Che’nin Gençliği: Tıp öğrencisiyken çıktığı Latin Amerika yolculuğu, yoksullukla yüzleşmesi ve devrimci kimliğinin doğuşu.
Küba Devrimi: Fidel Castro ile birlikte yürüttüğü mücadele, devrimin başarısı ve Che’nin siyasi rolü.
İdealler ve İnançlar: Ezilen halkların özgürlüğü için savaşmak, adaletsizliğe karşı durmak ve halkın yanında olmak.
Ölüm ve Miras: Che’nin katledilişi ve ardından gelen efsaneleşme süreci; bugün hâlâ bir direniş sembolü olarak anılması.
Kitabın temel mesajı, Che’nin şu sözüyle özetlenebilir:
“Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa, ayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim.”
Bu ifade, onun yaşamı boyunca sürdürdüğü adil bir dünya için savaşma kararlılığını ve boyun eğmeyen duruşunu simgeler.
Bu kitaba başladığımda duygusal olarak bu kadar etkileneceğimi hiç düşünmemiştim.Claudio ve Cecilia'nın belli bir noktada kesişen ama ayrı ayrı kendi içinde derinleşen hikayelerini okuyoruz.Küba'dan New York'a göç eden Claudio, aşırı düzenli, kontrol canavarı, soğuk,bencil...Cecilla nahif bir ruh, Meksika'dan Paris'e okumak için gelmiş, annesinden yaralı...İkisinin Paris'te başlayıp N.Y'a uzanan uzanan ilişkisinin yanı sıra hayatlarının bir izdüşümünü okuyoruz.Özellile iç dünyaları çok güzel yansıtılmış.Ama beni asıl etkileyen ve metne damgasını vuran Cecilla ile Tom'un vefalı ve anlamlı ilişkisi, kurdukları bağın gücü oldu Hayatın biraz gri renkleri ile boyamış eseri yazar.Özellile "mezarlık"olgusu çok huzurlu işlenmiş. Acının insanı nasıl dönüştürdüğünü, tercihlerimizin sonuçları ile yaşamımızı nasıl şekillendirdiğini çok güzel anlatmış.
Sağlam duygular inşa etmiş Nettel.ilişkilerin derin sentezlerini sunmuş.Aşkı da göstermiş, dostluğu, acıyı ölümü de.İnsanın iç dünyasına ayna tutmuş, yalın ve güçlü bir dille. Geçmiş travmaların hayatımızı nasıl şekillendirdiğini, Pandora'nın kutusundan nasıl fırladığını, ilişkileeimizi nasıl derinden etkilediğini de görüyoruz.
Eseri,severek,beğenerek okudum, akıp gidiyor zaten, içime işledi.
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı #felaketzedelerevi .
Kırk yıllık Küba sürgün edebiyatının eşsiz bir örneği demiş #martinez , az bile demiş..
Dâhi yazar #guillermorosales, kırk yedi yaşında intihar etmeden önce( tabii ki şaşırmadınız tercihime ) o güne dek tüm yazdıklarını yakmış.
Bu yüzden, sadece iki kitap kalmış ondan geriye: Onun büyük bir yazar olarak tanımlanması için yeterli olan ilk romanı Felaketzedeler Evi ve bir öyküler toplamı.
#hakkında
Rosales'in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde kaldığına benzeyen bir yeri anlattığı Felaketzedeler Evi, Gökhan Aksay'ın İspanyolca aslından çevirisiyle, Türkçede #ilk kez yayımlanıyor.Teşekkürler @jaguarkitap
#meltemce
Her yere sinen ter ve lağım kokusu, taşan tuvaletler, nemli duvarlar, kötü yemekler, böcekler çepeçevre sarıyor sizi. Anlatımın gerçekliğini duyumsamamak imkansız. Rosales bizi karakterlerin çileli yaşamlarının bıraktığı ağır keder dolu mekâna sokuyor ve orada yaşamaya başlıyoruz kitap boyunca.
Ortak yaşam sürdüğünüz “bakımevi”nin diğer sakinlerinin çaresizliği,yalnızlığı,fiilen ve bedenen yaşadığı tacizlere suskunluğu, acı bir çığlıkla avaz avaz haykırış olmak istiyor ses tellerinizde...
Ama boğuluyorsunuz,ciğerlerinizin ihtiyacı olan nefesten yoksunsunuz. İnsanlığın esamesinin okunmadığı,kokuşmuş dünyanın başka bir coğrafyası burası.
Onun sürgünlük hali, bir yere, bir kişiye, bir olaya bağlı değil. Topyekun “Sürgün”, hiçbir yerli ve hiç kimse olan onun için #sürgün yeri Dünya.
Ve paslanmış menteşeleriyle,umuda dair açtığı dünya penceresinden şöyle sesleniyor bize:,“Yaşamı sorgulayın,çünkü nereye giderseniz gidin dünyanın türlü felaketleriyle yaşamak zorunda kalacaksınız. Bunun coğrafi sınırlarla veya yönetildiğiniz ideolojiyle bir ilgisi yok.”
Fe
Rosales’in gerçekçi
Çok niş bir konu, kesinlikle sadece bu konu hakkında çalışma yapanların ilgisini çekebilir. Muazzam bir kaynakça kullanımı mevcut, geniş kapsamlı veriler ve karşılaştırmaları bulabilirsiniz.
“VE HEP ORADA OLACAK. Birinin dediği gibi, o hüzün dolu ve talihsiz uzun ada, son yerliden sonra ve son İspanyoldan sonra ve son Afrikalıdan sonra ve son Amerikalıdan sonra ve son Kübalıdan sonra da, tüm deniz kazalarından sağ salim kurtularak, orada olmaya devam edecek, körfezdeki akıntılarla sonsuza dek yıkanarak: güzel ve yeşil, ölümsüz ve sonsuz.”(son sayfa)
Zaman, mekan, kişi … gibi unsurların olmadığı özgün dilde yazılmış bir kitap. Küba’ nın kuruluşun da yüzyıllar öncesinden günümüze kadar geçen sürede halkın ve hükümetin yaşadığı trajedi çok farklı tarzda anlatılmış.
Çok değişik bir tarz olduğu için kitabın içine girebilmek biraz zor. Tarihe merakı olan kişilerin ilgisini çekebilir.
■ REFORM
KATOLİK KİLİSESİNİ HAREKETE GEÇİREN OLAY
VIII. HENRY'NIN MANASTIRLARI ( 5 şaşırtıcı gerçek )
HUSSİTLER ♧ tarihin içinden ♧
SERVET VE KORKUNÇ BİR ÖLÜM..ANABAPTİST OLMAK
REFORM KİTAPÇIKLARI NASIL BASILDI?
ŞÖHRETLER LİSTESİ
● ATATÜRK’ÜN CENAZE TÖRENİ
STALİN
PETRA
SARI EŞARP İSYANI
ALEMGİR ŞAH
KÜBA FÜZE KRİZİ
EN KÖTÜ 10 ROMALI
II. DÜNYA SAVAŞI'NIN GİZLİ GÖREVLERİ
SİMYACILARIN SIRLARI
ANGLOSAKSONLARIN SAVAŞÇI KRALI BÜYÜK ALFRED, İSTİLACI VİKİNGLERE KARŞI
》ABD BAŞKANI JOHN F. KENNEDY SUİKASTA UĞRAMAMIŞ OLSAYDI TARİH NASIL DEĞİŞİRDİ?
》 PLEVNE KUŞATMASI SIRASINDA OSMANLILARIN DESTANSI DİRENİŞİ
All About History Türkiye - Sayı 7 (Kasım-Aralık 2021)