Hasan

Hasan
@krh_mtgl_28
●●》GT yoktur. ●●》20+ okunan ortak kitap olanlara takip atıyorum. ●●》#201312316 ●●》#54323183 ●●》#47754695
Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi 6/6
İstanbul
Giresun, 11 Kasım 2000
665 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·687 syf.··
2023 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 07:34
"Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi... Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!" İncelememe bu alıntı ile başlamak istedim. "Suç ve Ceza" denilince benim hatırıma ilk olarak bu cümleler geliveriyor. İnsanoğlu için yazılmış en mükemmel cümleler. Başına ne gelirse gelsin kısa sürede unutmaya programlı insanoğlu. Elbette unutmadan yaşayamaz insan fakat bazı konuları da çok çabuk unutuyoruz sanki!.. Vee Raskolnikov...Kitabın her anında ana karakterimizin psikolojik durumu tüm ayrıntısı ile yansıtılıyor okuyucuya. Kitap zaten polisiyeden daha çok bir psikoloji romanı niteliğinde. Raskolnilov oldukça idealist ve yalnız kalmak için elinden geleni yapıyor her seferinde. Ama bunu her ne kadar çok istese de memnun olmadığı çok açık bu durumdan. Kitabın ana konusuna gelecek olursak; Raskolnikov üniversite okumak için St. Petersburg'a gelmiş ve yoksulluktan ötürü okulu dondurmak zorunda kalmış. Öyle bir durumdaki hatta kendisine ait önemli ve değerli eşyaları para karşılığı tefeci bir kadına bırakmak zorunda kalmış. Burda karşımıza şu soru çıkıyor ve Raskolnikov bu soruya cevap arıyor ilk başta. Eğer birçok kişinin iyiliği söz konusu ise birinin öldürmek iyi bir şey midir? Aslında bu cinayeti işlemesinin sebebi biraz arada kalıyor. Yoksulluğun canına tak ettiğini de söylüyor ayrıca. Ama aslolan ilk durum gibi. Raskolnikov insanları ikiye ayırıyor ve üst sınıfta olanların birilerini öldürebileceğini ve bunun normal bir şey olduğundan bahsediyor ve Napolyon'dan ve diğer büyük insanlardan örnek veriyor. Bu büyük insanlar için öldürmenin normal bir şey olduğunu düşünüyor ve bunlara karşı bir suçluluk hissetmediklerinden bahsediyor. Kendi de romanın sonlarında bu cinayetten asla pişmanlık duymuyor. Bir nevi kendini bu büyük insanlardan biri olarak görüyor. Bu cinayeti işleyerek
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Reklam
10/10
·120 syf.··
2023 5. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2023 02:53
Merhabalar, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Uzun zaman sonra inceleme yapma cüretini gerçekleştireceğim. Depremden sonra okuduğum kitaplarla akıl sağlığımı korumaya çalışıyorum. Beşinci kitabımda inceleme yapma girişiminde bulunmaya karar verdim. İçerikten bahseden biri olduğum için SPOİLER yeme korkusu olanlar dikkatli olursa sevinirim. Sevgili Murat Menteş'in çok farklı bir dili olduğunu, kitaplarını okurken kolayca fark edebiliyorsunuz. Ama bu kitabı cidden çok farklı bir düşüncenin ürünü. Kitabın arka kapağını okuduğumda cidden çok heyecanlandım ve karşımızdaki gerçekten iyi bir yazar olsa da bu kadar büyük 11 yazara bu kadar hakim olunabilir mi sorusunu kendime sordum. Ama kitabı okuduğunuzda yazarın konusunda başarısını