CC

CC
@lastDance_
Tekniker
Önlisans
8 Şubat
94 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Pia mater incelemesi
Puan vermedi·424 syf.··
2025 27. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 22:42
**Pia Mater’i sadece bir nörobilim kitabı gibi okumak büyük bir haksızlık olur. Çünkü bu kitap, beynin kıvrımlarını anlatırken aslında insanın hayata verdiği tepkileri çözüyor. Serkan Karaismailoğlu burada “beyin böyle çalışır” demekten çok, “sen böyle tepki veriyorsun” diyor. Aradaki fark ince ama sarsıcı. Kitabın kurgusal omurgası üstü kapalı konuşalım Perit, Meryam, Tesla ve Alef üzerinden ilerliyor. Bunlar birer karakterden çok, zihinsel duruşlar gibi. Bazen bir olay karşısında mantığa sığınan tarafın oluyorsun, bazen sezgine yaslanan, bazen de her şeyin anlamını çözmeye çalışan o sessiz noktada kalıyorsun. Kitap bu geçişleri sana fark ettirmeden yaptırıyor. “Şimdi karakter değişti” demiyor; sen değişmiş oluyorsun. Asıl mesele de burada başlıyor. Aynı olaya farklı insanların verdiği tepkilerin, aslında ne kadar öngörülebilir olduğunu gösteriyor. Özgür irade sandığımız şeyin, çoğu zaman geçmiş deneyimlerin, korkuların ve beynin seni koruma reflekslerinin bir sonucu olduğunu fark ediyorsun. Bu fark ediş, insanı küçültmüyor; aksine daha gerçek kılıyor. Pia Mater’te bilim, hikâyenin arkasında yürüyen sessiz bir gölge gibi. Ön planda ise insan var: kırılan, kaçan, direnen, anlam arayan insan. Bu yüzden kitap “öğretici” değil, ayna gibi. Baktıkça kendinden parçalar görüyorsun ama hangisinin sen olduğundan emin olamıyorsun. İkinci kitaba yapılan göndermeler de bir devam hissinden çok, bir derinleşme çağrısı gibi. Sanki yazar şunu diyor: “İlk soruyu sorduk, şimdi cevabı taşımaya hazır mısın?” Hazır olmayan için bu sadece bilgi olur; hazır olan içinse yüzleşme. Ben bu kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: İnsanlar olaylara verdikleri tepkilerle tanımlanıyor. Ama o tepkilerin kaynağını anlamak, insanı hem daha sakin hem daha dikkatli yapıyor. Pia Mater bunu bağırmadan, kanıt
İnceleme
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tutunamayanlar inceleme yazısı
8/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 23:57
Tutunamayanlar – Geç Kalanların Erken Gelen Romanı Bir Zamanlar Lise Yıllarında Başlayıp, Otuzlarında Bitirilen Bir Kitabın Ardından... Bazı kitaplar vardır, yaş seni bulmadan sen onları bulursun. “Tutunamayanlar” benim için işte öyle bir şeydi. Henüz neye tutunduğumu, neye tutunamadığımı bile bilmeden karşılaştım onunla. Lise yıllarımda, başını sonunu anlamadan ama bir şekilde etkilenerek okudum. Ya da daha doğru bir ifadeyle: Okuduğumu sandım. İlk denememde yarıda bıraktım. Hakkı veremedim. Belki de haklıydım, çünkü bu kitap yaşanmadan anlaşılacak bir şey değilmiş. Bir ay sonra yeniden başladım, inadına bitirdim. Ama bittiğinde içimde bir şeyler eksikti. Hani bir rüyayı hatırlarsın ama anlamlandıramazsın ya... öyle bir eksiklik. Cümleleri kavramıştım belki ama derdi geçmemişti içime. Yıllar geçti. Ben değiştim. Zaman öğüttü beni. Ve geçen hafta, 31 yaşımda, bu kez romanı dinleyerek tamamladım. Kulaklıkla; yürürken, serviste, fabrikada çalışırken, dalgın gözlerle bankta otururken… Belki de ilk kez duydum bu kitabı. Bu kez sözcükler daha ağır geldi. Çünkü