, çocukluğa geri götüren tesadüfleri keşfediyoruz. Çünkü artık, bir film ya da bir kitap üstüne konuşamıyoruz, konuşmayı bilmiyoruz; filmlerin de, romanların da önemini yitirdiği, sadece onları ne zaman gördüğümüzün ya da ne zaman okuduğumuzun önemli olduğu zaman geldi: o anda neredeydik, ne yapıyorduk, kimdik."
Korkmaz♘
Mesela futbol bile aynı zevki vermiyor, eski efsane oyuncuları anmaktan keyif alıyoruz. Futbolun en muhteşem dönemi miydi, belki değildi ama bizlerin en muhteşem dönemleriymiş... Efsane Milan kadrosuna selam olsun :D ve futbolu sevdiren büyük sanatçı dişlek Ronaldinho'ya 😄