hissedebiliyorsunuz. Kitaba inanılmaz bir emek verildiği âşikar. Kitabın içeriğine gelecek olursak sevgili Murat Menteş Dostoyevski, Nietzsche, Orhan Veli, Neşet Ertaş, Farabi, Bukowski, Shakespeare, Agatha Christie, Hacı Bektaş-ı Veli, Hüseyin Rahmi ve Vonnegut'a konuk oluyor. Kitabı okurken edebiyata bu kadar etkileri bulunmuş yazarlarla sohbet etme fırsatını veriyor bize sayın Murat Menteş. Bazı bölümleri sohbet, bazı bölümleri ise çizim tarzında. Kendimi bir çizgi roman okur gibi hissetmedim de diyemem. Çizimleri de oldukça başarılı buldum. Sayın Hakan Karataş'a da başarıların devamını dilerim. Negatiflik olarak da Dostoyevski kısmını daha uzun olabilirdi diye düşünüyorum. Belki de Dostoyevski sevgim yüzümden bana çok kısa gelmiş olabilir. Hangi yazarla olan sohbet bölümünü en çok beğendin sorusunun cevabı da bence Bukowski. Bukowski hiç okumamış biri olarak onun eserlerini bir an önce okumam gerektiğini anladım ve Murat Menteş'in tecrübeli okurlara hatırlatma, yeni okurlara yol gösterme amacının benim üzerimde
Derde Deva RandevuMurat Menteş · April Yayıncılık · 20193,885 okunma
10/10
·288 syf.··
2021 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2021 14:56
BELKİ EVREN DE KOCA BİR YARATIĞIN BAĞIRSAĞIDIR. BİZ DE BU BAĞIRSAĞIN İYİ YA DA KÖTÜ MİKROORGANİZMALARIYIZDIR... İncelememe bu cümlelerle başlamak istedim. Tam olarak da nerede duyduğumu hatırlayamadığım bu cümleler, bu kitabı anlatabilecek güzel bir giriş için oldukça iyi cümleler bence. Spoiler konusunda hassas olanları buradan ileri gitmemek konusunda uyarıyorum. DİKKAT!!! İlk kez mikrobiyota kavramına üniversite sınavına çalışırken rastlayan biri olarak 2 sene sonra bu kitabı okumak benim için utanç vericidir. Daha önce merak ettiğim ama bir türlü alıp okumadığım bu kitap tam bir bilgi şelalesi. Kitaptan bahsedecek olursak, kitapta bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmalardan bahsediyor. Bu mikroorganizmaların sayısı bizim hücre sayısından daha fazla imiş. ( yaklaşık %50) Bu küçük canlıların bizim yediğimiz yemek, okuduğumuz kitap, ideolojilerimiz, sevdiğimiz insan gibi birçok konu hakkında ikinci bir beyin gibi çalıştığı düşünülmekte. Kitap genel olarak bu canlıları anlatıyor. Birçok farklı konuya da değinen kitap mikroorganizmaların yaşam alanlarının şekillenmesinde normal doğum/ sezaryen doğum, bilinçsiz antibiyotik kullanımı gibi konuların zararlı bakteriler üzerinde etkilerinin yanında özellikle yararlı bakterileri de yok ettiği, bu bakterilerin yok olmasının bizim birçok konuda hastalığa daha açık duruma geldiğimizi konu ediniyor. Antibiyotik kullanımında, her türlü kötü listenin başında olduğu gibi burda da birinci olan güzel ülkemin insanlarının bilinçlenmesinde önemli bir kitap olabileceğini düşünüyorum. Kitabın ne kadar akıcı olduğu konusuna gelirsek, yazarın daha önce okuduğum "Kadın Beyni-Erkek Beyni" kitabında olduğu gibi bu kitapta da bir bilim kitabında olmayacak kadar akıcı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca her kesime hitap edecek şekilde
Bilim
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,6bin okunma
Uzun zaman sonra...
