• "Benim adım Kvothe.Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım.Trebon kasabasını yakıp kül ettim.Felurian'la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim.Çoğu insanın kabul edildiğinden daha küçük bir yaşta üniversite'den atıldım.Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim.Tanrılarla konuştum,kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım.

    Belki beni duymuşsunuzdur."
  • 1142 syf.
    ·4 günde·Beğendi·8/10
    İlk kitaba göre daha az zevk aldım maalesef.Kvothe'nin bulunduğu dünyanın ve hikayenin daha fazla genişleyeceğini beklerken umduğumu bulamadım.Elodin favori karakterlerim arasındaki yerini sağlamlaştırdı.Yazar ilk kitapta sordurduğu bazı soruların cevaplarını verip,yeni sorular sordurmaktansa,hiçbir soruya cevap vermeyip okuyucu bir sürü yeni soruyla baş başa bırakıyor.3.kitap son kitap olucak ve cevapların hepsi oraya bırakılmış gibi.Son kitap uzun süredir çıkmadığı için acaba hikayeyi bağlayamadı mı şüpheleri doğdu bende maalesef.Son kitapta bu seriden ya çok memnun ayrılacağımı ya da büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağımı hissettirdi 2.kitap bana.





    (Spoiler)

    Bu öykü sadece üniversitede geçse bile zevkle okuyacağımı farkettim.Kvothe üniversiteden ayrıldıktan sonra kitap beni biraz sıktı.Özellikle Maer ve Felurian kısımları.Ademlerin yanına gittikten sonra tekrar akıcılığa kavuştu hikaye benim için.Hikayenin en başında yaptıklarını kısaca anlattığı kısımdan ise sadece prenses kaçırması ve üniversiteden atılması gerçekleşmedi.Chandrialılar ve Amyrliler hakkında yine bir hikayeden fazlasını öğrenemedik.Üniversiteden atılmasını bu kitapta beklesem bile gerçekleşmedi.Hikayenin başlarında ufak bir yaşta atıldığını söylemişti Kvothe.Hikayesini anlatırken kaç yaşında olduğu ise hâlâ bir muamma.Yani 3.kitabın başlarında atılıp sonra bir prenses kaçırma ihtimali epey yüksek.Ama güçlerinin niye köreldiği ya da gidip küçük bir kasabada niye hancılık yapmaya başladığı başka muammalar.Bast’ın Chandrialıların isimlerine verdiği tepkiden Kvothe’nin Köz ile ufak karşılaşmaları haricinde Chandrialılarla karşılaşmadığı belli oldu gibi.Bitmiş bir öyküyü dinlemediğimiz kesinleşti.Köz niye diğerlerinden ayrı bir şekilde bir haydut grubunun başındaydı ya da Kilipsiz kutusunda ne var?Bast’ın olayı ne?


    (Spoiler)
  • 1142 syf.
    ·19 günde·Beğendi·9/10
    Birinci kitap aç karnına yenilen güzel bir yemek gibiydi. Çok sevdik, bayıldık. İkinci tabağı aldık. Ama artık karnımız doymuştu, ilk tabak kadar lezzetli olsa da aynı keyfi alamadık hatta biraz fazla bile geldi.
    Yine hikaye içinde hikaye. Hepsi ilginç, keyifli. Ama yine üniversite ile başlayınca acaba Harry Potter gibi mi olacak dedim; her yıl bir kitap? Neyse ki okuldan ayrıldı, Kvothe'nin nasıl savaşçı olduğunu öğrendik. Neredeyse herkesin hem fikir olduğu gibi fey aleminde geçen kısım can sıkıcıydı. Uzun bir kitap olmasına rağmen hızla okuyup bitirebildim ama çok fazla birşey öğrenemeden yine bitti. Bakalım üçüncü kitapla sonlanacak mı?
  • Kvothe başını salladı. “Teccam da aynı şeyi söylerdi: Yüz kilometre yürümeyen hiçbir insana cesur denemez. Kim olduğunla ilgili hakikati öğrenmek istiyorsan adını bilen kimse kalmayana dek yürü. Seyahat büyük bir eşitleyici ve öğretmendir. İlaç kadar acı, ayna camı kadar zalimdir. Uzun bir yol sana kendini yüz yıl boyunca düşünmekten daha iyi anlatır.”
  • 1142 syf.
    ·89 günde·6/10
    Herkesin eline alınca bırakamayıp kısa sürede bitirdiği bu kitabı ben en uzun sürede okuma rekoru falan kırmış olabilirim, biraz benimle ilgili olan sebeplerden ve çoğu da kitapla ilgili olan sebeplerden.

    Serinin üç kitap olduğunun ve bunun da ikinci kitap olmasından dolayı konuların biraz ilerlemesini ya da bilmiyorum Kvothe'nin neden basit bir hancı olarak her şeyden vazgeçip inzivaya çekilişine sebep olan olaylara biraz giriş yapılmasını bekledim. Tabii ki bütün düğümün bu kitapta çözüleceğini düşünmedim ama birkaç sorunun cevabını almak isterdim. Ancak sonuna geldiğimde elimde nerdeyse hiçbir şey yoktu ve kitabın gereksiz yere uzatıldığını düşündüm.

