Siyasi kanaatlerimiz istikrarsız, yüzeysel ve irrasyoneldir, bilgiye dayanmaz; kutuplaşma büyük ölçüde duygusal bir fenomendir: Özdeşleşemediğimiz insanlara güvenmeyiz; "biz"e dahil değillerse onlardan nefret etmeye başlarız, halbuki ortaklıklarımız aslında farklılıklarımızdan fazladır.
Siyasi kutuplaşma nihayetinde temelde ideolojik değil, tamamen duygulanımsal bir fenomendir. Daha önce de söylediğim gibi, hiç de farklı fikirlerde değiliz, sadece birbirimizden nefret ediyoruz. Siyasi taraflar arasında gitgide artan bu düşmanlık, anketlerden örtük ölçüm yöntemlerine ve ekonomik oyunlardaki gözlenebilir davranış farklılıklarına kadar her türlü veride kendini gösterir. İdeolojik karşıt gruplardan hoşlanmama, muhtemel ırkçı önyargılardan bile çok daha güçlüdür.
Devletler Arası İlişkilerde Denklik İlkesi
Gözlerden kaçmış olabilir. Farkındalık üreten etik ahlak anlayışından kaçmaz.
Rusya devlet başkanı ülkemizde atanmış bir dış işleri bakanı ile görüşme yapıyor.
Bunun diplomasi de karşılığı şudur;
Devlet başkanı ülke açısından karşı devletin devlet başkanı artık muhatabım değil demektir.
Buna alet olan öteki ülkenin yetkilisi ise beni muhatap olarak görebilirsiniz demektir.
Silah düşman ve savaş üreten tüm ülkeler dünya siyasetini her ne kadar biz kimsenin iç işlerine karışmıyoruz deseler bile bu tür ilişkiler kirli yön ve yöntemlere dönüşebilir..
Birilerinin Türkiye, Çin ve Rusya ittifakı önerisi hangi kuklacının fikri ise karşı tarafın da öteki karanlık geçmiş ile iş tutuyor olması arasında ülkemiz bir seçime kutuplaşma yoluyla hazır ediliyor demektir.
Rusya, Çiningiliz ortaklığı ile yan yana gelmiş ise bu tavırda yine Filistin'de Osmanlı devleti zamanında bugün ki terörist yapıyı devlet olması için o bölgeye yerleştiren üçlünün İngiltere Rusya ve Osmanlı padişahı olduğu gerçeğini hatırlatıyor.
İkinci Mahmut ile başlayan çöküş sonrası ikinci Sultan Abdülhamit döneminde galata bankerlerinden alınan borçlar ile saraylar inşaa ediliyor halk ihtişam karşısında aldatılır iken Türk ordusu tüm cephelerde savaş tuzağına düşürülerek Anadolu'nun iki katı büyüklüğünde toprak kaybediyordu.
Bugün amaç ise yüz yıl önce ki kuyruk acısı hınç bin yıllık kin gereği Mustafa Kemal Atatürk engeli dolayısıyla yüz yıl ertelenen niyet yerli işbirlikçi niyetler ile yeniden sahneye konuluyor..
Mevcut dışişleri bakanı Suriye'ye bir hafta içinde emevi camisinde namaz kılarız dendiği zamanlarda o günkü başbakan terör sayesinde oyumuz arttı iktidar olduk diyordu. Bop projesi eşbaşkanı buna yine ses etmiyor hatta o gün ulusal istihbarat başkanı iken
Seçimlerden sonra kurulan bakanlar kurulu, o dönemde yetmişlerinde olan deneyimli Bülent Ecevit'in liderliğinde kurulan bir DSP, MHP ve ANAP koalisyonuydu. Aşırı sağla demokratik solun güçlerini bir koasliyonda birleştirmeleri şaşırtıcı gelebilir ama aslında ideolojik birçok ortak nokta vardı. Her iki parti de had safhada milliyetçiydi ve güçlü bir devlete inanıyordu.