Teması aşk ve cinsel kimlik karmaşasından ibaret olan, hiçbir öğretici ve eğitici yanı olmayan bomboş bir kitap. Kitapta insanı derinden etkileyen bir olay yok. Yazarın üslubu sade ve anlaşılır olmasına rağmen yarıya kadar zor dayandım. Bu zamana kadar açık ara okuduğum en sıkıcı kitaptı. Yarım bırakmak zorunda kaldım. Bu kitabı okumakla zaman harcamak yerine daha faydalı eserler okunabilir. Milan Kundera'nın okuduğum ilk kitabıydı. Bu kitabından sonra başka bir kitabını okur muyum bilemiyorum.
Yaşam Başka YerdeMilan Kundera · Can Yayınları · 2015579 okunma
7/10
·246 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 14:30
Çocukluğumdan beri peşimi bırakmayan, karakterimin bir parçası haline gelmiş ve değiştirilmesi gerekip gerekmediğinden bir türlü emin olamadığım baskın bir özelliğim var: Hız. Hayatın her alanında hep hızlıyımdır. Karar verirken de bir işi uygulamaya koyarken de acele ederim; aklıma bir fikir düştüğü an onu hemen o saniye hayata geçirmek isterim. Halk arasında "tez canlılık" denilen bu durum, uzun yıllar boyunca benim ritmim oldu. Ancak 30’lu yaşlarıma adım atmamla birlikte zihnimde yeni bir soru filizlendi: "Acaba daha yavaş olsam, hayattan ve anlardan daha mı çok zevk alırım?" İşte bu içsel sorgulama beni bir arayışa itti ve bu konuda okumalar yapmaya karar verdim. Kemal Sayar’ın kaleme aldığı Yavaşla, yazardan okuduğum ilk kitap oldu. Açıkçası bu okumaların sonunda kendimi değiştirir miyim ya da bunu başarabilir miyim, inanın ben de bilmiyorum. Dört bölümden oluşan kitabın, benim bu eseri elime alma amacımla doğrudan örtüşen ve bana en güzel gelen kısmı "Yavaş Güzeldir" bölümü oldu. Kitabın genel yapısına baktığımızda, her bölümde dörder beşer sayfalık, okuyucuyu yormayan kısa metinler yer alıyor. Bu metinlerin her birinde farklı konular işlenmiş ve her bölüm kendi içinde başarılı bir bütünlük yakalamış. Ne var ki ben tüm kitabın baştan sona "yavaşlamak" felsefesi üzerine kurulu olduğunu düşünerek okumaya başlamıştım; nasıl yavaşlayabileceğime dair pratik ya da felsefi cevaplar bulacağımı umuyordum. Kitap, bu beklentimi karşılama noktasında beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Kitabın finaline doğru yönümüz birden siyasete evrildiğinde, kendimi "Ben buraya nasıl geldim?" diye sorgularken buldum. Hani biz yavaşlık diyorduk ne oldu? Ancak bu tematik dağınıklığa rağmen, yazarın dili oldukça akıcı. Metin boyunca yaptığı özgün kavramlaştırmalar kesinlikle çok güzel,
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Akıp giden bu dünyada, neler kaçırıyoruz?
9/10
·120 syf.··
2026 150. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 13:16
Bir şeyleri daha iyi görebilmek, anlayabilmek ve hatırlayabilmek için hızımızı yavaşlatmalıyız. Tam tersine, bir şeyi unutmak için hızlandığımız, kaçtığımız, harekete geçtiğimiz gibi... Modern teknoloji ile birlikte, hayatımızda her şey hızlanmaya başladı. Araba sürerken, yürürken, bir video izlerken çarpı kaç yapıyoruz hızı? Ve niçin? Unutmak için mi? Hayatı ıskalamak için mi? Görmemek için mi? Nereye koşuyoruz? İnsanı bu gibi sorgulamalarla başbaşa bırakan, bunu bir şatoda farklı hikayeler ve karakterler üzerinden anlatan, benim çok sevdiğim bir kitap oldu Yavaşlık. Üstelik daha o zaman bu korkunç hızlı internet çağı başlamamışken bunları yazabilmesi inanılmaz bir öngörü.