artık onların ne demek istediğini biliyordum. “Olric” sadece bir hayal değil, bazen geceleri içimde konuşan o ses olmuştu. Selim Işık’ın sessiz çığlığı, kendi içime tuttuğum bir ayna gibiydi artık. Oğuz Atay bu romanı yazarken sadece bir karakter yaratmadı; bir kuşak yarattı. Bize, içimize gömdüğümüz o tutunamama hissini tarif etti. Kıvranan, sorgulayan, sistemin çarkına sığamayan, güldüğü halde ağlayan bir insanı... İkinci okuyuşumda fark ettim: Bu kitap kolay okunmuyor çünkü kolay yaşanmıyor. Onu anlamak için belki birkaç kere tökezlemek, vazgeçmek, hayal kırıklığına uğramak gerekiyor. İlk okuyuş, sadece giriş kapısı. Gerçek metin, yıllar sonra açılıyor. Bu yüzden bu romanın eleştirisi, onun yapısından çok
İnceleme
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Gördüğüne Asla İnanma İnceleme Yazısı
Puan vermedi·448 syf.··
2025 6. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2025 12:30
Kitaba aşık oldum. Sonlara doğru kalp atışım yükseldi onun öncesinde son kurbanlarla beraber artık katil durdurulmalı diye bağırmak istedim. O derece sinirle karışık heyecan içerisinde kaldım. Şimdi huzurlarınızda GÖRDÜĞÜNE ASLA İNANMA Bazı kitaplar vardır, okurken cümleleri tüketmezsin; cümleler seni tüketir. "Gördüğüne Asla İnanma" tam olarak böyle bir kitap. İlk sayfayı çevirdiğin anda, klasik iyi-kötü ikileminin ötesine geçiyorsun. Bu bir hikâye değil; bu bir psikolojik tuzak. Bu bir gerçeklik illüzyonu. Bu bir aydınlıkla gölgenin evliliği. Başkarakter — vampirlikten kurtluğa evrilen, sonunda psikoloji öğretim üyesi olarak karşımıza çıkan o esrarengiz figür — insanın iç doğasını, karanlık dürtülerini ve inkâr etmeye çalıştığı tüm gölgeleri temsil ediyor. Onun yüzü pürüzlü, gülüşü yanlış bir akor gibi tedirgin edici. Ama asıl korkunç olan, yüzü değil: Sana kendini sorgulatan sözleri. Onun derslerinde sadece bilgi yok; bir virüs var. Bilinçaltına ekilen tohumlar var. Ve zamanla büyüyüp gerçeğin yerini alan yanılsamalar... Kitap boyunca sürekli bir çatışma hissi yaşıyorsun: Ne gördüm? Ne hissettim? Hangisi gerçekti? Ve en sarsıcı olan: Bana gösterilen mi doğru, yoksa görmek istediğim mi?
İnceleme
Gördüğüne Asla İnanmaMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20182,937 okunma
Bülbülü Öldürmek
Puan vermedi
Harper Lee – Bülbülü Öldürmek İncelemesi Harper Lee’nin Pulitzer ödüllü romanı Bülbülü Öldürmek, adalet, önyargı ve masumiyet temalarını güçlü bir anlatımla ele alıyor. Hikâye, 1930’ların Amerika’sında küçük bir kasabada geçiyor ve olayları genç bir kızın gözünden takip ediyoruz. Roman, toplumun önyargılarıyla yüzleşen bir ailenin ve onları çevreleyen karakterlerin hikâyesini anlatırken, aynı zamanda büyüme sürecini ve vicdanın önemini de vurguluyor. Ana karakterin babası, sadece mesleğiyle değil, ahlaki değerleriyle de unutulmaz bir figür olarak öne çıkıyor. Kasabanın gizemli karakterlerinden biri ise hikâyeye farklı bir boyut kazandırıyor. Harper Lee’nin yalın ama etkileyici dili sayesinde olaylar, okurun zihninde derin izler bırakıyor. Kitap, adaletin ve empati kurmanın gücünü hatırlatan nadir eserlerden biri. İnsan doğasını anlamaya yönelik düşündürücü bir hikâye arıyorsanız, Bülbülü Öldürmek kesinlikle okunmaya değer.
İnceleme
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,8bin okunma