Esasen, I. Murad devrinde üç doğrultuda Balkanlar'ın başlıca yolları ve merkezleri Osmanlılar tarafından işgal edilmiş bulunuyordu: Orta kolda Meriç vadisi, sağ kolda Tunca vadisini izleyerek Balkan dağları eteklerine daha 1366 yıllarında varılmıştı. Oradan Sofya ve Niş 1385'te zaptolundu. Güneyde Evrenuz idaresindeki ucda 1383'te Serez düştü ve Selânik kuşatması başladı. Selânik, 1387 Eylül'ünde ahdnâme güvenceleriyle teslim oldu. Balkan devletlerinin parçalanmış ve birbirine rakip olmaları, Osmanlıları müttefik veya hâmi olarak bulmaları, ilerlemeleri kolaylaştırıyordu. Meselâ, 1365-66'da Bulgaristan'ın Macaristan ve Eflak tarafından istilâya uğraması, Karadeniz kıyılarında Savoie Dükü V. Amadeo'nun haçlı donanması tarafından saldırıya uğraması, Bulgar kralını Osmanlıların bir müttefiki haline getirdi. Kral Şişman, vaktiyle Kantakuzinos'un yaptığı gibi, Türk yardımını kabul etmiştir. 1366 yılında Bulgar-Türk işbirliğine ve Tuna üzerinde Türk askerlerinin Bulgarlarla birlikte harekâtına ait tarihi kayıtlar vardır. Eflak beyi Vladislav da 1373'te Türk ittifakını aramış ve Macarlara sırt çevirmiştir. Gazâ bir hareket prensibi olmakla beraber, Osmanlılar egemenliklerini yaymak için fırsatları kaçırmıyor ve bazen uzlaşıcı bir siyaset gütmekte tereddüt etmiyorlardı.
Sayfa 64 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Tanıdık geliyor, Kuzey Kore falan.
Kral, devletin yerini aldı, kral her şey, devlet artık hiç bir şey değil idi.
Sayfa 540·Kitabı okudu
Reklam
“Gelmiş geçmiş hiçbir kral, hiçbir padişah, hiçbir imparator, hiçbir devlet adamı Mimar Sinan kadar eser kazandırmamıştır… -Ahmet Ümit, İstanbul Hatırası
Sayfa 30·Kitabı okudu
1000Kitap
Aristo, hocası Platon'un ölümünden sonra Makedonya'ya geçti, orada Kral Philippe'nin oğlu İskender'e öğretmenlik yaptı. İlerleyen yıllarda bu çocuk, tarihin kaydettiği en önemli komutan ve devlet adamı Büyük İskender olacaktı.
Sayfa 73
Yalanları Kutsallaştırma (Uzun ama öğretici)
Yıldırım çarpan ya da senatörlerce öldürülen Romulus, Romalılar arasında gözden kaybolur. Bu söylenti halk ve asker arasında yayılır. Devlet ileri gelenleri birbirine düşerler. Doğmakta olan Roma, içerden bölünmüş, dışardan düşmanlarla çevrili, uçurumun kenarındadır. O zaman Proculeius adında biri yiğitçe ortaya atılır ve şöyle der: “Romalılar, acındığınız kral ölmemiştir; göklere çıkmıştır, şimdi Jupiter’in sağında oturmaktadır. Var git dedi bana, yurttaşlarımı yatıştır; onlara bildir ki Romulus tanrılar arasındadır, onları koruyacaktır. Bilsinler ki düşmanlarının gücü hiçbir zaman onlardan üstün olmayacaktır. Bir gün gelecek Romalılar dünyanın efendisi olacaklardır; onların alın yazısı budur. Elverir ki bu tanrısal haberi en ileri kuşaklara kadar ulaştırsınlar.” Ortada bu düzmeciliğe elverişli bir hava da vardır. Zaten o sırada Roma’da işlerin ne durumda olduğu incelenecek olursa görülür ki Proculeius kafalı bir adamdır ve zamanını seçmesini çok iyi bilmiştir. İnsanların kafasına yurdunun geleceği için faydalı bir hoş inan yerleştirmiştir. Bu zatın ve uydurmacasının ne ölçüde güven uyandırdığı ve Romulus’un ölümünden duyulan pişmanlığı ne derece yatıştırdığı bilinemez. Bu efsane, onun ölümsüzlüğüne inanıldığı andan itibaren kahramanın saygınlığı ve zamanın tehlikeli durumu dolayısıyla daha da yaygın hâle geldi. Sonra bu ve buna benzer örnekler birçok kişiyi daha hayatta iken tanrı Romulus kadar şerefe ve Tanrı’nın oğlu katına yükseltti. Yani halk bu görüntüye inanır, senatörler inanmış görünürler ve böylece Romulus’a sunaklar hazırlanır. Ama olaylar burada durmaz: en kısa zamanda yaygın bir inanç doğar; Romulus’un göründüğü yalnız bir kişi değildir, binlerce kişiye görünmüştür; yıldırımla çarpılmamıştır; senatörler fırtınalı bir havaya uyarak onu
Sayfa 36 - Çan Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
Reklam
Reklam