Acımasız bir adamdım ve kibirlivdim lâkin bazen bu iki duygumu zekâmla kamufle ederdim, Alper'i öldürmemiştim çünkü Gencerin bir sonraki adımını görmek istemiştim. Babası kardeşini infaz ettiğinde ne yapacağını bilmem gerekiyordu. Doğu'nun canını sevdiği insanı elinden alarak yakabilir, ona bu düinya üzerindeki en büyük acı dolu dersi verebilirdim ama halihazırdaki düsmanlarıma bir yenisin eklemek akıllıca değildi. Benim herhangi bir durumda kullanabileceğim, elimin altında, hazır bekleyen bir maşaya ihtiyacım vardı, Ve bir taşla iki kuşu vurarak hem Gençer'i hem de Doğu'yu Erman Kavas'in düşmanı haline getirerek kendime yeni oyuncaklar edinmiştim. Doğu ve Gencerin intikam hırsı sandığım kadar yoğun olursa Erman Kavas konusunda kendimi yormama bile gerek kalmayacaktı.
Dini Bilgiyi ve Din Dilini Yenileyemedik
Geçmiş âlimlerin görüşleri, kitapları bizim için örnektir. Metodlarını bilmek bakımdan önemlidir. Bunlardan yararlanabilirsek, ufuk açıcı, geliştirici olur, ama gerektiği gibi yararlanamazsak, bizim için ayak bağı hâline gelirler. Nitekim, tartışamıyorsun şimdi önceki din bilginlerinin fikirlerini... "Falan zat bu konuda şöyle demiştir" dediği zaman sanki yegâne doğruyu o söylemiş gibi, düşünceye kilit vuruluyor
İlk dönem din bilginleri, örneğin, “Kur'ân mahlûk mudur, değil midir?" gibi derin bir konunun dahi tartışmasını yapabilmişler... Yani, Kur'ân Allah kelâmı, evet ama; harfe, sese dönüştükten sonra mahlûk mu oluyor, ezelîliğini kaybediyor mu? tartışması yapılabilmiştir. Bakın, yüzyıllar boyu devam etmiş bir konudur bu. Bu tartışmanın bize lâzım olan tarafı şudur: eski din bilginleri, Kur'ân'ın mahluk tartişabiliyorlar. Lakin bunu tartışan ulemanın herhangi bir konudaki fikirlerini biz bugün tartisamiyoruz.
...Müslümanları mal mülk kavgası sebebiyle dinden, İslam'dan uzaklaştırdılar. Çünkü Peygamberimizin sav müjdesinin içinde bir uyarı da buydu. Mal sevgisi sizi yenecek. Düşmanlarımız bunu iyi kullandı ve başardılar. İslam, İslam'dır lakin Müslüman o Müslüman değil.
Ah biçare kadınlar, neler çekermiş. Biz erkekler onları kukla değerinde kullanıyoruz. Yolda serbest ve rahat yürümelerine mani oluyoruz. Bu ne rezalet. Ne küstahlık. Bir erkek tanımadığı bir başka erkeğe rastlasa yüzüne bakmaz, söz söylemez. Lakin tanımadığı ve daha önce görmediği bir kadına rastladığı anda gülerek yüzüne bakmaya, söz söylemeye başlar ve kovsalar bile yanından ayrılmaz. Demek oluyor ki biz, kadınları insan sırasına koymuyoruz. Kendimizi eğlendirmek için onların ruhunu sıkıyoruz.