Dışarıdan bakınca köylü diyorlar ama kahvehanede tartıştığımız en alt başlık, "Whitney Houston erken öldüğü için mi Mariah Carey'den daha efsane vokaldir."
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM Al Yazmalım dediği Asya köylü kızıydı Sevgi neydi dediler, sevileni bilmekti Selvi Boylum İlyas'ın gönlündeki sızıydı İyilikti, dostluktu, sevgi zaten emekti Başlayacak bir aşka kader ağını ördü Kamyon şoförü İlyas, köyündeki barajda Al yazmalı Asya'yı işte orada gördü Doludizgin bir sevda başladı o virajda Çok fazla konuşmadan susarak anlaştılar “Elinden tutuversem, benimle gelir mi?” der Bir aşka yelken açıp limana yanaştılar Sevdasını dağlara ilan etmeye gider
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üniversitelerimiz boktan doğru fakat üniversite görmüş bir insanla bir köylü arasında büyük uçurum var
Eski zamanlarda bir kral, saraya giden yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş. Sonra da sarayın penceresine oturup yoldan geçenleri izlemeye başlamış. Sabahın erken saatlerinden öğleye kadar ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları ve saray görevlileri birer birer o yoldan geçmiş. Ancak hiçbiri kayayı kaldırmaya çalışmamış. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmiş. Üstelik çoğu kralı eleştirmiş: “Bu kadar vergi alıyor ama yolları bile temiz tutamıyor.” Bir süre sonra saraya meyve ve sebze götüren bir köylü çıkagelmiş. Yoldaki kocaman kayayı görünce sırtındaki küfeyi yere indirmiş. İki eliyle kayaya sarılmış ve bütün gücüyle itmeye başlamış. Zorlanmış, yorulmuş, kan ter içinde kalmış ama sonunda kayayı yolun kenarına çekmeyi başarmış. Tam küfesini yeniden sırtına alacakken, kayanın bulunduğu yerde bir kese olduğunu fark etmiş. Keseyi açtığında içinin altınla dolu olduğunu görmüş. İçinde bir de kralın notu varmış: “Bu altınlar, kayayı yoldan kaldıran kişiye aittir.” Köylü o gün şunu anlamış: Hayatta bazı engeller, sadece yolumuzu kapatmak için değil; kimin şikâyet edip kimin çözüm üreteceğini göstermek için vardır.
Galiba bu yolu yapmayacaklar. Köylü de bana yardım etmiyor. Pek ölü mahluklar... Belki de pek akıllı mahluklar da, boşuna yere uğraşmak istemiyorlar. İçimde hiç şevk kalmadı. Sabahattin Ali Yeni Dünya
Kitap Alıntısı
Evet, İsyan
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların onu yaralar kıpırdatıyor ve o sertelmektedir yaralardan kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran içimize güneşler bırakan nal sesleri. Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın varınca bayrakları, marşları duyuyorum başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor durup dineliyorum bütün taframla bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün hantal yüreklerin olduğu orda. Kesik kolları var aşkın döl ve inat barındıran. Hırpanî bir okşayışla akşam yanaşınca çocuklara ben karakavruk yüzümün arkasında kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan halksa kal'am onu kal'a kılan benim boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü çünkü kavganın göbeğidir benim yerim. Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri çünkü kavganın göbeğidir benim yerim canlarım, kollarında Parti pazubentleri dik başlar, erkek haykırışlarla göndere, en yukarlara çekiyorlar
Şiir