10/10
·224 syf.··
2021 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2021 11:28
Merhabalar, Öncelikle söylemek istediğim şey: BEN BU KİTAPTAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM. Mutlaka listenize ekleyin ve okuyun. :) Ben pek inceleme yazmayı becerebilen biri değilimdir fakat uzun zaman sonra bir deneme yapmayı düşünüyorum. O yüzden zaman verip okuyan herkese çok teşekkür ederim. Yazılarım, spoiler içerebilme tehlikesi içerir. O yüzden okurken dikkatli olunuz. Tarih ve Bilim üzerine yazılan kitapları genel olarak sevmekle beraber hep beni sıkan bir tarafı da vardı. Bu tarz kitaplarda, sadece saf bilgi verildiğinde bana her zaman sıkıcı gelmiştir. Bu yüzden bu kitabı onlardan ayrı bir yere koymak istiyorum. Bu kitap oldukça akıcı. Anlatılmak istenen konunun yanında ufak da olsa bir başka hikayenin anlatılması, çok abartmadan bazen konudan çıkılması, konunun herkese hitap edecek derecede hafifletilmiş olması kitaba akıcı bir hâl kazandırmış. Kitap 13 bölümden oluşuyor ve Kadın Beyni ile Erkek Beyni arasındaki farklılıklara, farklı yönlerden bakış yapılıyor. Kadınların ve erkeklerin anlaşamaması, birinin daha iyi dinleyici olması, limbik sistemin erkek ve kadın beyin üzerine etkisi gibi birçok konuya bu kitapta değinilmiş. Bu kitap daha çok neden bu gibi durumlar var sorusunu biyolojik olarak incelemiş.Beni en çok etkileyen bölüm ise ( birçok kişi için de öyle olduğunu düşünüyorum.) beyinlerimizin, erkek ya da kadın olmaktan bağımsız cinsiyetinin olması durumu idi. Bunun nasıl belirlendiğini de kitapta bir bölümde anlatıyor. Kadın-erkek ilişkileri çoğu zaman belli başlı sorunları beraberinde getiriyor. Bu kitabı okuduğumuzda bazı sorunların bilerek yapılmadığı, aksine bunun tamamen biyolojik bir sonuç olduğunu anlıyoruz. Bir erkek olarak bu kitaptan sonra kadınları daha iyi anlayabileceğimi düşünüyorum. Onların özel hallerini, neleri daha çok önemsediğini,
Bilim
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
10/10
·250 syf.··
2019 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2019 01:01
Atsız'ın bir eserini daha bitirmiş bulunmaktayım. Eserleri sanki benim için yazılmış gibi. Kendimi nasıl kaptırıyorum bilemiyorum. Aşk romanlarına da sadece tarihle birlikte işlendiğinde tahammül edebiliyorum sanırım onu da anlamış oldum. İncelememe başlıyorum. Kitap hakkında spoiler yemek istemeyenler bundan sonrasını okumasalar çok daha iyi olur. Kitap 1403 yılında Ankara Savaşı'nda mağlup olmuş Osmanlı devletinde sert rüzgarların estiği Fetret Devrinde başlıyor. Bu dönem siyasi olarak zor bir dönem olmuş, Anadolu'da neredeyse sağlanmış olan birliğin tekrardan bozulmasına yol açmıştır. Timur'a esir düşen Yıldırım Beyazıd, kendini ağulamış ve 4 şehzade ülkenin başına geçmek için çetin bir savaşa geçmiştir. İsa Bey de Yıldırım Beyazıd'ın oğullarından biridir. Diğer 3 kardeşi gibi o da taht için hak talep etmiş fakat tahta Mehmet Çelebi geçmiştir. İsa Bey ise başaramayacağını anlayınca arkadaşı Çakırdan evdeşini saklamasını istemiş, gebe olan evdeşinin erkek bir çocuğu olursa onun Osmanlı yasaları gereği öldürülmesinden korkmuş, Çakır da onları süt annesinin yanına götürmüştür. Daha sonra İsa Bey'in erkek çocuğu olmuş, ona dedesi Murat'ın adının verilmesini istemiştir.(1.kosova savaşı sırasında şehit olan padişah) Daha sonra Murat'ın annesi de vefat etmiş, süt anne kendi oğlu ile Murat'ı büyütmüş, Murat bir Osmanlı şehzadesi olduğundan habersiz yaşantısına devam etmiştir. Murat ata binmede o kadar iyiymiş ki daha sonra ona Deli Kurt olarak hitap etmeye başlamışlar.Daha sonra Çakır'ın da yardımıyla Murat iyi bir asker olma yolunda ilerlemiş ve orduya girmiştir... Ve Gökçen....Niye bilmiyorum bu isim ya da karakter beni çok etkiledi. Bundan sonra Gökçen ismini duyunca bir garip hissedeceğim kesin. Onun hikayesi, insan üstü güçleri, gördüğü zaman insanları
Tarih
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,6bin okunma
Reklam