II. Meşrutiyetin meşhur eğitimcisi Mustafa Satı Bey'in Tevfik Fikret'ten yeni okullar için özel olarak istediği çocuk şiirlerinin içerdiği bir kitap. Bazı şiirleri pedagojik olarak sıkıntılı olsa da çocuklar için özellikle eğitici bir kitap.
Yatırım tavsiyesi olabilir.
Şair bu kitapta ki şiirlerde genellikle ahlâklı olmanın, bencillikten kurtulmanın, yoksul ve sakatlara yardım etmenin gereğini aşılamak, çocuklara iş ve sanatı sevdirmek istemiş. Ayrıca çocuklara kitabı, şiiri sevdirmek için güzel bir eser.
ŞerminTevfik Fikret · Doğan Egmont Yayıncılık · 20172,233 okunma
Güzel bir çocuk şiir kitabıydı. Çocukların şiire başlangıcı için mükemmel bir kitap. Zaten çocuk konularıyla ilgili bir şiir kitabıydı. Bence güzel bir kitap ve çocuklara okutulmalı.
ŞerminTevfik Fikret · Doğan Egmont Yayıncılık · 20172,233 okunma
Kitabın Adı: Şermin
Kitabın Yazarı: Tevfik Fikret
Tür: Şiir
Yayınlanma Tarih: 1914
Şermin, Şair ve Öğretmen olan Tevfik Fikret'in 1914 yılında çocuklar için yazdığı şiirlerden oluşan ve aynı yıl yayımlanmış olan kitabıdır. Ünlü şairin son eseridir. Kitapta otuz bir adet şiir yer alır.
Şermin adlı küçük bir kıza öğretilmesi istenenler şiirler yoluyla öğretilmeye çalışılır. Kitap ismini şairin genç yaşta ölen kız kardeşi Sıdıka Hanım'ın kızı olan yeğeni Şermin'den alır. Çocuklara şiir üzerinden değerli olan ne varsa sevdirmek isteyen şairin bu önemli eseri bugün bile sevilerek okunmaktadır.
Tevfik Fikret: Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yetişmiş, devrimci, ulusçu, hümanist bir şairdi. Servet-i Fünun Edebiyat Topluluğu'nun lideriydi. Fikirleri, devrin aydınlarını etkilemişti. Devrimci ve idealist kişiliği ile etkiledikleri arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal de vardı. Çağma göre ileri düşünceleri nedeniyle, yaşadığı zaman dilimini sonraki dönemlere taşıyan bir isim olmuştu. Türk edebiyatının batılılaşmasında büyük pay sahibi bir şairdi. Manzum öykü biçiminde kaleme aldığı eserlerinde, aruzu başarıyla kullanıp konuşma diline yaklaştırmıştı. Çok başarılı bir öğretmen olan ve ömrünün sonuna kadar öğretmenlik mesleğini sürdüren Tevfik Fikret, Ocak 1909'dan itibaren bir buçuk yıl süreyle Mekteb-i Sultani'nin (Galatasaray Lisesi) müdürü olarak görev yaptı ve okulun efsanevi müdürü olarak ünlendi.
Düşünceleriyle çağdaş Türkiye Cumhuriyeti`nin doğuşunun esin kaynaklarından biri olan Tevfik Fikret, çocuklar için yazdığı bu şiirlerle hem ideal insan portresini çiziyor, hem de okura daha iyi bir geleceğin mümkün olduğu umudunu aşılıyor. Yalnızca çocukların dünyasına seslenmekle kalmayan, onlara gerçek dünya üstüne de bilgiler veren bu kitap yüz yılı
Öncelikle kitabın şairinden bahsetmek istiyorum.Tevfik Fikret...Daha çok Atatürk'ün düşüncelerinden, söylemlerinden tanıma fırsatım olmuştu.Onu daha iyi anlamamız için ondan birine yer vermek istiyorum.
Çankaya'da, konunun edebiyat olduğu sofrada bulunanlardan biri Tevfik Fikret'in iyi şair olmadığını söyler. Bunun üzerine Atatürk'ün tepkisi şöyle olur:
'Efendim, efendim, anlamadım, ne dediniz? Fikret büyük bir şair değil miydi?
