Kuşkusuz, kişisel çaba harcamaya duydukları isteksizliği, üniversiteye girerken de yanlarında götürecekler. Kaldı ki bunun çok bir zararı olmayacaktır zira hiçbir sınav ,adayın ne olduğuyla nasıl bir değere sahip olduğuyla ilgilenmez. Sınanan sadece, belleğinin durumu ile bildiklerinin düzeyi ,onda nasıl bir iz bıraktığıdır.
Örneğin, felsefe sınıfı öğrencilerini ele alalım: Onlar, bitirme sınavlarının teşviki altında oldukları sürece iyi öğrencilerdir. Gayretlidirler ve genellikle düzgün çalışırlar ama ne yazık ki derin düşünmezler. Bu zihinsel tembellik, sadece sözcükler üzerinden düşünme eğilimine dönüşür, daha ileriye gitmez ,Psikoloji üzerine çalışırken, hiçbirinin aklına doğduklarından beri uygulamalı psikoloji yaptıkları gelmez, aynı Mösyö Jourdain'in farkında olmadan nesir yapması gibi.Kendilerine bakarak kişisel örnekler bulmanın kitaplarla söz edilenleri ezberlemekten çok daha kolay olacağını düşünmezler bile.Hayır, çünkü düşünmektense ezberlemeyi yeğlemek gibi karşı konulmaz bir eğilime sahipler. Belleklerine böylesine gereksiz yükler bindirmekten duydukları korku ,en küçük kişisel bir çaba içine girmenin vereceği dehşet hissi yanında hiç kalıyor.
.. aklımızdaki duygu ve düşüncelere, otelde kalan insanlar muamalesi yaparsak bizim için sâdece birer yabancı olurlar ve çok geçmeden unutulup giderler.
Gregor bir sabah kendini yatağında bir böcek olarak bulur bu salt bir değişim değil fakat "başkalaşım"dır. O insanlığını koruyarak değişim geçirmemiş ;artık farklı bir canlı türü olmuştur. Dönüşüm, hiyerarşi ve otorite düşüncesiyle temellenen, bu amaçla sözü edilen düşünceyi önce aile kurumu içerisinde odaklaştıran toplum içerisindeki bireyin tragedyasıdır. Gregor "dönüştüğü" güne değin çeşitli kölelikler içerisinde yaşamış bir toplum parçasıdır ;işyerinde köledir;aile çevresinde köledir ve zincirleri içerisinde uslu oturduğu sürece de benimsenip sevilir. Başkaldırısı bilinçaltında başlar;bu bilinçaltı, kendine uygun biçimi yaratır: Gregor'un böceğe dönüşmesi, gerçekte artık başkalaşmasıdır. Böceğe dönüştüğü andan başlayarak, toplumun ve ailesinin ona ilişkin - onu tutsak kılan-beklentileri, artık sonuçsuz kalmaya yargılıdır;böceğin iğrençliği, çizgisi sürüyle uyuşmayan bağımsız bireyin iticiliğiyle özdeştir. Anlatıda toplumu simgeleyen aile, önceleri ümidini yitirmez;yeni Gregor'a hareket alanı sağlayabilmek için, odasının biraz boşaltılması gerektiğini düşünür. Ama anne buna karşı çıkar ve ilginç olan, karşı çıkış gerekçesidir: "Bence en iyisi, odayı eskiden nasıl idiyse aynen öyle korumayı çalışmamızdır,böylece Gregor yine aramıza döndüğünde herşeyi eskisi gibi bulur, arada olup bitenleri unutması da o ölçüde kolaylaşır." Annesinin bu sözlerine göre, Gregor'un sürüye dönebilmek için böceklikten çıkması ve sürüye yeniden ayak uydurabilmesi için böcek olduğu dönemi unutması gerekir. O zmn yine anne ve babasına uyabilecek ve içinde yaşadığı topluma yeniden" hizmet "edebilecektir. Ancak eserin sonunda Gregor'un" insan" olmasından artık ümidini kesen ailesi, Gregor'u gözden çıkarmışlardır. Gregor yaşamanın anlamsız olduğuna kanaat getirir.
''Size yüksek kazanç sağlayacak bölümü değil, sevdiğiniz bölümü seçin'' derdim. "Üniversitesi sınavına yeniden girin. Bir yıl kaybedin, iki yıl kaybedin; ziyanı yok. Yeter ki, sevdiğiniz ve yetenekli olduğunuz mesleği seçin" derdim. "Ömrünüz boyunca sevmediğiniz bir işte çalışmanın sizi ne kadar mutsuz edeceğini, hayatınızı nasıl zehir edeceğini sakın unutmayın" derdim.