Kübitig

Kübitig
@kubitig
Sürat ve hareketi ölçülemeyecek kadar seyyal olan tasavvur ve hayal kanatları, beni Çamlıca’dan alıp yeniden İstanbul’da bir seyrana davet ediyor. Sanki yanından zorla ayrıldığımız, ayrılır ayrılmaz da en büyük günahı işlemişcesine pişman olup hasretle geri dönmek istediğimiz bir sevgili yüze kavuşacakmışcasına, hem ondan kaçmak, hem de bu davetin kemendine boynumu uzatmak, tekrar ve tekrar o sayıklamalara, o buhranlı söylenişlere başlamak istiyorum. Fakat çömleğe kepçe vuran el, parmağını dudaklarının üstüne koyarak: “ yeter, sus artık!” diyor. Ne olacak, susarım. Ama ben söylemesem de, İstanbul geceleri, ayak sesleri duyulmayan bir sevgili gibi, her fırsatta gene bizi adım adım takip edip kollarına alacak, zevkler, ızdıraplar, dertler devalar, sevinçler kederler, hasretler vuslatlar dolu leziz çeşnisini yudum yudum dudaklarımıza damlatacak… Ta ki gece, saçlarımıza dolanan esmer parmaklarını yavaş yavaş çekinceye kadar, kulaklarımız, bu hulyalı gecelerin kara tahtasına yazılan İstanbul masalını gene ve gene dinleyecek…. Artık İstanbul’un hiçbir semtinde dolaşmayacağım. Geceler günlere yerini verse, karanlıkların yüzünü güneşler gül gül etse ve birbiri ardınca yuvarlanan bu geceleri, bir sihirbaz gibi, kapı çalmadan, yare ağyare görünmeden tekrar gelip can yakıcı alışverişlerinde devam etse de, ey gönüllerine, gönüllerindeki aşk ve muhabbetlerine hitap ettiğim güzel insanlar! İzin verin, artık onlardan söz açan ben olmayayım… Böylece de, içinde bir cihan gizli olan İstanbul rüyasından, bir parmağın, dudak üstüne vuran kesik kesik darbeleriyle uyanıp susayım…
Reklam
“Okuryazarlık, bir ilişkiler ve yapılar demetidir, insanın içselleştirerek deneyimlerine aktardığı devingen bir sistemdir. … Okuryazarlığa giden yol, yeni doğmuş bir bebeğin ilk hareketinde, nefes almada yatar. İnsan sesi, bir çığlık halinde yazılı kültürün yolunu gösterir. Ancak bu yol tıkalı. Televizyondan sinemaya, plaklardan CD’lere, bilgisayarlara, video oyunlarına kadar uzanan, aklınıza gelebilecek her türlü elektronik aygıtla tıkanmış durumda. Öğretmenler ve anne babalar, çocukları okuryazar insanlar olarak yetiştirmeyi düşünmeye başlamadan önce onları birer sözlü kültür varlığı haline getirmeliler.”
”Birbirinden farklı olguların benzer adlarla adlandırılmasını sağlayan gizemli bir us vardır; bu us sayesinde kutsal nesneler de dünyasal terimlerle adlandırılırlar; aynı simgelerle Tanrı’ya aslan ya da kaplan diyebiliyoruz; ölüme yara; sevince yalım; ateşe ölüm; ölüme uçurum; uçuruma yok oluş; yok oluşa kendinden geçme; kendinden geçmeye tutku diyebiliyoruz.”
Felsefe-Düşünce
”Bizler kitaplar için yaşıyoruz. Kargaşa ve yozlaşmanın egemen olduğu bir dünyada ne hoş bir görev bu.”
Edebiyat
Hiçbir zaman yalnız olduğundan daha az yalnız değilsin.
Reklam