'Milyonla barındırdığın ecdad arasından/Kaç nasiye vardır çıkacak pak ü dırahşan. O, karanlıklar içinde bir nur gören ve halkı o nura doğru götürmeye çalışan Fikret bu feryadı koparırken sizler nerelerdeydiniz? Niçin içinizden kimse onun gibi feryat etmedi? Ben Fikret'e yetişemedim, onun sohbetinden istifade edemedim. Kendimi bedbaht sayarım. Fakat onun bütün eserlerini okudum, birçoğu da ezberimdedir. O hem büyük şair, hem de büyük insandır. Efendiler! Zaten parmakla gösterilecek kadar az olan büyük adamlarımızı küçültmeye kalkışmayalım.'
Atatürkümüz tarafından böyle övgülere mazhar olmuş bir şair ve öğretmen Tevfik Fikret.
"ŞERMİN" kitabına gelirsek, Tevfik Fikret'in daha önce ögrencilik yıllarımda mutlaka şiirlerine denk gelmişimdir.Ama sanırım oturup adamakıllı okumadım eserlerini. Kitap Türk edebiyatının “ilk eğitsel çocuk kitabı” ve çocuk şiiri alanında Türkçedeki ilk örneklerden biri kabul ediliyor.
Gece kitabın ilk şiini okumaya başladım, hemen ilk şiirden sonra kitabı okumaya çoook geç kalmışlık hissi kapladı kalbimi, sonra iki, üçüncü şiir derken geç kalmışlığım hissi daha da perçinleşti.
Çocuklara seslendiği adeta onlarla konuştuğu, didaktik nitelikte olan,çok sade dille ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinden oluşuyor eseri.Şiirler ne kadar naif tam çocuk algısına inerek öğretmence yazılmış.Her şiirin, çocuğa şiir sevgisi
Şermin, Tevfik Fikret’in çocuklar için yazdığı, didaktik yönü güçlü bir şiir kitabıdır. Şair bu eserinde çocuklara ahlaki değerler, çalışkanlık, doğruluk, doğa sevgisi ve paylaşma gibi temel erdemleri sade ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamıştır. Kitap, Servetifünun döneminin ağır dilinden farklı olarak yalın Türkçe ile kaleme alınmıştır.
8/10
ŞerminTevfik Fikret · Milli Eğitim Bakanlığı · 20172,233 okunma
Tevfik Fikret 'in çocuklar için yazdığı eğitsel şiir kitabı. Sade ve anlaşılır tamamiyle çocuklara hitap eden bir dil kullanılmış. Onlara erdemli olmayı, sevgi, saygı, hoşgörü, doğruluk, özveri ve nice güzellikleri aşılamak için yazılmış, eğitimin, bilim ve fenin önemine tatlı öğütler vererek değinilmiş güzel bir şiir kitabı okudum. Belki de hâlâ çocuk kalmış ruhuma hitap ettiği için beğendim. Kitap hem Osmanlıca hem de günümüz Türkçesi ile yazılmış. Osmanlıca' ya yeni başlayanlar okumasını geliştirmek için tercih edebilir ben de o sebepten ötürü okumaya başladım ve faydasını gördüğümü düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim :)
100 Temel Eser arasında olması ve benim gibi birçoğumuzun daha çocukluk dönemimizde yazarın Hababam Sınıfından ismini öğrenmemiz sebebiyle belki geç kaldım ama yine de okudum. Içerisinde kısa kısa çocuk şiirleri mevcut. Resimleriyle birlikte çocukları neşelendirecektir.
ŞerminTevfik Fikret · Bordo Siyah Yayınları · 20122,233 okunma
Tevfik Fikret'in son eseri. Türk edebiyatının da 'ilk eğitsel çoçuk kitabı' dır. Çoçuk şiiri alanın da ilklerden kabul edilir.
Ben çok sevdim kardeşime okuması için alınmıştı yanında bende tekrardan okudum. Çalışkanlık gibi bir çok ahlaksal davranışta şiirlerin temasını oluşturmakta.
Aynı zaman da Tevfik Fikret'in aruz ölçüsü yerine hece ölçüsü kullandığı tek eseriymiş.
Kitap ismini genç yaşta ölen kız kardeşi Sıdıka'nın kızı olan, yeğeni 'Şermin' den almıştır.
İlköğretim düzeyi çocuklar için şiiri ve kitabı sevdirmek için çok kıymetli bir eser.