    Kvothe'nin üniversite maceraları eğlenceli ama gereksiz uzatılmış, Maer'in yanındaki olaylar ilgi çekici ama gereksiz uzatılmış (ve adama da bayağı şaşırdım, kur yaptığı kadına mektuplarını bile Kvothe'ye yazdırıyordu yuh yani), sonra tamamen neden olduğu tam anlaşılmayarak Kvothe'nin birtakım haydutları uzun uzun araması (belki sonundaki Chandrialılarla ilgili minicik bilgi için burayı çok da eleştirmek istemiyorum), bir ara yine bir anda Kvothe'nin kendini efsanevi Felurian'ın yanında bulması merak uyandırıcı ama çok fazla uzatılmış (Cthaeh kısmı sorulara cevap olacak gibiydi ama ne hikmetse önemli olan bu kısım da kısa kesilmişti), Felurian'ın yanından ayrılıp da Ademre'ye gidip uzun uzun Ketan ve Lethani eğitimi alması (evet Lethani düşünce olarak ilgi çekici ve Ademre'dekilerin el hareketleriyle duygu yansıtmaları gibi kısımlar etkileyiciydi ama anladık yani aq tamam siz hepiniz muhteşem ileri seviyesiniz biz barbarız, bunu bir milyon defa söyleyince artık etkisi geçip sadece can sıkıcı oluyor), dönüş yolunda yine gereksiz bir sahte Edema Ruh vakası yaşanması ve nihayet asıl merak uyandıran kısımlara gelince de kısa kesilip neredeyse paldır küldür bitirilmesi canımı sıktı. Yani bu kadar sayfanın olduğu bir kitapta çok az bir zaman dilimi verilmişti ve üçüncü kitabın daha uzun bir zaman dilimini nasıl kapsayacağı merak konusu benim için.

    Karakterlerde de ilk kitaptakinden pek fark yoktu, yeni karakterlerde de sevdiğim ve anlam veremediklerim oldu. Ancak ilk kitaptan beri olan ve Kvothe'nin abayı yaktığı Denna niyeyse seni de karakter olarak pek sevemiyorum, yine de yaşadıklarına dair verilen azıcık bilgi biraz sana ısınmamı sağladı. Keşke haminin kim olduğuna da minicik değinilseydi, neyse.

    Bilmiyorum genel olarak olumlu yorum alan bu serinin beklentimi pek karşılamaması ve dediğim gibi merak unsurunu hiç tatmin etmeden, en azından şimdilik alakasız görünen bölümlerin aşırı uzatılmasından dolayı ben biraz sinirliyim sanırım bu kitaba. Yine de son kitap çıkınca onu da okumaya niyetliyim.

    Son olarak Elodin seni hep sevdim hayatım, en sonunda derslerinde uyguladığın mantığı Kvothe'nin de kavramasına sevindim. Umarım sonrasında da seni bol bol görürüz. Hatta senin hakkında bir kitap da yazsa fena olmaz sanki yazar. Neyse öncelikle yıllardır yazılmayan son kitap gelsin de bakarız.
  • 1142 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kvothe’un macerasını okurken Müslüm filmini de izledim. Kvothe için yapabileciğim en iyi yorum Müslüm’ den gelebilir. ”Yakarsa dünyayı garipler yakar.”
  • "... Adım Kvothe. Aşağı yukarı 'Kıvote' diye okunur. İsimler önemlidir, çünkü size bir insan hakkında çok şey söylerler. Birinin duymaya hakkı olduğundan çok daha fazla isim duydum.

    Ademler bana Maedra derler. Telaffuz şekline bağlı olarak bu, "Alev", "Gök Gürültüsü" ya da "Kırık Ağaç" anlamına gelebilir.

    Beni görecek olursanız "Alev" ismi hemen aklınıza gelir. Parlak kızıl saçlarım var. Birkaç asır önce doğsaydım herhalde iblis diye yakılırdım. Saçımı hep kısa kessem de pek asidir. Kendi haline bırakılırsa dimdik durur ve beni alev almışım gibi gösterir.

    "Gök Gürültüsü" adınıysa, güçlü bariton sesime ve küçük yaşlarda aldığım epey bir sahne eğitimine borçluyum.

    "Kırık Ağaç" adını hep önemsiz buldum. Tabii şimdi düşününce, bunun kısmen de olsa gerçeği yansıttığını kabul etmeliyim.

    İlk hocam bana E'lir derdi, çünkü akıllıydım ve bunun farkındaydım. İlk sevgilim bana Dulator derdi, çünkü telaffuzu hoşuna giderdi. Bana Shadicar, Eli Hafif, Altı Tel dendiği de oldu. Kansız Kvothe, Esrarengiz Kvothe, Kralkatili Kvothe de dediler. Bu isimlerin hepsini hak ettim. Hepsinin bedelini ödedim."

    "... Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian'la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın alındığından daha küçük bir yaşta Üniversite'den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan, ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım.

    Belki beni duymuşsunuzdur."