Hiçbir şey göründüğü gibi değildir!!!.... Unutma! Bugün hayat veren su, yarın seni bile boğabilir.... Girmeye iğrendiğin kovuk,senin tek sığınağın olabilir.... Şu yalan dünyada denemeden bilinmez hiçbir şey..... Dost diyebildiğin seni her an üzebilir..... Varlığını bilmediğin biri çıkagelir ve seni senden bile çok sevebilir...
Oldu
Kimi güler, kimi ağlar bu şiire Gavur bizi bizden edeli han oldu. Keyif ehli olduğumuz o anlar çile Yüzler güler, ciğer göz göz kan oldu. Aldılar elimizden kültür sazını, Vurdular tâ göğsünden sancak atını, Gavur türaba dikmeden bayrağını, Türk-İslam denen yer, Frengistan oldu. Bayramları ziyaret gezerdi Kayı Boyu, Şimdi deniz, güneş, kum, kıyı boyu... Tohum, tarla bin yıllık, soy kimin soyu? Çınar bir kovuk kaldı, bak viran oldu. Dergâhta sabahlanan geceler bitti, Oyulan özümüze kurşun döküldü, Çıban çobanla karıştı, bizi güttü Ehlisi olmayan dâd, başa irfan oldu. Şeyh'in aşkındaydı nefsine taarruz, Gâlib fağri olmayınca doğdu ruz, Acemlerin mahdumu olsa da aruz, Gecesi hece, yarını katran oldu. Herkesler her şey oldu yapay zekâyla, Kafiyeden nefes almadı mânâ, Herkes birer Yunus, birer Mevlâna(!) İki kıta, bir kitap, bak divan oldu (!)
Koşma
Reklam
Kapan
Sessiz bir uçurumun başındayım Soğuk ve kimsesiz Bir kuş uçuyor üstümden Bir de bulut geçiyor Harbi ben neden burdayım Aşağıda dikikler Her an beni aralarına alıp parçalayacaklar Hayır olmaz yapamam Gidemem onlara Ama arkada bir mecburiyet Hırıltılar yaklaşıyor Bir koku geliyor burnuma O iğrenç nefes giderek artıyor Kaçış yok ya canavara yem olucam Ya da dikiklere kurban İkisinin de ucunda ölüm Silah da tek kurşun Doğru yaparsam eğer Yaşama bir umut Ama yapamazsam eğer Canavara bir kovuk Son çare canavar göründü Nişan al ateş Yüzüme gelen siyah sıvı Koskoca canavarı yıktı tek kurşun Kurtuldum... Gerçekten kurtuldum... Mısra Fındıklı
Kronolojik Kitap Potporisi-4 (31.12.2025)
(1 Yıllık Okumanın En Absürt Hikayesi-4) Kara Keşiş Saatleri Ayarlama Enstitüsünün önünden geçerken sinirliydi. Adında meymenet olmayan Sakıncalı Piyade’nin kendisine karşı plan yapıyor olması Trajikomikti. Halk Meclis’inde Uysal Kız’ı astırdıktan sonra meclisin ilk toplantısında Söz Meclisten İçeri girmişti. Kara Keşiş’in günlerdir Nereye? kaybolduğunu merak eden cahil halk her şeye kulak kesilmişti. Eski kulağı kesikler, Sakıncalı Piyade’nin Ölümcül Kimlikler listesinin başında artık Kara Keşiş’in olduğu söylüyordu. Kara Keşiş, Kilimanjaro'nun Karları erimeye başlayınca ortaya çıktı. Cahil halkı meclise toplamış. Onlara bol keseden sallıyordu. Yok Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır, yok Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz, yok Tamamla Bizi Ey Aşk nidalarıyla meclisi inletiyordur. Meclisin çaycısı Şermin, önüne bir bardak su koyup nefes almasını sağladı. Bu sıcak havada boğazından geçen buz gibi su, ab-ı hayat gibi gelmişti ona. Gözlerini kapayıp ‘’Ah Yarim Haziran ayını görür müyüm?’’ acaba diye içinden geçirdi. Sözlerinin bittiğini düşünen cahil halk bir alkış tufanı kopardı. Kaç gündür köşe bucak saklanmanın verdiği bıkkınlıktan ve sokaklarda Aylak Köpek gibi gezme hayalleri kurduğundan eline geçirdiği fırsatı hemen değerlendirip kürsüden indi. Kara Keşiş’ten sonra kürsüye telekonferans Hamdi çıkmıştı. Kara Keşiş dirseği ile yanındakini dürterek ‘Bu
Edebiyat
Gölgü
En ağır düşünceler kıvranır En çok kullandıklarıniz yıpranır Kahrolur esen rüzgar Kaybour kaçan duman Koşarlar yetişmek imkansız Bakarlar görmek manasız Sen bir uzun çamur ben bir kaçan köpek O ise gönlündeki uçan kelebek Ağrıtır ağacın içindeki oyuk Saklanır derindeki kovuk Kitabın ortasındaki kıvrılmış sayfa Kalanın ortasındaki kıvranmış kafka Bilmediklerimiz bulunur Sevmediklerimiz korunur Duyduklarımiz unutulur Gördüklerimiz kaybolur Sen bir kaçak hisseder duyu Korkuların kendine sığ bir kuyu Dener oysa soğuk değil ki suyu Mabedinde yetişen tek pis huyu
Reklam
Reklam