ŞerminTevfik FikretTevfik Fikret 'in okuduğum ikinci eseri oldu. Kitap çocuklar için yazılmış mini bir şiir kitabı, kitabın içerisinde ki şiirleri çok sevdiğimi söyleyemem. Şiir gibi değil de daha çok masalımsı bir kitaptı... Şiir olarak çok beğendiğimi söyleyemem kitabın çocuklara da hitap ettiğini çok düşünmüyorum. Benim için hayal kırıklığı olduTevfik Fikret 'in kaleminden daha iyi şiirler bekliyordum. Bence 1-2/10 bir kitap olmuş...
24 Aralık 1867'de İstanbul Kadırga'da dünyaya geldi. Asıl ismi Mehmed Tevfik. 12 yaşında öksüz kaldı. Mahmudiye Rüşdiyesi'nde okudu. 1888'de Galatasaray Lisesi'ni (Mekteb-i Sultani) birincilikle bitirdi. Çeşitli görevlerde memurluk yaptı. Kuzeniyle evlendi. Ticaret Mekteb-i Alisi'nde hat ve Fransızca dersleri verdi. 1891.de "Mirsad" dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. 1892.de Mekteb-i Sultani'ye Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894.te "Malumat" dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. 1895.te hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrıldı. 1896.daServet-i Fünun Dergisi'nin Yazı işleri Müdürlüğü'ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide'nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Kolej'e girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alındı. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı. 1906.da Robert Kolej'in hemen yanında bir ev yaptırarak "Aşiyan" adını verdi. Eşi ve oğlu Halûk'la birlikte buraya yerleşti. 1908.de 2.nci Meşrutiyet'in ateşli savunucularından biri oldu. Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın'la birlikte "Tanin" gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki'nin yayın organı haline getirilmek istenince karşı çıktı ve Tanin'den ayrıldı.
Mekteb-i Sultani Müdürlüğü'ne getirildi. 31 Mart Olayları'nı protesto için bu görevden de ayrıldı. Ama öğrencileri ve Maarif Nazırı Naili Bey'in ısrarlarıyla göreve döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere bu görevi bıraktı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkarak Aşiyan'a çekildi. Ağır bir şeker hastalığına yakalanmıştı. Kolundan olduğu bir ameliyatın ardından yaşamını yitirdi. Eyüp'teki aile mezarlığına defnedildi. Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Başlangıçta Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi. Daha sonra Fransız şiiriyle tanıştı. Özellikle François Coppe'den etkilenerek kendi şiirini yaratmaya koyuldu. Aşırı titiz tutumu, en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durmasıyla kendine özgü bir üslup yarattı, döneminin tüm edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu. Biçimsel kaygıları gözardı etmedi, sürekli yenilik aradı.
1900.de yayınlanan "Rübab-ı Şikeste"de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanısıra, günlük konuşma diline yakın dille yazılmış şiirlerde vardı. Betimlemelerindeki ayrıntılı ustalığının ressamlığına bağlanır. Doğa şiirlerindeki doğayla uyumluluk da dikkat çeker. Oğlu Halûk'un şiirlerinde büyük etkisi oldu. 1911.de yayınlanan ikinci şiir kitabı "Halûk'un Defteri"ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir. Bu şiirlerde oğluna ve Osmanlı gençliğine çalışkanlık, yurt sevgisi, hak ve hukuktan yana olma gibi erdemleri öğütledi. 1911.de basılan "Rübabın Cevabı"ndaki şiirlerde halkın acılarını, zorbalıkları, baskı ve haksızlıkları anlattı. Bu kitapta yer alan "Tarih-i Kadim'e Zeyl" başlıklı şiirde, kendisini eleştiren Mehmet Akif Ersoy'ya yanıt verdi Din ve doğa konusundaki görüşlerini açıkladı. Kendisinin doğanın bir izleyicisi olduğunu söyledi. 1914.te yayınlanan "Şermin"de yalın bir dille yazılmış, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirler yer alır. 30.lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı. Özel yaşamında da katı bir ahlak anlayışı sürdürdü. İnsana büyük değer verdi. Ona göre tüm soruların üstesinden gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan insandır. İnsanın üstünlüğünü sağlayan ise duyarlılığı ve sezgi gücünden çok düşünme gücü ve aklıdır.