YavaşlıkMilan Kundera · Can Yayınları · 20181,624 okunma
Beğenmedim, Önermem
3/10
·152 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 14:33
Ben ne okudum, diğer insanlar ne okudu. Yavaş ve hızlı olmak, haz almanın ve hayatın tadını çıkarmanın anlatısı olarak övüldüğünü gördüğüm kitapta, bu anlatıya asla rastlamadım benim okuduğum bambaşka bir çorbaydı, eğer maksat yavaşlığın ve hızın felsefesini yapmaktıysa bu çok daha farklı şekillerde çok daha ilginç anlatılabilirdi ben beğenmedim. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve muhtemelen okuyacağım son kitabı olacak. Eğer 18. yüzyıl şövalyesinin yavaşlığı ile 20. yüzyıl insanının aceleciliğinin eleştirisi olarak görüyorsanız ve bunu kitabında güzel aktardığını düşünüyorsanız tebrikler ben okurken asla bunun verilmek istediğini hissetmedim aksine yazarın erotik ve kaba anlatısında içindeki mağara adamının kaleminin çatlaklarından fışkırıp taştığını gördüm sadece, yazar bunu eleştirmek istiyor zaten diye düşünseniz de dili, anlatımı ve kullanmayı seçtiği sözcükler kendini ele veriyor. Samimiyetine güvenemedim, kitap bir şaka diyip metni ve içeriği ciddi almaya gerek yok diyenler için diyebileceğim tek şey güldürmedi.
YavaşlıkMilan Kundera · Can Yayınları · 20151,624 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
youtu.be/gTcWngjtcQM Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarimizi gelecekteki hayatlarimizda gideremeyiz; bu nedenlede ne istedigimizi bilemeyiz. Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın? Yaşamın hep bir taslak gibi olması da bundandır işte.
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Puan vermedi·315 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
Alman atasözüyle: Einmal ist keinmal - "Bir kere olan şey, hiç olmamış sayılır." Ancak yaşamlarımız da bir kere yaşanır. O zaman koca bir hiçlik mi?Kitap Nietzsche'nin ebedi dönüş mitiyle açılış yapıyor. ​Her şey aslında sonsuz bir döngüyle tekrarlanır. Nietzsche bize şu soruyu sordurur: Şu an yaptığın şeyi, sonsuz kez tekrar etmeye razı olacak kadar büyük bir arzuyla mı yapıyorsun? Eğer bu düşünce seni eziyorsa, hayatını yanlış yaşıyorsun demektir. Eğer bu düşünce seni coşturuyorsa, hayatının hakkını veriyorsun demektir. ​Kundera da der ki: Nietzsche’nin ebedi dönüş miti doğru olsaydı, hayatımız çok ağır ve anlamlı olurdu. Ama ne yazık ki doğru değil. Biz sadece bir kez yaşıyoruz. Birçok şey sonsuz döngüde tekrarlanıyor olsa da her tekrarda başka başka kişileriz. Belki de her seferinde başka kişilere dönüşebilme cesaretini gösterdiğimiz ölçüde anlamlı bir şekilde var olabiliyoruz. Kitap her ne kadar aralara felsefi düşünceler sıçratsa da aslında dört karakterin hayatından kesitler veren bir roman. Hayatı, varoluşun hafiflik ve ağırlık cephesiyle ele alıyor. Hafiflik; kök salmayı reddetmek, sorumluluklardan kaçmak, bağ kurmayı istememek, anı yaşamaktır. Ağırlık ise; sadakat, sorumluluk, hayata anlam yüklemek, açıklık ve net karar alabilmektir. Bu çerçevede bu dört karakterin ilişkileri, çatışmaların yaşandığı bir alan haline gelir. Hele ki işin içine kelimelere yüklenilen farklı anlamlar, felsefi düşünce farklılıkları, travmalar vs girince ortam iyice savaş alanına döner. Peki - hafiflik ve ağırlık cephesinden bakacak olursak- Kundera şunu sorgular: Hayat provası olmayan bir oyunsa, doğru seçim hangisidir? Ben birçok konuda olduğu gibi bu konuda da dengeyi savunacağım. DENGE Hangi uca gidersek gidelim, o uç kendi iç çelişkisinde boğuluyor çünkü. Keyifli okumalar
Felsefe
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · İletişim Yayınları · 198613,2bin okunma