"Doktora gidecek vaktim de, takatim de yoktu. İlaç çekmecemi açtım, bulduğum bütün ilaçları atarım buraya. Bir antibiyotiğe başladım kendi kendime. Belli antibiyotiklik hastayım, bunu bilmek için doktor olmaya gerek yok, paralanıyor boğazım. Bir ağrı kesici aldım, iliklerime kadar ağrı içindeyim. Bir vitamin gördüm ilaçların arasında, bir tane ondan yuttum. Tam çekmeceyi kapatırken kutunun üstünde soğuk algınlığı yazdığını gördüm. Ben kesinlikle soğuk algınıydım, perişan etmişti o gece soğukları beni. Bir tane de soğuk algınlığı ilacı içtim. Boğazım yumuşasın diye de pastil aldım. Bir üstüme benzin döküp kendimi yakmadığım kaldı. Herkesin selameti için iyileşmek zorundaydım. Ve iyileştim."(KÜRT MEHMET'E İTHAFEN :))
"Yıllardır mahalle günü yaparız. Herkes iki eli kanda olsa gelir. Başta öyle anlaştık. Herkes işini ona göre ayarlasın, yok öyle ben gelmem param yürüsün demek, dedik. Hasta olan maske takıp geldi. Yatalak kaynanasını kucaklayıp getiren mi ararsın, yeni sünnetli oğlunu yanında getirip yatıran mı¿ Bir sene Nurgül'ün günü 1 Mayıs'a denk geldi, çok bastırdılar tatil olsun diye ama yapmadık. Nesrin "Kocam evde ben gelemem"dedi. "E canım bir seninkine bayram değil ya, bizimkiler de evde." İkna olmadı. "Biz de işçiyiz, ev hanımıysak biz de işçiyiz, tatil yapalım"dedi. "Tatil değil bayram yaparız, günü bırakmayalım"dedik. Bırakmadık. Nesrin kocasını da getirdi güne. Hep beraber salonda türkü söyleyip, halay çekip bayram yaptık."
"Muzaffer bey en çok kiracıları bezdirdi. Bizim her ay bir günlük mesaimiz, kiracıları tek tek arayıp, "Yarın kira günü olduğunu hatırlatırız" demekti. Adam zaten getirecek parayı, neden arıyoruz?. Ama hiç dinletemedim. Sonra onu kendi silahıyla vurayım diye düşündüm. Üç kuruş kira için adamları arayıp dünya telefon faturası ödüyoruz